11. Hukuk Dairesi 2025/207 E. , 2025/4443 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1315 Esas, 2024/1609 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/281 E., 2021/292 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." ibareli markasının bulunduğunu, davalı şirketin 2018/... sayılı "..." ibareli marka başvurusuna müvekkili itirazının reddedildiğini, davalı şirketin, halk arasında iyi bir su olduğu yönünde intiba bulunan "..." ibaresini kullanmak suretiyle haksız yarar sağlamaya çalıştığını, "..." ibaresi, bir coğrafi işaret olduğundan kimsenin tekeline bırakılamayacaksa da davalı şirketin, ... ...’ndan çıkarmadığı bir suyu, üzerinde "..." etiketi ile piyasaya sürmesinin tüketicinin yanılmasına yol açacağını, davalı şirket başvurusunun kötüniyetli yapıldığını, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu başvurunun 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 5 ve 6. maddelerinin ilgili bentleri uyarınca reddi gerektiğini ileri sürerek TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) 2020-M-... sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, taraf markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olmadığını, başvuru kapsamında kalan 32. sınıftaki "sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar" malları yönünden "..." ibaresinin doğrudan tanımlayıcı veya yanıltıcı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; özellikle ... ve .. illerinde "..." ibaresinin, tanınmış birçok firma tarafından kullanıldığını, "..." ibaresinin yanına eklenen ve ayırt edici niteliği yüksek birçok ibare ile birlikte tescilinin alındığını, müvekkilinin kurulduğu 1976 yılından beri "... ...-..." adı altında faaliyetlerini sürdürdüğünü, itiraza gerekçe markalardan çok daha önce ticari faaliyetine başladığını ve "..." markasına bilinirlik kazandırdığını, müvekkilinin başvurusunun doğal kaynak suyuna ilişkin olmadığını, müvekkili başvurusundaki "..." ibaresinin tüketiciyi yanıltmayacağını, başvurunun ayırt edici nitelik taşıdığını, kapsamında kalan mallar için ibarenin doğrudan tanımlayıcı olmadığını, müvekkili başvurusunun kötüniyetli olmadığını, davacının tanınmışlığa ilişkin iddiasının "..." markasıyla ilgili olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka başvuru kapsamında olan ve eldeki davaya konu olan emtiaların; "Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar." olduğu, dava konusu markanın, "... . ..." ibaresinden oluştuğu, markanın ilgili tüketicide yaratacağı bütüncül algıya göre somut ayırt ediciliğe ilişkin tescil engelinin olmadığı, "..." ibaresinin çekişme konusunu oluşturan mallar (meşrubatlar) için kesin olarak coğrafi kaynağa işaret ettiğine ilişkin dosya kapsamında bir veri bulunmadığı, dava konusu markanın tescil edildiği mallarla ilgili olarak tanımlayıcı olmadığı, dava konusu marka ile itiraza mesnet 99/... sayılı marka SMK'nın 5/1-ç hükmü kapsamında karşılaştırıldığında emtia kapsamlarını aynı/aynı tür olmadığı, taraf emtiaları arasında hammadde-mamul ilişkisi olduğu, marka işaretlerinin aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadığı, “...” ibaresinin “su” ürününün kaynağını ifade etmesi, bu ürünün çıkarıldığı yer olması nedeniyle tek başına kimsenin tekeline bırakılamayacak bir ibare olması da dikkate alındığında salt ortak unsur durumunda olan bu sözcük nedeniyle markaların aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğundan söz edilemeyeceği, taraf markaları arasında işaret benzerliğinin de bulunmadığı, dolayısıyla somut uyuşmazlık bakımından önceki marka/başvuruya dayalı mutlak bir tescil engelinin bulunmadığı, dava konusu marka başvurusu SMK'nın 5/1-d hükmü uyarınca incelendiğinde; dava konusu markada yer alan “...” ibaresi ile ilgili olarak tüketiciler tarafından özel olarak markasal bir algının oluşmayacağı, "..." ibaresinin markanın tek başına asli unsurunu oluşturmaması nedeniyle tescil engelinin bulunmadığı, dava konusu marka başvurusu SMK'nın 5/1-f hükmü uyarınca incelendiğinde; dava konusu markada asli unsurun parçası durumunda olan ve çekişme konusunu oluşturan “...” ibaresinin, markanın tescil kapsamında bulunan mallar ve bu malları temsil eden tali unsur durumundaki “meşrubat” ibaresi ile birlikte ilgili tüketiciler nezdinde üretim yerine ilişkin algı yaratmasının kuvvetle muhtemel olduğu, dosya kapsamındaki bilgiler ve “...” ibaresinin “su” ürünleri ile ilgili olarak coğrafi işaret tescil başvurularına konu olması, internet üzerinden yapılan araştırmalar dikkate alındığında “...” ibaresinin “... ...”ndan çıkarılan sularla ilişkilendirildiği veya su ürünleri için tüketicinin tercihini etkileyebilecek nitelikte olduğunun anlaşıldığı, dava konusu markanın kapsamında bulunan malların doğrudan “su” ürünlerini içermediği, ancak dava konusu markanın tescil kapsamında bulunan bu içeceklerin hammaddeleri arasında “su” bulunduğu, dava konusu markanın tescil edildiği malların üretiminde “su” kullanıldığı açık olduğu gibi kullanılması da gerektiği, bu durumda ilgili tüketici nezdinde dava konusu markanın tescil kapsamında bulunan içeceklerin tamamının ... ...’ndan elde edilen su ürünü ile imal edildiğine ilişkin bir algının oluşabileceği, dosya kapsamında çekişme konusu malların üretimi sırasında kullanılan “su” ürününün ... ...’ndan çıkarılan sulara ilişkin olduğu, burada tesis ve üretim izni bulunan bir kişiden temin edildiğine ilişkin bir kayda rastlanmadığı, dolayısıyla tüketicilerin dava konusu markada yer alan ... ibaresinin, tescil kapsamında yer alan meşrubat mallarının üretiminde kullanılan suyun temin edildiği yer olarak algılanmasının söz konusu olabileceği, bu algı, özel bir su ile üretilen ürüne yönelmeye ilişkin ciddi bir yanılgıya sebep olabileceğinden davalı şirket markasındaki “...” ibaresinin yanıltıcılık içerdiği, bu nedenle dava konusu marka başvurusunun SMK'nın 5/1-f hükmü uyarınca mutlak tescil engeline tabi olduğu, davacıya ait itiraza mesnet markalarla dava konusu marka arasında SMK'nın 6/1 hükmü uyarınca ve davacıya ait ticaret unvanı ile dava konusu marka arasında SMK'nın 6/6 hükmü uyarınca iltibas tehlikesi bulunmadığı, somut olay bakımından tanınmışlık düzeyinden kaynaklı bir tescil engelinden söz edilmeyeceği, davalı şirketin markasının tescil edildiği ve “meşrubat” olarak nitelenebilecek mallar bakımından davacının, davalı ... başvurusunun yapıldığı 13.04.2018 tarihinden öncesine dayanan markasal nitelikteki tescilsiz kullanımlarından kaynaklı gerçek hak sahipliğinin ispatlanamadığı, dava konusu başvurunun kötüniyetli olduğu iddiasının yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı ... vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile SMK'nın 5/1-f hükmü uyarınca başvuru aşamasında dahi, ürünlerin coğrafi kaynağı, üretim yeri, niteliği ve kalitesi yönünden halkı yanıltabilecek nitelikte olan marka başvurularının reddinin gerektiği, ... suyunun, .. İli .. İlçesi'nin sınırları içinde bulunan ... ...'ndan çıkan memba suyunun adı bulunduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.07.2019 tarihli ve 2018/2795 E., 2019/5044 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere başvuru kapsamında yer alan 32. sınıftaki "Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar" mallarının da niteliği itibariyle içerisine su katılabilecek emtiadan olduğu, davalı şirketin "..." bölgesi suyu ile anılan malların üretimi veya bu nitelikteki malların pazarlanması konusunda bir faaliyet izninin bulunduğunu ispat edemediği, dolayısıyla sayılan mallar yönünden dava konusu başvurunun, coğrafi kaynak konusunda yanıltıcı nitelik taşıdığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı ... vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, TÜRKPATENT YİDK kararının iptali talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 23.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 2533476e1c95109e 0d7b329e39d35860