Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Temmuz 2025 › 2025/130 E., 2025/4980 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/130 E., 2025/4980 K. (09.07.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/130
Karar No
2025/4980
Karar Tarihi
09.07.2025
Konu
Tazminat

11. Hukuk Dairesi 2025/130 E. , 2025/4980 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/88 Esas, 2024/1554 Karar HÜKÜM :Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/1385 E., 2021/1126 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 567.540,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA 1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında şifahi olarak belirsiz süreli Yetkili Servis ve Yedek Parça Sözleşmesi bulunduğunu, davalı tarafın düzenlediği mimari projeler çerçevesinde müvekkiline ait arsa üzerine ... kamyon servis binası, mekanik ve kaporta olmak üzere iki ayrı yapıdan oluşan bina inşa edildiğini ve müvekkilinin 2008 yılı sonunda ... kamyon yetkili servis belgesi ile Samsun bölgesinde hizmet vermeye başladığını, davalı şirketin, müvekkiline gönderdiği 02.02.2012 tarihli ihtarnameyle sözleşmenin 18. maddesine göre tek taraflı olarak sözleşmenin feshedildiğini bildirdiğini, ancak taraflar arasında imzalanan yazılı sözleşme bulunmadığını, davalının bu ihtarname ile sözleşmeyi tek taraflı feshetmiş olmakla birlikte ihtarnamede yer alan yeniden yapılandırma çerçevesinde oluşturulan ve ihtarnamedeki internet sitesinde belirtilen şartları yerine getiren halihazırdaki yetkili servisler ile de yeni ... kamyon yetkili servis sözleşmesi imza edileceği yolundaki beyanı ile hali hazırdaki servislik hizmet veren bayilerini yatırım yapmaya teşvik ettiğini, bunun üzerine müvekkilinin 14.02.2014 tarihinde davalıya müracaatta bulunarak yeni standartları karşılayabileceğini ve gereken çalışmaları yapmak üzere bayi departmanın kendilerini yönlendirmesini talep ettiğini, ancak davalı tarafın bu talebi cevapsız bıraktığını, davalı şirketin müvekkiline gönderdiği 10.10.2013 tarihli ihtarnameyle daha önceki fesih bildirimini içeren 02.02.2012 tarihli noter ihtarını tekrar etmek suretiyle yeni yapılanma içerisinde müvekkiliyle çalışılmasının düşünülmediğini, yetkili servis ilişkisinin 08.02.2014 tarihinde bildirime gerek olmaksızın sona ereceğini bildirdiğini, davalının bu davranışın dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, müvekkilinin yatırımlarını bayiliğin uzun süreli olacağına ilişkin sözlü taahhüt ve söylemlere güvenerek yaptığını ve şimdi bu yatırımların atıl kaldığını, zarara uğradığını, bu binaların farklı bir iş alanında kullanılabilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin yaptığı yatırımlar ve verdiği hizmet sebebiyle kendi gayreti ile büyük bir müşteri portföyü oluşturduğunu,davalının müvekkilinin kazanç kaybını ve denkleştirme tazminatı ödemesi gerektiğini, stokda bulunan yedek parçaların iadesini almaktan kaçındığını, yedek parçaların davalı tarafça geri alınması ve sözleşmenin sona erme tarihi olan 08.02.2014 tarihinden itibaren bu yedek parça stoğuna mecburi bağlanan nakit bedele iade alınması tarihine kadar geçen süre içinde işleyecek avans faizini de ödemesi gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; asıl davada ileri sürdüğü vakıaları tekrar ederek müvekkilinin kar kaybı zararının davalı tarafça tazmin edilmesi gerektiğini ileri sürerek ilk dava açılış tarihinden sonra oluşan ve devam eden kar kaybına ilişkin olarak şimdilik 10.000,00 TL kar kaybından kaynaklanan maddi tazminatın yetkili servis ilişkisinin feshedildiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; davacının 2008 tarihinden bu yana ... Otosan'ın ... marka ağır ticari araçlara ilişkin yetkili servisi ve yedek parça bayisi olduğunu, davacı ile ... marka araçların satışına ilişkin bayilik ilişkisinin kurulmadığını, ... Otosan'ın ağır ticari araç pazarında başarıyı yakalamak amacıyla yurt dışı danışmanlık şirketi ile çalışmalar yaptığını, uzun vadeli stratejiler oluşturulduğunu, bu çerçevede şirket yapılanmasında, dağıtım sisteminde ve ürün stratejilerinde ciddi değişiklikler gerçekleştirildiğini, bu stratejik değişiklik çerçevesinde yeniden yapılanmaya karar verildiğini, 2012 Şubat ayında ... ticari ağır araç yetkili servisleri ile yürürlükte olan tüm sözleşmelerin fesih süresinin başlatıldığını ve sözleşmenin 18.2, 18.3 maddesine atıf yaparak ilgili yetkili servis sözleşmelerini feshettiğini, Rekabet Kurulunun 21.08.2013 tarihli kararı ile yetkili servis ağının grup muafiyetinden yararlandığına oy birliği ile karar verdiğini, bu kararın 08.11.2013 tarihinde müvekkiline tebliğ edildiğini, bunun üzerine müvekkilinin kamyon yetkili servislerine gönderdiği 10.10.2013 tarihli bildirim yazısı ile 02.02.2012 tarihli feshi ihbarında belirtildiği üzere taraflar arasındaki iş ilişkisinin 2014 Şubat ayı itibarıyla sona ereceğini, bundan sonraki dönemde ... Otosan'ın ... ağır ticari araç yetkili servis ağını seçici niceliksel esaslarda tesis etmeye karar verdiğini duyurduğunu, 2008 yılında davacı taraf ile olan yetkili servis ilişkisinin, 2014 yılı Şubat ayı itibarıyla sona erdiğini, sözleşmenin feshinin uygun olduğunu, ihbarhamenin tebliğ tarihinden itibaren 2 yıl sonra hüküm ve sonuç doğurmak üzere feshedildiğini savunarak davanın reddini istmiştir. 2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında belirsiz süreli şifahi yetkili servis sözleşmesi kurulduğu, ancak davacı tarafça sözleşmenin uzun süreler, hatta 15 yıl kadar bir süre devam edeceğine ilişkin davalı tarafça ikna edildikleri yönündeki iddialarının usulünce ispat edilemediği, tüm belirsiz süreli sözleşmelerde olduğu gibi tarafların herhangi bir sebebe dayanmaksızın aralarındaki sözleşmeyi feshedebileceği, ne var ki bu feshin hakkın kötüye kullanılması yasağı sınırı içinde kalması ve ihbar süresini de içermesi gerektiği, uyuşmazlık konusu fesih yönünden de 2 yıllık ihbar süresinin tanındığı, yanı sıra davacı şirkette önemli teknik revizyonlara ihtiyaç duyulduğu, yeniden yapılandırma gerekliliği sebebinin açıklandığı, davacı şirketle beraber tüm yetkili servislerin sözleşmelerinin feshedildiği, bu çerçevede objektif bir yaklaşım sergilendiği, yapılan feshin hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olmadığı, verilen ihbar süresinin de makul bir süre olduğu, fesih haksız bir fesih olmadığı, tazminat talep hakkı doğmadığı, yetkili servis ilişkisinin en baştan beri sürdürülebilmesi için yapılması zorunlu yatırım bedellerinin, yine kar kaybı zararının tazminin istenemeyeceği, şifahi sözleşmenin davacı tarafa tekel hakkı veren bir mahiyette olduğunun da davacı tarafça ispatlanamadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 122. maddesinde yazılı koşulların oluşmadığı, davacı uhdesinde kalan yedek parçalara ilişkin istem yönünden ise davalı tarafça dosyaya sunulan fatura içeriğinden ve taraflar arasındaki beyanlardan yetkili servislik ilişkisi çerçevesinde yedek parçaların satım sözleşmesi içinde davacı tarafa tesliminin sağlandığı, davalı tarafça sonrasında bu malların iade alınacağına dair bir taahhüt verilmediği, manevi tazminat koşullarının oluşmadığı, birleşen davanın açıldığı 18.11.2020 tarihi itibariyle davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, ancak arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığı gerekçesiyle asıl davanın sübut bulmadığından, birleşen davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı, taraflar arasındaki sözleşmenin haksız feshedildiğini iddia etmişse de davalının sözleşmeyi, sözleşme şartlarına uygun şekilde feshettiği, feshin hakkın kötüye kullanımı niteliği taşımadığı, davalının yeni teknik standartlarının davacı tarafından sağlanmadığının bilirkişi tarafından tespit edildiği, davacının kişilik haklarının zarar görmesinin söz konusu olmadığı, maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddinin yerinde olduğu, denkleştirme tazminatı talep hakkı bulunmadığı, birleşen davanın zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu, ancak davacının birleşen davayı açmadan önce arabulucuya başvurmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve birleşen dava maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 09.07.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Temmuz 2025 kararlarının tamamı