Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2025/125 E., 2025/4676 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/125 E., 2025/4676 K. (30.06.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/125
Karar No
2025/4676
Karar Tarihi
30.06.2025

11. Hukuk Dairesi 2025/125 E. , 2025/4676 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/811 Esas, 2024/1623 Karar HÜKÜM : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/302 E., 2022/559 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin hisse devrinden önce gerçek kişi davalılar ile davalı şirketin kurucu ve eşit oranda hisseli ortağı olduğunu, davalı gerçek kişiler ile birlikte şirketi müştereken temsile yetkili olduğunu, müvekkilinin 09.01.2018 tarihinde tutuklanmasını müteakip diğer ortakların haberi olmaksızın temsil yetkisinin kaldırılmasına ve temsile diğer iki ortağın yetkili olduğunda dair yönetim kurulu kararı alındığını, gerçeğe aykırı belge ile müvekkilinin istifa etmiş gibi gösterildiğini, diğer ortaklardan birinin kızının yönetim kurulu üyesi yapıldığını, müvekkilinin bu durumdan haberdar olması üzerine gönderdiği ihtarname ile yönetim kurulunda alınan kararların yok hükmünde ve hukuka aykırı olduğunu ihtar ettiğini, bu gelişmeler üzere şirket işlemlerini babası adına yapmak üzere, müvekkilinin 1995 doğumlu, şirket yönetiminde hiç bulunmamış tecrübesiz oğluna vekâletname vermek zorunda kaldığını, tutukluluğun devamı üzerine müvekkili ve ailesi üzerinde baskının arttığını, tutukluluğa itirazların reddedilmesi ve muğlak durumun ne kadar devam edeceğinin bilinememesinden dolayı müvekkilinin davalıların hisse devri teklifini kabul etmek zorunda kaldığını, ancak devir bedelinin müvekkili hisselerinin gerçek karşılığının kat be kat altında olduğunu, davalıların müvekkilinin zor durumundan faydalanarak hisseleri yok pahasına satın aldığını, bahsekou devir işleminde müvekkili iradesinin tam ve sağlıklı olduğundan bahsedilemeyeceğini, muzayaka halinin tartışmaya mahal bırakmayacak şekilde açık olduğunu ileri sürerek taraflar arasında imzalanan 23.05.2018 tarihli hisse devir sözleşmelerinde yer alan devir bedellerinde gabin nedeniyle oluşan orantısızlıktan dolayı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 300.000,00 TL'nin faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 05.04.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile davalı gerçek kişilerden alacak talebini 5.520.176,00 TL'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde, zamanaşımı itirazlarının olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 28. maddesinde belirtilen subjektif unsurun davacı yönünden gerçekleşmediğini, bilakis davacının FETÖ soruşturması kapsamında tutuklanması sebebiyle davalıların mağdur olduğunu, hisse devir teklifinin davacıdan geldiğini, davacının vekilinin de dahil olduğu müzakereler sonucu hisse devrinin gerçekleştiğini, devir bedelinin şirketin içinde bulunduğu duruma göre ederine uygun olduğunu, davacı tarafça ihtirazi kayıt olmaksızın hisse bedelinin tahsil edildiğini, hisse devri sözleşmesine göre taraflar birbirini ibra ettiğinden ibra hükümleri dikkate alınarak davanın reddi gerektiğini, davalı şirketin hisse devir sözleşmelerinin tarafı olmadığını, gabinin objektif ve sübjektif şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu hisse devir sözleşmelerinde devir tarihi itibariyle devredilen payların değerinin satış bedelinden daha yüksek olduğu tespit edilmiş ise de, davacının davaya konu hisse devir sözleşmelerinin vekil aracılığı ile yapılmasını sağladığı, devir sözleşmelerini davacının oğlu ...'un davacının verdiği vekâletname ile imzaladığı, vekil aracılığı ile yapılan temliklerde TBK'nın 28. maddesi uyarınca aşırı yararlanma iddiasının dinlenemeyeceği, davacının sözleşmenin imzalanmasında hata ve hile iddialarının da bulunmadığı gerekçesiyle davanın davalı şirket yönünden husumetten reddine, diğer davalılar yönünden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından dayanılan ve somut uyuşmazlığa uygulanması gereken TBK'nın 28. maddesi uyarınca gabinden söz edebilmek için objektif unsur olan edimler arasındaki aşırı oransızlık yanında, bir tarafın darda kalma, tecrübesizlik, düşüncesizlik (hafiflik) hallerinin bulunması, diğer yanın ise yararlanmak, sömürmek kastını taşıması biçiminde iki sübjektif unsurun dahi gerçekleşmesi gerektiği, her bir davalının ödediği hisse bedeli ile bilirkişi raporuna göre eksik ödendiği iddia edilen bedel arasındaki %50'ye yakın oran dikkate alındığında edimler arasında açık oransızlık halinin mevcut olduğu ve objektif unsur şartının oluştuğu, ancak sübjektif unsurun da gerçekleşmesi gerektiği, davacının tutuklanması sebebiyle maddi ve manevi baskı altında olduğunu, davalıların da bu durumdan yararlandığını iddia ettiği, ancak dilekçelerinde de belirttiği üzere davacının 25 yıldır bu şirkette çalıştığı, şirketin geniş bir yelpazede faaliyette bulunduğu, davalı şirketin kurucu ortağı ve müşterek yetkili temsilcisi olduğu, bu durumda şirketin malvarlığı, marka değeri ve kâr durumunu bildiği, buna rağmen hisse devir sözleşmesinde belirtilen bedeli kabul ederek ödemeleri ihtirazi kayıtsız kabul ettiği, sözleşme hükümlerinde hisse devri ve bedeli dışında bir kısım taşınmazların da devrine ilişkin hükümlerin, tarafların ibrasının, tarafların sorumlu olduğu ve olmadığı hususların, sözleşmenin ihlali halinde cezai şart ödenmesinin de kararlaştırıldığı, bunların sözleşmenin taraflar arasında müzakere edildiğini gösterdiği, davalılar tarafından sunulan mesaj ve mail kayıtları incelendiğinde davacının vekili olarak sözleşmeyi imzalayan oğlu dışında bir avukatın da sürece dahil olduğu ve sözleşmenin birbirlerine gönderilerek müzakere edildiğinin anlaşıldığı, davacı cezaevinde olması sebebiyle sözleşmeyi oğlu aracılığı ile akdetmiş ise de süreçten haberdar olduğunun dosya kapsamı ile anlaşıldığı, tarafların sözleşme serbesti kapsamında sözleşme hükümlerini kabul ettiği, sözleşmenin diğer hükümlerine itiraz etmemesine rağmen ve ödemeleri itiraz ileri sürmeden kabul etmesine rağmen sadece bu hükme itiraz etmesinin dürüstlük kuralı ve çelişkili davranma yasağı ilkesine aykırı olduğu, her ne kadar tutuklanmak zor bir durum ise de davacının kişiliği, konumu ve sürecin avukat ile ilerlediği dikkate alındığında bu durumun tek başına davacının zorda kaldığını göstermeyeceği ve tecrübesiz olmasının da söz konusu olmadığı, ayrıca davalıların davacıdan yararlanmak ve onu sömürmek kastı ile hareket ettiğine dair dosyaya davacı tarafından delil sunulmadığı, bu haliyle aşırı yararlanmanın sübjektif unsurunun gerçekleşmediği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi sonucu itibariyle doğru ise de, mahkemece Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin taşınmaz devirlerinde içtihat ettiği hususun diğer daireler tarafından, diğer hukuki işlemlerde benimsendiğine dair bir içtihat birliğine rastlanmadığı anlaşıldığından, sadece vekil aracılığı ile yapılan temliki tasarruflarda gabin hukuksal nedenine dayanılamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, bu sebeple sonucu itibariyle doğru olan kararın gerekçesinin değiştirildiği, davalı şirket pay devri sözleşmesinin tarafı olmadığından davalı şirket aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyeti eksikliği sebebiyle reddinin de isabetli olduğu, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın davalı şirket yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, davanın diğer davalılar yönünden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacı ile gerçek kişi davalılar arasında akdedilen davalı şirketin davacıya ait hisselerinin devrine ilişkin sözleşme kapsamında hisse devir bedeli ile hisselerin gerçek değeri arasında aşırı oransızlık ve yararlanma hali bulunduğu iddiası ile aşırı yararlanma (gabin) hukuksal nedenine dayalı edimler arasındaki oransızlığın giderilmesi talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 30.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 2c9cca4b43959f02 896c92aa44c95a50

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı