11. Hukuk Dairesi 2025/976 E. , 2025/4675 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1566 Esas, 2024/1849 Karar HÜKÜM : Dava Kabul Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 567.540,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, hisseleri Borsa ....’da işlem gören, ... Yatırım Holding A.Ş.’nin kurucu ortağı, yönetim kurulu başkanı ve genel müdürü olduğunu, müvekkili tarafından 17.06.2014-17.06.2015 poliçe dönemi için yönetici sorumluluk sigorta poliçesinin bulunduğunu, müvekkilinin bağlı ortaklıklarından ... Liman İşletmeleri A.Ş.’nin hisselerinin bir kısmının halka arz çalışması başlatılmasına karar verildiğini, planlanan bu halka arz konusunda davalı şirketin bilgilendirildiğini ve kendilerinden sigorta ettirenin bağlı ortaklıklarından ... Liman İşletmeciliği A.Ş. için halka arz sigorta teklifi talep edildiğini, halka arz poliçesinin düzenlenmesi aşamasında davalı sigortacı tarafından 07.05.2015 tarihinde e-posta gönderildiğini ve halihazırdaki yönetici sorumluluk sigorta poliçesine, sadece izahnameden kaynaklı gelebilecek taleplerde halk arz poliçesinin çalışacağına ve yönetici sorumluluk sigorta poliçesinden bu taleplerin karşılanmayacağına dair ek bir zeyilname yapılacağının belirtildiğini, bu ek maddenin davalı e-postasında belirtildiği üzere iki poliçenin birbiri ile çakışmaması amacıyla konulduğunu, 08.05.2015 tarihinde halka arz sigorta poliçesi tanzim edildiğini, ancak alınan karar neticesinde halka arzın tamamlanmamasına karar verildiğini, arza halkın tamamlanamamasından dolayı Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından davacı hakkında idarî para cezası uygulandığını, yönetici sorumluluk sigorta poliçesinde idarî para cezalarının teminat altında olduğunu, davalıya hasarın ödenmesine ilişkin yapılan başvurularının, idarî para cezasının teminat altında olduğu belirtilmiş olmasına rağmen, zeyilnamedeki izahname istisnasının neden işlerlik kazandığına bir gerekçe belirtilmeden reddedildiğini, zeyilnamenin konulma sebebinin halka arz poliçesi ile yönetici sorumluluk sigorta poliçesinin çakışmasının engellemesi olduğunu, halka arz poliçesinin iptal edilmesi sebebiyle ilgili zeyilnamenin de geçersiz hale geldiğini, idari para cezasına sebep olan eylemin ticari bir karar olmadığını ve poliçede teminat altına alınan hatalı eylem tanımı kapsamına girdiğini, söz konusu uyuşmazlık bakımından diğer hususlarla birlikte özellikle sigortacının istisna zeyilnamesini çıkarmadan ve halka arz poliçesinin mebdeinden iptalinden önce iptali halinde ilgili zeyilnamenin bağlayıcı olacağı ve herhangi bir sebeple (idarî para cezalan dahil) hasar meydana gelmesi halinde ödenmeyeceği yönünde bir açıklama yapılmadığını, bu bakımdan aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu sebeple hasar ödemesini reddedemeyeceği ileri sürerek müvekkilinin sigortalısı olduğu yönetici sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında teminat altında olan ve 18.09.2015 tarihinde SPK'ya ödenen idarî para cezası 463.041,00 TL’den muafiyet tutarının çıkartılması suretiyle bulunan toplam 402.921,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın talebinin yönetici sorumluluk poliçesi kapsamında olmayıp ancak halka arz poliçesi kapsamında değerlendirilebileceğini, halka arz poliçesinin de davacının talebi üzerine iptal edildiğini, davacı tarafın talebinin yönetici sorumluluk poliçesine eklenen açık istisna kapsamında kaldığını, yönetici sorumluluk poliçesi kapsamında değerlendirilemeyen ve bu poliçe tahtında açıkça teminat dışında bırakılmış böyle bir talebe ilişkin olarak müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, halka arz poliçesinin iptali ile birlikte zeyilnamenin de doğrudan geçersiz sayılması gerektiğine ilişkin iddianın hukuka ve sigorta prensiplerine aykırı olduğunu, taraflar arasındaki yöneticisi sorumluluk poliçesindeki teminat konusunun türünün ve içeriğinin ayrı bir poliçe olarak kendi hüküm ve şartları tahtında varlığını sürdürdüğünü, yönetici sorumluluk projesine istisna hükmü eklemesi yapan zeyilnamenin yürürlük kazanmış olması için müvekkili sigorta şirketi tarafından prim iadesi yapılması yönündeki davacı iddiasının yerinde olmadığını, poliçe kapsamında zeyilname ile yapılan her değişikliğin prim indirimi veya artırımını gerektirmediğini, halka arz poliçesinin düzenlenmesinden önce ve bu poliçenin düzenlenmesi sırasında taraflar arasındaki görüşmeler çerçevesinde müvekkilinin, ilgili poliçeye dair her türlü aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama neticesinde, tarafların başlangıçtaki amacının iki ayrı poliçe düzenlenmesi olduğu, zeyilnamenin ise her iki poliçede çakışan teminatlar bulunması nedeni ile poliçelerin geçersizliğinin engellenmesi ve teminat açıklaması yapmak amacı ile düzenlendiği hususlarının taraflar arasındaki e-mail yazışmaları ve diğer telefon görüşmeleri ile belirlendiği, zeyilnamenin ikinci poliçenin yürürlükte olacağı düşüncesi ile düzenlendiğinin anlaşıldığı, ancak ikinci poliçenin halka arz işlemlerinin tamamlanamaması nedeni ile davacı tarafça haklı olarak iptal ettirildiği dikkate alındığında zeyilnamenin düzenlenme amacının ortadan kalktığı, bu durumda ilk poliçe ile verilen teminat kapsamı içinde kalan davacı zararının tazmin edilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, yönetici sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında sigorta tazminatının davalıdan tahsili talebi istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/3 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
V. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 30.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.