Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2025/245 E., 2025/4441 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/245 E., 2025/4441 K. (23.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/245
Karar No
2025/4441
Karar Tarihi
23.06.2025
Konu
Tazminat, Tapu, Miras

11. Hukuk Dairesi 2025/245 E. , 2025/4441 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/970 Esas, 2024/1573 Karar HÜKÜM : Yeniden Hüküm Kurulmak Suretiyle Davanın Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/546 E., 2023/126 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin hissedarı olduğu taşınmazın davalıya satışı için ön anlaşma yapıldığını ancak bazı hissedarların şehir dışında olması sebebiyle devrin yapılamaması üzerine hisse devri için teminat olması amacıyla davalıya Türkiye'de bulunan hissedarların hissesi için kısa vadeli 200.000,00 TL bedelli, yurt dışında bulunan hissedarın hissesi için uzun vadeli 800.000,00 TL'lik iki adet bononun verildiğini, devrin yurt dışında bulunan hissedarın rahatsızlığı sebebiyle geciktiğini, bilahare taşınmazın 4/5 hissesinin davalıya 04.05.2022'de devrinin gerçekleştiğini, ancak davalının teminat olarak verilen senetleri takibe koyduğunu ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; senedin bağımsız bir borç ikrarı niteliğinde olduğunu, teminat senedi olduğu hususunun yazılı delille ispatı gerektiğini savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının yeminli beyanında, taşınmazdaki hissesini (tapu kaydına göre 10.10.2022 tarihinde) satıp, beklediği kazancı elde edemeyince ortaya çıkan zararının tazmini maksadıyla söz konusu senetlerin düzenlenerek kendisine verildiğini belirttiği, ancak senetlerin tanzim tarihlerinin, davalının taşınmazı dava dışı şahsa satmasından önce olduğu, dolayısıyla senetlerin taşınmaz devirlerine teminat olarak düzenlendiğinin kabulü gerektiği, davalının bu beyanları ile davacının senetlerin taşınmaz satışı sebebiyle teminat olarak verildiğini ispatladığı, buna göre de davalının bu teminat senetleri ile teminat altına alınan bir alacağının bulunup bulunmadığının, yani senetlerin tamamen bedelsiz olup olmadığının irdelenmesi gerektiği, taraflar arasında geçerli bir satış vaadi sözleşmesi bulunmadığı, davalı taşınmazın 4/5 payını geçersiz satış vaadi sözleşmesi ile devralmış ise de bakiye 1/5 payın davalıya devredilmediği, bakiye bu kısım sebebiyle davalının ödeme yapıp yapmadığının yani teminat senedi kapsamında teminat altına alınmış bir alacağının bulunup bulunmadığının önem arz ettiği, taraflar arasında satış bedelinin miktarının, davalının ne kadar ödediğinin, devri yapılmamış 1/5 paya karşılık pay sahiplerine ödeme yapılıp yapılmadığının, dolayısıyla davalının pay sahiplerinden alacaklı olduğu hususunun ve miktarının davalı tarafça ispat edilemediği, davacı vekilince dosyaya sunulan ve sadece bazı paydaşlar tarafından düzenlenmiş olan protokol başlıklı 09.03.2022 tarihli belgede satış bedelinin davalıdan peşin alındığı yazılı ise de bu belge altındaki imzaların hissesini daha önce devretmiş olan paydaşlara ait olduğu, devir dışında kalan 1/5 pay sahibi ... . mirasçılarının beyanlarını içermediği, dolayısıyla davalının dava konusu senetlerle teminat altına alınmış bir alacağının varlığı sabit görülmediğinden teminat senetlerinin tümüyle bedelsiz olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karara verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu bonoların teminat senedi olduğunu iddia eden davacının bu iddiasını 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 201. maddesi uyarınca yazılı delille ispatlaması gerektiği, davacı vekilinin yazılı delillerinin bulunmadığını bildirdiği, davalının duruşmada yemini eda ettiği, beyanları ile dava konusu senetlerin düzenleme sebeplerini değiştirdiği, dava konusu senetlerden 800.000,00 TL'lik olanda 'malen' kaydı bulunduğu halde, 200.000,00 TL'lik senette hiçbir ihdas sebebi yer almazken davacının senetlerin teminat amacıyla; davalının ise yeminininde, ticari zararının tazmini amacıyla düzenlendiğini ileri sürdüğü, senetlerden 800.000,00 TL'lik olanın malen düzenlenmediği hususunun her iki tarafın da kabulünde olduğu, senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükünün bunun aksini ileri süren tarafa ait olduğu, bonoda yazılı bedel kaydının hem borçlu hem de alacaklı tarafından talil edilmesi hâlinde ispat yükünün borçlu üzerinde olmaya devam edeceği, somut olayda, davacının taraflar arasında taşınmaz alışverişi nedeniyle bir ilişki bulunduğunu, malen kayıtlı senedin de diğer senedin de bedelsiz olduğunu, dava dilekçesinde açıklandığı üzere teminat olarak verildiğini ileri sürerek menfi tespit isteminde bulunduğu, davalının ise cevap dilekçesinde senedin bağımsız bir borç ikrarı niteliğinde olduğunu ve teminat senedi olduğu hususunun yazılı delille ispatının gerektiğini belirterek davanın reddini istediği, yemin eda ederken ise senedin taşınmaz alım satımı kapsamında ticari zararının tazmini nedeniyle düzenlendiğini savunduğu, somut olayda her iki tarafın da bonoların malen ya da hiç karşılığı olmadığına dair beyanları karşısında senedin her iki tarafça da talil edildiği, bu durumda ispat yükünün davacıda olduğu yolundaki genel kuralın yer değiştirmeyeceği, davacının senedin bedelsiz olduğunu, teminat olarak düzenlendiğini ve bedelinin ödendiğini ispatlaması gerektiği, davacı tarafından senedin teminat olarak verildiğinin ve bedelsiz olduğunun kanıtlanamadığı, davacının iddiasını ispat noktasında davalıya yemin teklif etme hakkını da kullanarak davalının da yemin eda ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulünün doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın ve şartları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, teminat olarak verildiği ileri sürülen bonolardan dolayı borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Davacı, dava konusu senetlerin hisseli taşınmazın satışını gerçekleştirilmek üzere teminat olarak verildiğini iddia ederken, davalı asılın 11.01.2023 tarihli celsedeki "Dava konusu yapılan senetler teminat senedi değildir. Senetler sebebiyle karşı taraftan alacaklıyım. Aramızda bir taşınmaz alışverişi olduğu doğrudur, ancak bu senetlerin taşınmaz alışverişi ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Bu senet benim zararıma karşılık olarak verilmiştir. Benim bir taksim vardı. Taksimi sattım. Parasıyla bahsi geçen taşınmazı satın aldım. Ancak tapuda bir kısım pay sahiplerinin devri olmamıştı halen de bir kısım pay devredilmemiştir. Ben bu taşınmazı yatırım amacıyla almıştım. Satıp kazanç elde edecektim ve taksi plakamı geri alacaktım. Bu şekilde bir kazanç maksadım vardı. Taşınmazın bütün parasını ödemiştim ancak bana tapunun tamamı devredilmediği için daha sonrasında taşınmazı satıp istediğim kazancı elde edemediğimden ortaya çıkan zararımın tazmini maksadıyla söz konusu senetler tarafıma verilmiştir. Belirttiğim gibi senetler benim kazanç kaybımdan dolayı ortaya çıkan zararımın tazmini için aramızdaki taşınmaz satışı ve bedelin ödenmesinden sonraki bir tarihte düzenlenmiştir. Plaka fiyatı şu anda taşınmazın fiyatından daha yüksektir. Ben karşı tarafın sözlerine güvenerek böyle bir alışverişe girdim. Neticede zarara uğradım. Bu senetler de zararın ödenmesi için verilmiş senetlerdir" şeklindeki beyanı karşısında dava konusu senetlerin tanzim tarihleri (09.03.2021, 04.02.2022) ve taşınmazın davalıya devir tarihi (05.04.2022) birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu senetlerin, taşınmazın davalı tarafından 3. kişiye satıldığı 10.10.2022 tarihinden önce davalıya verildiği, 4/5 hisseli olarak davalı tarafından satın alınan taşınmazın, yine 4/5 hisseli olarak dava dışı 3. kişiye satıldığı anlaşıldığından, taşınmazın tüm parasını ödediği halde tapunun tamamı devredilmediği için taşınmaz 3. kişiye satılırken ortaya çıkan zarardan dolayı senetlerin kendisine verildiğini beyanla ispat yükünü üzerine alan davalının iddiasını ispat edemediği gözetilerek davanın kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile reddi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 8570a28b1065ec2a b3c2cc61306ef28e

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı