Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/364 E., 2025/5441 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/364 E., 2025/5441 K. (17.09.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/364
Karar No
2025/5441
Karar Tarihi
17.09.2025

11. Hukuk Dairesi 2025/364 E. , 2025/5441 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1641 Esas, 2024/1797 Karar KARAR : Yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/282 E., 2022/133 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “...”, “...”, “...”, “...”, “... ...” ibareli tanınmış muhtelif markaların sahibi olduğunu, davalı gerçek kişinin bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “ıst ... pvc kapı pencere” ibareli 2020/09360 sayılı marka tescil başvurusuna itirazlarının Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, oysa “...” ibareli markaların 1979 yılında kurulan müvekkili tarafından maruf ve meşhur hale getirildiğini, “...” markasının alüminyum ve pvc profil sektöründe yaygın olarak bilinen tanınmış bir marka olduğunun TÜRKPATENT tarafından kabul edildiğini, müvekkilinin “...”, “...” ve “...” esas unsurlu markaların üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, karşılaştırılan markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereğince 17. sınıftaki emtiaların inşaat yapı malzemeleri olarak kabul edildiğini, müvekkili şirkete ait markaları oluşturan emtiaların inşaat sektöründe kullanılan yapı malzemeleri olması nedeniyle birbirleri ile benzer mahiyette, birbirini tamamlayan, birbirleri yerine ikame edilmesi muhtemel, benzer dağıtım kanaları aracılığıyla ile tüketiciye ulaştırılan, benzer ihtiyaçları gideren nitelikte ürünler niteliği taşıdığını, davaya konu başvurunun kötüniyetle yapıldığını, “...” ibaresinin müvekkilinin ticaret unvanının kılavuz unsuru da olduğunu ileri sürerek TÜRKPATENT YİDK’in 2021-M-7029 sayılı kararının iptaline ve 2020/09360 sayılı “ıst ... pvc kapı pencere” ibareli markanın tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; başvuru konusu markanın yayınından sonra davacı tarafından yapılan itiraz sonucunda Markalar Dairesi Başkanlığınca “...”, “...”, “...”, “... ...” ibareleri markaların benzer olduklarını ve kısmen aynı/aynı tür malları/hizmetleri kapsadığının tespit edildiğini, itirazın kısmen kabulüyle tescil kapsamında bulunan davacı markasının hizmetlerine benzer 19... . sınıfa dahil bazı mal ve hizmetlerin çıkarıldığını, tescil kapsamında kalan diğer mal ve hizmetlerin davacı markaları ile aynı/ aynı tür mal/ hizmetleri kapsamadıklarını, ilintili ya da ilişkili olmadıklarını, davacının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 6/5 hükmünde belirtilen şartların oluştuğunu ispatlayan delilleri sunmadığını, kötüniyetli başvuru yapıldığı ve marka üzerinde önceye dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının kanıtlanmadığını, SMK’nın 6/6 hükmü uyarınca başvuru markasının davacının ticaret unvanında aynen bulunmadığını, YİDK tarafından alınan kararın usule ve hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı şirket vekili, müvekkiline ait markanın farklı renk unsurlarıyla birlikte işaret ve yazı unsurlarından oluştuğunu, bütünsel algılamada benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkilinin kendi sektöründe özgün ve gerçek markalar ürettiğini, markalarını sınıfına uygun olarak kullandığını, davacının metal ve madeni döküm konularında faaliyet gösterdiğini, müvekkili ile davacının aynı iş kollarında yer almadığını, davacı markalarının tanınmış olmadığını, markalar arasında ayırt edici niteliği ön plana çıkaran çok sayıda unsur bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvurunun “ıst ... pvc kapı pencere” ibaresinden oluştuğu, dava konusu marka ile “...”, “...”, “...”, “...”, “...”, “... ...” ibareli davacı markaları arasında benzerlik olduğu, dava konusu marka ile davacının “İstanbul Ticaret Sarayı” ve “...” markaları arasında ise benzerlik görülmediği, davalı başvurusunun kapsadığı 17. sınıf ve 35. sınıfın 05 alt grubunda yer alan müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 07. 17, 20. sınıf bakımından SMK’nın 6/1 hükmü anlatımında karıştırma ihtimali bulunduğu, davalı başvurusunun kapsadığı 35. sınıf 05 alt grubunda yer alan müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 01. 02, 03, 04, 05.. 08, 09, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 18, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34. sınıf emtiaları açısından karıştırılma ihtimalinden söz edilemeyeceği, davacının tescilsiz bir üstün hakkının bulunmadığı, davacının fiilen faaliyette bulunduğu mal hizmetler yönünden delil sunulmadığından SMK’nın 6/6 hükmündeki iddianın ispatlanamadığı, SMK'nın 6/4 ve 6/5 hükmündeki koşulların oluşmadığı, davalı şahıs tarafından yapılan marka başvurusunun kötüniyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakla birlikte, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, davalı şahsın kötüniyetli olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, YİDK’nun 2021-M-7029 sayılı kararının hükümde gösterilen mal ve hizmetler yönünden sınırlı olarak iptali ile yine hükümde gösterilen emtiaları ile sınırlı olarak başvuruya konu markanın hükümsüzlüğüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilinin dava konusu başvurunun kötüniyetle yapıldığına dair istinaf itirazlarının incelenmesinde; davacının çok sayıda “...” asli unsurlu tescilli markalarının bulunduğu, davacı vekilinin, davalı gerçek kişinin ve onunla birlikte hareket eden ... ile ... Pvc San. Tic. A.Ş.'nin çok sayıda “...” ibareli benzer marka başvurularında bulunması nedeniyle kötüniyetli olduğunu ileri sürdüğü, dosya kapsamında yer alan 01.04.2019 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi’nde ... Pvc San. Tic. A.Ş.’nin başvuru tarihini kapsar şekilde tek ortağı ve yetkilisinin davalı ... olduğu, dava dışı ... Pvc San. Tic. A.Ş. ile davacı arasındaki başka bir dava dosyasında davalı ... Pvc San. A.Ş.’nin “...” ibareli başvurusunun, davacının “...” ibareli markaları ile benzer bulunduğu, anılan kararın onandığı, yine başka bir dava dosyasında ... Pvc San. A.Ş.’nin “istanbul sarayline” ibareli başvurusunun, davacının “...” ibareli markaları ile benzer bulunduğu, anılan kararın da onandığı, öte yandan yine davacı ile UYAP’tan ulaşılabilen nüfus kayıtlarına göre davalı ...’ın kardeşi olduğu anlaşılan dava dışı ... arasında görülen davada “davalı başvuru sahibi ...’ın dava konusu başvurudan önce çok sayıda yaptığı ... ibareli marka başvurularının davacının itirazı üzerine reddedildiği, davacının itirazına mesnet hem “...” hem de “...” ibareli markalarının bir araya getirmek suretiyle oluşturduğu görülen dava konusu “pen sarayı ... pvc ...” ibareli başvurunun, davacının markalarına özel bir yanaşma çabası içerisinde bulunduğu, dava konusu başvurunun kötüniyetli olduğu” kabulüyle verilen kararın da onandığının anlaşıldığı, hal böyle olunca, her ne kadar benzer marka başvurusunda bulunmak tek başına kötüniyetin varlığını ispata yeterli değilse de davalı ile yetkilisi olduğu ... Pvc San. A.Ş.’nin ve davalının kardeşinin ayrı ayrı çok sayıda “...” asli unsurlu marka başvuruları yaparak davacı markalarına yaklaşma gayretleri gözetildiğinde, davalı gerçek kişinin dava konusu marka başvurusunun kötüniyetli olduğunun kabul edildiği, esasen kötüniyetli başvuru durumunun mal ve hizmetlerle ilgili olmayıp, markanın tamamı ile ilgili olabileceğinden, kötüniyetli başvuru iddiası ile açılan davada, marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığı kanaatine varıldığında, kötüniyet tescilin tamamını kapsayacağı ve bölünemeyeceği (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.953), bu nedenle somut uyuşmazlıkta davalının kötüniyetli başvurusunun bütün sınıflar yönünden reddinin gerektiği, tescili talep olunan markanın, davacı markalarının uzun yıllardır toplumda oluşturduğu güven, itibar ve imajını kendisine transfer etmeyi amaçladığı, davacının, kötüniyet iddiasına dayalı davasında haklı olduğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile kararın kaldırılmasına davanın kabulüne, YİDK’in 2021-M-7029 sayılı kararının tüm sınıflar yönünden iptaline, 2020/09360 sayılı markanın tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istekleri halinde davalılara iadesine, 17.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d5bf35b0399b03d6 91d0ad029411f9ef

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı