11. Hukuk Dairesi 2024/6868 E. , 2025/4436 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1700 Esas, 2024/1534 Karar HÜKÜM :Yeniden hüküm kurulmak suretiyle kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/394 E., 2021/851 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ... Sigortacılık Ltd. Şti.'nin davalıdan kullandığı krediden dolayı imzalanan sözleşmeye, müvekkilinin iradesi sakatlanmak suretiyle 08.10.2014 tarihinde kefil olduğunu, kredi sözleşmesinin teminatı olarak da müvekkili taşınmazı üzerinde ipotek tesis edildiğini, bilahare davalı tarafından hesap kat ihtarı gönderildiğini, sonrasında müvekkili aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını ancak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 583 ve 584. maddeleri uyarınca kefaletin geçersiz olduğunu, bu geçersizlikten dolayı ipoteğin de geçersiz olup fekki gerektiğini, ihtarnamede belirtilen borçtan müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin kat ihtarında belirtilen borçtan ve fer'ilerinden sorumlu olmadığının tespitine, icra dosyasındaki takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine, ipoteğin geçersizliği ile fekkine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, 08.10.2014 tarihli genel kredi sözleşmesinin davacının özgür iradesi ile imzalandığını, gerekli bilgilendirme yapıldığını, krediye kefaletten dolayı davacı hakkında yapılmış işlem bulunmadığını, ipoteğin kefilin kefaletinin teminatı olarak değil, dava dışı şirketin borçlarının teminatı olarak verildiğini, takip ile limite göre 230.000,00 TL'nin talep edildiğini ileri sürerek davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı kefaletinin TBK'nın 583. maddesine aykırı olarak verildiği ileri sürülmüş ise de, dosya arasına sunulan ve ayrıca icra dosyası arasında bulunan bilgi ve belgelere göre bu husustaki davacı savunmasının yerinde olmadığı, davacının kefaleti ticari bir işletme için verildiğinden kefilliğin müteselsil olduğu, bu nedenle eş muvafakatinin aranmayacağı, eş muvafakatinin aranacağı söylense dahi söz konusu kefilliğin kredi sözleşmesinin imzalandığı 08.10.2014'de verildiği dikkate alındığında TBK'nın 39/1 hükmü uyarınca, bu hususun davacı tarafça bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde davalıya bildirilmediği, buna göre davacının kefaletinin geçerli olduğu ve kefaletten kaynaklı kredi kat ihtarında belirtilen tutar yönünden davacının borçlu olduğu; ipotek akit tablosuna göre ipoteğin genel kredi dosya borçlusu şirketin doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olarak verildiği, davacının davalı ile imzaladığı sözleşmeden bağımsız olacağı ve sözleşmenin geçerliliği yahut geçersizliğinin ipoteğin geçerliliğini etkileyemeyeceği gerekçesiyle davanın ve şartları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, dava dışı şirketin ortak veya yöneticisi olmaması sebebi ile kefaletin geçerliliği için TBK'nın 584. maddesi uyarınca eş rızası aranacağından dava konusu kefaletin geçersiz olmasına rağmen yanılgılı gerekçe ile aksi yönde karar verilmesinin doğru olmadığı, davacının, davalı banka ile dava dışı borçlu şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmesini kefil sıfatı ile imzaladığı, mülkiyetinde bulunan taşınmazı da kredi borcunun teminatı olarak davalı banka lehine ipotek verdiği, 08.12.2014 tarihli ipotek akit tablosuna göre, ipoteğin davacı kefilin kefaletinin teminatı olarak değil, kredi borcunun teminatı olarak verildiği, bu durumda ipoteğin geçersizliğinin ileri sürülemeyeceği, davalının ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile davacı hakkında takip yapmasında hukuken bir engel bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davacının davaya konu kredi sözleşmesindeki kefaletinin geçersizliğine, davacının ipoteğin geçersizliği yönündeki talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, genel kredi sözleşmesine kefaletin geçersizliğinin tespiti ile genel kredi sözleşmesinin teminatı olarak verildiği ileri sürülen ipoteğin geçersizliğinin tespitine ve bu ipotekten dolayı başlatılan takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ile ipoteğin fekki taleplerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 23.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.