11. Hukuk Dairesi 2025/174 E. , 2025/4399 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2104 Esas, 2024/2259 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bor 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2021/264 E., 2024/256 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan Muharrem tarafından müvekkili aleyhine Bor İcra Müdürlüğünün 2015/326 E. sayılı dosyasında başlatılan takibe dayanak 03.02.2014 düzenleme, 10.09.2014, 25.09.2014 ve 15.10.2014 vade tarihli toplam tutarları 750.000,00 TL olan senetlerin borçlusunun o tarih itibariyle davacı şirketi temsile yetkili davalı ..., kefilinin ise davacı şirket olduğunu, davalı ...'ye şirket tarafından verilen vekaletnameye göre müdürün kendisinin ya da başkasının kişisel borcu için şirket adına kefalet sözleşmesi imzalamasının mümkün olmadığını, davalı ...'in kötü niyetli olarak diğer davalılarla birlikte hareket ettiğini, şirket kayıtlarında şirketin borç ve kefalet ilişkisine yönelik bir kaydın bulunmadığını, senetlerin müvekkili aleyhine geçmişe yönelik olarak muvazaalı düzenlendiğini, davalılar arasında ticari ilişki bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin davaya konu takip dosyasında yer alan bonolar nedeni ile borçlu olmadığının tespitine, asıl alacağın % 20'si oranında hesaplanan kötü niyet tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde davanın reddini istemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmamasının veya geçersiz olmasının, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmayacağı, bu ilke gereğince tacirler arasındaki hukuki ilişkiye konu olsalar dahi ticari defter ve kayıtlara işlenmeleri zorunluluğunun bulunmadığı, belgeyi hüküm ve kuvvetten düşürecek her türlü iddianın da eşdeğer bir belgeyle ispatlanması gerektiği, ispat yükü üzerinde olan davacının iddiasını kesin delille ispatlayamadığı, bu itibarla İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Uyuşmazlık, toplam tutarları 750.000,00 TL olan üç adet senede dayalı olarak başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, ödeme emrinde talep edilen toplam borç miktarının 796.589,00 TL olduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekilince gerek dava dilekçesinde gerekse de yargılama sürecince müvekkilinin icra takibi dosyasındaki tüm borçtan sorumluluğunun bulunmadığının tespiti talep edildiğine göre davanın 796.589,00 TL üzerinden açıldığı dikkate alınıp nispi harcın bu miktar üzerinden yatırılması gerekirken, tevzi formundan, 79.658,00 TL üzerinden hesaplanan tutarın nispi harç olarak yatırıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun (492 sayılı Kanun) 30. maddesi gereğince yargılama sırasında tespit edilen değerin, dava dilekçesinde belirtilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celsede yargılamaya devam edilerek müteakip celseye kadar noksan değer üzerinden harcın ikmali için davacıya süre verilmesi, bu süre zarfında bakiye harcın yatırılmaması halinde de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 150. maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılması, anılan maddede geçen süre zarfında harç ikmal edilmek suretiyle dava yenilenmediği takdirde ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekir. Bu durumda, eksik peşin harç ikmal edilmeden yargılamaya devam edilmesi yerinde olmamıştır. Mahkemece, eksik harcın yatırılması için 492 sayılı Kanun'un 30. ve 32. maddeleri uyarınca davacı yana süre verilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik harç tamamlatılmadan işin esasına girilip yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 49/1 hükmü gereğince tüzel kişiler gerekli organlara sahip olmakla fiil ehliyetini kazanırlar. Tüzel kişinin iradesi organı aracılığıyla açıklanır (TMK m.50/1). Tüzel kişinin organı aracılığıyla hukuki işlemler yapabilmesi için kanuna uygun biçimde kurulmuş olması yanında hukuki varlığını da sürdürüyor olması gerekir. Varlığı sona eren tüzel kişinin organı bulunduğundan bahsedilemeyeceği gibi hukuki işlemlerin tarafı olarak adına işlemler yapılabileceğinden ve bu kapsamda bir davada taraf ehliyeti bulunduğundan da söz edilemez. Tıpkı ölü kişinin taraf ehliyeti olmadığı gibi tüzel kişiliği sona eren ticaret şirketinin de taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Yine HMK'nın 114/1-d-e hükmüne göre taraf ehliyeti ve takip yetkisi dava şartıdır. Dava şartlarının varlığının yargılamanın her aşamasında aranması gerekir. Dava sırasında mevcut olan dava şartı, yargılama sırasında ortadan kalkmış ve tamamlanabilir dava şartı ise bunun tamamlanması için ilgili tarafa süre verilmesi gerekir (HMK m. 115). Menfi tespit davası, tasfiye halinde olan şirket tarafından açılmış olup, davacı şirketin hükmün verilmesinden sonra 21.03.2025 tarihinde terkin edildiği ve durumun 24.03.2025 günü ilan edildiği, anılan taraf hakkında sonraki tarihlerde başkaca sicil kaydı bulunmadığı anlaşıldığından, davanın görülebilmesi için her şeyden önce davacı şirketin ticaret siciline yeniden tescilinin sağlanması suretiyle tüzel kişiliğinin kazandırılması gerekmektedir. O halde Mahkemece, HMK'nın 114 ve 115. maddeleri gereğince davacı şirketin tüzel kişiliğini kazanması amacıyla davacının tasfiye memurlarına ihya davası açması için uygun bir süre verilmesi, açılacak ihya davasının sonunda davacı şirketin ihyasına karar verilmesi halinde işbu davaya devam olunarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulması gerekmiştir. 3. Davaya ve takibe konu senetlerin gerek fiziken gerekse de UYAP kayıtlarında bulunmadıkları anlaşılmakla asıllarının veya onaylı fotokopilerinin temyiz denetimine olanak verecek şekilde dosya arasına alınması gerektiğinin gözetilmemesi doğru olmayıp bozmayı gerektirir. 4. Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1), (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alının temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.06.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 71eb2e75de32069e 8ade7984b55072d3