Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Temmuz 2025 › 2025/206 E., 2025/5016 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/206 E., 2025/5016 K. (09.07.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/206
Karar No
2025/5016
Karar Tarihi
09.07.2025

11. Hukuk Dairesi 2025/206 E. , 2025/5016 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1134 Esas, 2024/1604 Karar HÜKÜM : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/282 E., 2022/12 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 32. sınıf mallar için 2019/13611 sayılı ve "TEKEL" ibareli markanın tescili talebiyle başvuruda bulunduğunu, bu başvuruya yaptıkları itirazın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) 2020/M-8477 sayılı kararı ile nihai olarak reddolunduğunu, dava dışı ... İçkiler A.Ş.’ye ait 76736 sayılı ve “TEKEL BİRASI” ibareli markanın ... A.Ş.’ye devrine izin verilmesine dair Rekabet Kurulu’nun 25.08.2009 tarih ve 09-38/925-218 sayılı kararının, müvekkili tarafından açılan dava sonucu Danıştay 13. Dairesi’nin, 26.03.2013 tarih ve 2009/6743 E. - 2013/843 K. sayılı kararı ile “devir alma nedeniyle ...’in pazardaki hakim durumunun daha da güçleneceği ve bu sebeple pazardaki rekabetin önemli ölçüde azalacağı” gerekçesiyle iptal edildiğini, söz konusu kararın kesinleştiğini, Mey ile ... arasında imzalanmış marka devri sözleşmesinin geçerliliği, gerek taraf iradeleri, gerekse 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun gereği Rekabet Kurulu’nun izin kararına bağlanmış olduğundan Danıştay tarafından iptaliyle birlikte taraflar arasındaki sözleşmenin geçerlilik şartının sağlanamaması nedeniyle baştan itibaren kesin hükümsüz hâle geldiğini, iptal kararının yalnızca dava konusu edilen idari işlem üzerinde etki yaratmakla kalmayacağı, ona bağlı olarak tesis edilen diğer işlemleri de yapıldıkları tarihten itibaren ortadan kaldırarak tesis edilmemiş hale getireceğini, davalının çok açık bir şekilde kötüniyetli olduğunu, hukuken devren bile sahip olamayacağı markayı, bu kez tescil yoluyla elde etmeyi planladığını, kötüniyetli başvuruların tespitinde, başvuru sahibinin, markanın tescil edilmesi için başvuruyu yaptığı tarihteki niyetinin dikkate alınması gerektiğini, davalının 2019/13611 sayılı marka tescil başvurusunun açıkça kötüniyetli olduğunu, davalı ...’in geçersiz hale gelen sözleşmeye dayalı olarak Rekabet Kuruluna başvurusu ve bunun üzerine tesis edilen RK 08.02.2019 tarihli kararı yok hükmünde olduğundan, anılan kararın işbu davada kendisi lehine kanıt olma vasfının bulunmadığını ileri sürerek 2020-M-8477 sayılı YİDK kararının iptali ve dava konusu 2019/13611 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Diğer davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; Danıştay 13. Dairesi'nin 26.03.2013 tarih ve 2009/6743 E. 2013/848 K. sayılı kararı ile Rekabet Kurulu’nun 09-38/925-218 sayılı kararının iptaline karar verildiğini, dayanak kararda marka devir sözleşmesinin geçersizliğinin hüküm altına alınmadığını, Danıştay kararının Rekabet Kurulu'nun vermiş olduğu izin kararına ilişkin olduğunu, devir sözleşmesinin hukuki geçerliliğine ilişkin olmadığının dikkatten kaçmaması gerektiğini, söz konusu iptal kararı devir sözleşmesini hükümsüz kılmadığı gibi Rekabet Kurumun'a yapılmış izin talebinin reddi anlamına da gelmediğini, iptal kararı sonrasında 18.10.2018 tarih ve 7550 sayı ile Rekabet Kurumu nezdinde yeni bir bildirimde bulunulduğunu, 80/076736 sayılı “TEKEL BİRASI” markasının müvekkil tarafından devralınması işlemine izin verilmesi yönünde karar tesis edilmesi talep edildiğini, talep neticesinde ise Rekabet Kurulu'nun 2008 tarihli marka devir sözleşmesinin halen geçerli olduğunu teyit ettiğini, Danıştay kararı sonrası, Rekabet Kurulu’nun mezkûr markanın devrine izin verilmediği yönünde bir kararı olmadığı gibi, aksine Rekabet Kurulu güncel piyasa şartlarında tarafların pazar paylarını göz önüne alarak söz konusu marka devrinin Rekabet Hukuku mevzuatı gereğince izne tabi olmadığı yönünde karar verdiğini, 07.02.2019 tarihli Rekabet Kurulu kararının müvekkiline 12.02.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, bu tebligatı takiben müvekkilinin, “TEKEL” ibaresinden müteşekkil 2019/13611 sayılı marka başvurusunda bulunduğunu, 07.02.2019 tarihli Rekabet Kurulu kararının iptali talebiyle davacı tarafça Ankara 12. İdare Mahkemesi nezdinde dava açılmışsa da anılan mahkemenin 26.06.2020 tarih ve 2019/1671 E.- 2020/864 K. sayılı kararıyla davanın reddedildiğini, karar karşı yapılan istinaf talebinin de reddedilmiş olduğunu, devir sözleşmesinin hem şeklen hem de sözleşme şartları bakımından hukuken geçerli olduğunu, sözleşmenin geçersiz olduğu konusunda taraflarca varılmış bir uzlaşma ya da devreden tarafından devir bedelinin iadesi söz konusu olmadığı gibi sözleşme taraflarından birinin sözleşmenin geçersizliği konusunda açmış olduğu bir dava dahi bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının Kurum nezdinde tescilli 76736 sayılı markanın hali hazırda tescil sahibi olmasının yanı sıra, 08.10.2009 başvuru tarihli 2009/52831 sayılı “tekel birası asırlık türk birası”, aynı tarihli 2009/52932 sayılı “tekel birası” ve 30.10.2009 başvuru tarihli 2009/57425 sayılı “tekel birası asırlık bira” ibareli markalar üzerinde de 32. sınıfta tescil sahibi olduğu, bunun yanı sıra 76736 sayılı markanın devri ile ilgili olarak taraflar arasında Danıştay nezdinde görülen yargılama neticesinde 15.08.2008 tarihli “marka devir sözleşmesi" ile gerçekleştirilen devir işlemine onay verilmesi için yapılan 11.09.2008 tarihinde Rekabet Kurumu başvurusu neticesinde verilen 25.08.2009 tarih ve 09-38/925-218 sayılı Rekabet Kurulu kararının iptaline karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, karar ile birlikte mahkemece 76736 sayılı markanın tekrar önceki hak sahibi dava dışı Mey firmasına devredilmesi gerektiği yönünde bir hüküm ise kurulmadığı, verilen bu karar neticesinde 76736 sayılı markanın devrine esas sözleşmenin sonuçlarının ortadan kalktığı kabul edilebilir ise de 76736 sayılı markanın halihazırda devir işlemlerinin tamamlanmış olarak mülkiyet hakkının davalı yana geçmiş olması sebebiyle, artık kurum nezdinde bir idari işlem ile verilen mülkiyet hakkının, salt Danıştay kararındaki durum gözetilerek, ortadan kaldırılmasının mümkün olmaması gerektiği; zira gerek mülga 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 42/1. maddesi gerekse de 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanun'un (SMK) 25/1 maddesinde belirtildiği üzere “tescilli bir markanın hükümsüzlüğüne ancak yetkili mahkemelerce" karar verilebilecek olup Kurum tarafından tescil kararı verildikten sonra, tescil kararının yine bir idari işlemle ortadan kaldırılabileceğine dair herhangi bir yasal düzenlemenin mevzuatta bulunmadığı, mevzuatta yer alan tek istisnai hal olan SMK'nın 22/2. maddesinin somut olay açısından zaten dikkate alınabilir olmadığı, uyuşmazlık konusu 2019/13454 sayılı marka başvurusunda bulunulmasının davalının halihazırda tescilli markalarının varlığı ile birlikte yine Rekabet Kuruluna yaptığı 07.02.2019 tarihli başvuru neticesinde verildiği görülen Dosya No: 2018-3-75, Karar Sayısı: 19-06/54-20 sayılı kararda belirtildiği anlaşılan hususlara istinaden gerçekleştirildiği, her ne kadar Danıştay 13. Dairesi'nin, 26.03.2013 tarih ve 2009/6743 E. - 2013/848 K. sayılı kararında “devir alma nedeniyle ...'in pazardaki hakim durumunun daha da güçleneceği ve bu sebeple pazardaki rekabetin önemli ölçüde azalacağı" yönünde bir karar verilmiş ise de bu karar sonrasında davalı Anadolu Grup tarafından yeniden yapılan bir başvuru sonucunda Rekabet Kurulu'nun: 2018-3-75/19-06/54-20 sayılı kararı ile değişen güncel mevzuat düzenlemeleri de gözetilerek bu kez "Bildirim konusu işlemin, 2010/4 sayılı Rekabet Kurulundan İzin Alınması Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğin 7. maddesinin birinci fıkrasında öngörülen ciro eşiklerinin aşılmaması nedeniyle izne tabi olmadığına" karar verildiği görülmüş olup, bu karardan hemen sonra davalının, “TEKEL BİRASI” ibaresi üzerindeki hak sahipliğinin geçerliliğine ilişkin verilen bu kararın getirdiği sonuçlara göre edindiği güven ilkesi uyarınca dava konusu başvuruyu gerçekleştirdiği, kaldı ki anılan bu son karara karşı davacı tarafıından açılan idari davanın da daha sonra reddolunduğu, dolayısıyla davalının daha evvelden süregelen tescili ile birlikte Rekabet Kuruluna yaptığı son başvurunun sonucunu gözeterek yeni bir başvuruda bulunmuş olduğu, davalının başkaca herhangi bir şekilde davacı ile haksız rekabete sebebiyet verdiği hususunda bir iddianın dosyada mevcut olmadığı gibi bu hususta başkaca iddialara yönelik bilgi ve belgelerin de bulunmadığı; davalının kötüniyetli davrandığına dair dosyaya yeterli delil sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Danıştay 13. Dairesi'nin, 26.03.2013 tarih ve 2009/6743 Esas ve 2013/848 K sayısı ile görülen dava neticesinde “devir alma nedeniyle ...'in pazardaki hakim durumunun daha da güçleneceği ve bu sebeple pazardaki rekabetin önemli ölçüde azalacağı" yönünde bir karar verilmiş ise de, bu karar sonrasında davalı Anadolu Grup tarafından yeniden yapılan başvuru sonucunda Rekabet Kurulu'nun 2018-3-75 / 19-06/54-20 sayılı kararı ile değişen güncel mevzuat düzenlemeleri de gözetilerek "Bildirim konusu işlemin, 2010/4 sayılı Rekabet Kurulundan İzin Alınması Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ'nin 7. maddesinin birinci fıkrasında öngörülen ciro eşiklerinin aşılmaması nedeniyle izne tabi olmadığına" karar verildiği, bu karardan sonra davalının dava konusu başvuruyu gerçekleştirmiş olduğu, anılan kararın iptali talebiyle davacı tarafça yeniden dava açıldığı, açılan davanın Ankara 12. İdare Mahkemesinin 26.06.2020 tarih ve 2019/1671 E.-2020/864 K. sayılı kararıyla reddedildiği, bu kararın ise önce Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8, İdare Dairesinin 02.12.2020 tarih ve 2020/1526 E.-2020/2037 K. sayılı kararıyla istinaf incelemesinden, ardından Danıştay 13. Dairesinin 21.11.2023 tarih ve 2021/696 E.-2023/4941 K. sayılı kararıyla temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, davalının başkaca herhangi bir şekilde davacı ile haksız rekabete sebebiyet verdiği hususunda bir iddianın dosyada mevcut olmadığı, davalının dava konusu başvuruyu kötüniyetli yaptığının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 09.07.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 97dee7e7a5bee700 73d3e13858d8d4df

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Temmuz 2025 kararlarının tamamı