Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2025/2823 E., 2025/6459 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/2823 E., 2025/6459 K. (22.10.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2823
Karar No
2025/6459
Karar Tarihi
22.10.2025

11. Hukuk Dairesi 2025/2823 E. , 2025/6459 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2006/3 66... /651 Karar KARAR

I. DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalıların iştirak ettikleri kararlara istinaden dava dışı ... Tic. A.Ş.'ne 14.12.1994-24.06.1997 dönemi içerisinde 42.700.000,00 USD ve 3.000.000,00 TL kredi ile 225,00 TL teminat mektubu tahsis edildiğini, benzer şekilde ... San. ve Tic. A.Ş.'ne 08.12.1995-24.06.1997 döneminde 30.000.000,00 USD kredi ve 1.500.000,00 TL teminat mektubu, ... Kiralama A.Ş.'ne 10.06.1997 tarihinde 7.500.00 USD kredi, .... Holding A.Ş.'ne 10.06.1997 tarihinde 8.000.000,00 USD usulsüz kredi tahsis edilerek şirketlere kullandırıldığını, söz konusu kredilerin tahsil kabiliyetinin bulunmadığının tespit edilmesi üzerine 30.04.2001 tarihinden başlamak üzere muhtelif tarihlerde toplam 57.128.615,00 TL'nin "Tasfiye Olunacak Alacaklar Hesabına" aktarıldığını, verilen kredilerin davacı bankanın genel ve iç mevzuatına ve teamüllere aykırı olarak kullandırıldığını, alınan teminatların yetersiz olduğunu, davalıların özen yükümlülüğüne aykırı davranarak davacı bankayı zarara uğrattığını ileri sürerek şimdilik 57.128.615,00 TL alacağın, tahsil kabiliyetinin olmadığının anlaşıldığı 30.04.2001 tarihinden tahsil edileceği tarihe kadar bankanın aynı tür kredilere uyguladığı değişen temerrüt faizi ile birlikte, davalıların kararlara iştirakleri oranında sorumlu tutulmak suretiyle, müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; asıl davada ileri sürdüğü nedenlerle bankanın zarara uğratıldığını, davalıların teminat olarak gösterilen taşınmazların ekspertiz raporunu düzenlediğini, taşınmazların değerinin gerçek değerinin üzerinde tespit edildiğini, bu sebeple bankanın zarara uğratıldığını ileri sürerek uğranılan zararın 1.038.682,32 TL'sinin, 30.04.2001 tarihinden tahsil edileceği tarihe kadar bankanın aynı tür kredilere uyguladığı değişen temerrüt faizi ile birlikte, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, uğranılan zararın 1.038.682,32 TL'sinin, 30.04.2001 tarihinden tahsil edileceği tarihe kadar bankanın aynı tür kredilere uyguladığı değişen temerrüt faizi ile birlikte, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, davalıların kararlara iştirakleri oranında sorumlu tutulmak suretiyle müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... cevap dilekçesinde; davacı bankanın genel müdür yardımcısı olduğunu, 22.09.1997 tarihinden itibaren izin kullandığını, 01.10.1997 tarihinde de görevinden istifa ettiğini, sorumluluğunda bu dönemlerin esas alınması gerektiğini, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığını, dava konusu kredilerin bankacılık genel mevzuatına, banka iç mevzuatına, bankacılık ilke ve teamüllerine uygun kullandırıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... cevap dilekçesinde; Nisan 1992-Ekim 1995 döneminde banka yönetim kurulunda görev aldığını, sonrasında istifa ettiğini, sorumluluğunun bu süre ile sınırlı olması gerektiğini, dönem faaliyetlerinin ilgili makamlarca denetlenerek ibra edildiğini, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. 3.Davalı ... cevap dilekçesinde; zamanaşımı süresinin dolduğunu, bankada Ekim 1994- Nisan 1995 döneminde görev aldığını, kararların bankacılık mevzuatına ve istihbarat raporlarına uygun olarak alındığını, dönem faaliyetlerinin denetlenerek TBMM KİT Komisyonunda ibra edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 4.Davalı ... cevap dilekçesinde; 02.11.1995 tarihinde yönetim kurulu görevinden ayrıldığını, ancak bu tarihe kadarki kararlardan sorumlu tutulabileceğini, kaldı ki dönem hesap ve işlemlerinin denetlenerek ibra olunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 5.Davalı ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; krediler nedeniyle müvekkillerinin hiçbir hukuka aykırı işlem ve eylemlerinin olmadığını, bazı kredi işlemlerinde imzasının ve sorumluluğunu bulunmadığını, davacı bankanın tüm hesaplarının her yıl yetkili denetim kurullarının incelemelerinden geçtiğini, ibralarına karar verildiğini, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. 6.Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, şahsına karşı husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. 7.Diğer davalılara usulüne uygun olarak tebligat yapılmasına rağmen davaya cevap vermemiştir. 8.Birleşen davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; raporda imzası bulunan herkesin sorumlu tutularak davanın tüm imza sahiplerine karşı açılması gerektiğini, ... Köyündeki taşınmazın birim rayicinin, 1/5000 planın tadili ile 1/1000 ölçekli imar durumu hazırlanarak belediyesince onaylanması halinde ulaşabileceğinin belirtildiğini, imar durumu kesinleşmeyen, sit alanında yer alan taşınmazın ipotek olarak alınmasının banka kredi mevzuatına aykırı olduğunu, kaldı ki 19.09.1995 tarihinde 695.568,00 TL olarak takdir edilen taşınmazın değerinin İcra Müdürlüğünce, 15.10.2001 tarihinde 2.608.380,00 TL olarak tespit edildiğini, büyük oranda artış meydana geldiğini, USD bazında değerlendirmenin hatalı sonuç doğuracağını, diğer taşınmazların da rayiç değerlerinde süreç içerisinde artış meydana geldiğini, ancak yaşanan deprem sonrası bölgenin cazibesini yitirmesi, yaşanan ekonomik kriz sebebiyle artışının sınırlı kaldığını, raporun üzerinden 10 yıl geçtiğini, davanın süresinde açılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III.MAHKEME KARARI Mahkemece bozma ilamına uyularak 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 309/3. hükmü ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 560. maddesi gereğince; davacının zararı ve sorumluluğu öğrendiği tarihten itibaren 2 ve her halde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren 5 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı, şu kadar ki fiilin cezayı gerektirmesi halinde ceza zamanaşımı süresinin uygulanacağının belirtildiği, ayrıca dava tarihi itibariyle alacağın semeresiz kaldığına ilişkin bilgi ve belgenin de dosyaya sunulmadığı, zamanaşımı süresinin dolmadığı, bu kapsamda davanın süresi içerisinde açıldığı, benimsenen bilirkişi raporu kapsamında kullandırılan kredilerle ilgili teminatların alındıkları tarihteki gösterilen değerinin, gerçek değerinden fazla olmadığı, döviz kredisine karşılık TL üzerinden ipotek alınması ve ekonomik kriz dolayısıyla döviz kurundaki öngörülemeyen artış sebebi ile teminat açığının oluştuğu, kredi tahsis edilen şirketlerin kredi tahsis tarihinde ekonomik olarak yüksek değerde fabrikalara ve kurumlara sahip olduğu, banka kurma ve dış ticaret izni bulunduğu, kredilerin yönetim kurulunda onaylanması aşamasında iradelerini fesada uğratacak davranış ve menfaat temin edilmesine dair ceza yargılamasında bir tespite yer verilmediğini, 2001 yılından sonra yaşanan ekonomik kriz, yüksek enflasyon ve deprem felaketleri gibi ekonomiyi önemli ölçüde etkileyecek olumsuz olayların yaşandığı, davacı bankanın 04.12.1996 tarihli ve 43 sayılı istisnai kararı uyarınca, banka yönetim kurulunun iç mevzuat hükümlerinden farklı kararlar alabildiği, kullanılan kredilerle ilgili bankanın zarara uğratıldığına dair kasıtlı davranışlarının ispatlanamadığı, yapılan işlemlerin bankaca kaçırılmak istenilmeyen ticari fırsat mahiyetinde bulunduğunu, bilirkişi incelemesinde davalıların dava konusu kullandırılan kredilerden dolayı mali sorumluluğunun tespit edilemediği, davalılarca yapılan işlemlerde bankacılık mevzuatına ve usule aykırılık yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

IV. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, usulsüz kredi kullandırılmak suretiyle banka zararına sebebiyet verdiklerinden bahisle banka yönetici ve çalışanlarına yönelik sorumluluk ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. SONUÇ: Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! ee3f1c29b8c03943 dd0b56b13fa5fc24

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı