11. Hukuk Dairesi 2025/1160 E. , 2025/4825 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/341 Esas, 2024/605 HÜKÜM : Davanın reddi İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar, davacı vekilince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının bir kısım hissedarı ile müvekkilinin bir hissedarının çocukluk arkadaşı olduğunu, müvekkilinin elindeki ... 780 ... tele- terapi cihazını davalıya sattığı halde cihazın halen davacının ofisinde bulunmaya devam ettiğini, davalının lineer hızlandırıcı cihazını da kullanmak istemesi üzerine taraflar arasında 13.05.2003 tarihinde bir sözleşme düzenlenip birlikte çalışma kararı alındığını, ardından ruhsat almak gerekliliğine istinaden 03.10.2007 tarihli “İşyeri İşletme ve Hizmet Sözleşmesi” adı altında bir kira ilişkisi düzenlendiğini, buna müteakip de davalının dava konusu tıp merkezi ruhsatını çıkardığını, bu ruhsatın kiracısı göründüğü cihazı da kapsadığını, taraflar arasında bir iç ortaklık niteliğinde gizli adi ortaklığın kurulduğunu, ruhsatın ancak tüm ortakları hekim olan şirketlere verildiğini, müvekkili ortakları arasında hekim olmayanlar bulunduğundan müvekkilince ruhsat alınamadığını, 03.10.2007 tarihli kira sözleşmesine dayanılarak davalının ruhsat çıkartabildiğini, müvekkilinin bu ruhsatın mülkiyeti üzerinde yarı yarıya hak sahibi olduğunu, müvekkilinin yöneticisinin 2010 yılından itibaren davalının kadrolu doktoru göründüğü halde hiç ücret almamasının ortaklığı gösterdiğini, yine gerçek ilişki ortaklık olduğundan iki yıl boyunca davalının kira ödemeden cihazı çalıştırdığını, ruhsatın devri için tüm görüşmelere müvekkilinin yetkilisinin de katıldığını, kira aktinin dahi işyeri işletme ve hizmet sözleşmesi olarak adlandırıldığını, kira akti dışındaki planlama ve tedavi edici cihazların müvekkilinin ofisinde bulunmasının ortaklık ilişkisini ispatladığını, çok kıymetli olan ruhsatın yarı payının müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin yetkilisinin yurt dışında olduğu bir dönemde davalının ruhsatı üçüncü kişi şirkete 2.000.000,00 USD’ye işletme hakkı ile birlikte sattığını, buna göre alıcının hastanesinin radyoterapi bölümünün davalı tarafından işletilip kazançtan %18 oranında pay alacağını, ruhsat bedelinin yarısı olan 1.000.000,00 USD ile henüz tespit edilemeyen işletme hakkının yarısının müvekkiline ödenmesi gerektiğini ileri sürerek ruhsatın satılması sebebiyle ortaklığın fesih ve tasfiyesini, ruhsatın ½ oranındaki mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunun tespitini, payına düşen kısmın ½ oranında tespit ve tahsilini, ruhsatın satışından elde edilen gelirin müvekkilinin payına düşen kısmının tahsilini, şimdilik 10.000,00 TL'nin 09.07.2014 tarihinden itibaren ticari avans faizi oranında temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, 14.04.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile talep sonucunu 2.130.700,00 TL'ye çıkarmıştır.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ... 60 radyoaktif kaynaklı terapi- tedavi cihazına lisans alabilmek için Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’na defalarca başvurduğu ve lisans için ortaklar arasında hekim olmayan kişi bulunmaması şartı yer almadığı halde şartlarını yerine getirmediği ve maliyetine katlanmadığı için lisans alamadığını, davacının kendi teklifi ile lisans için yetersiz ... cihazını zaten tedavi ruhsatı olan müvekkiline sattığını, kira sözleşmesi yapıp müvekkilinin cihaza aldığı ruhsattan yararlandığını, daha önce mevzuata aykırı kabul ettiği hastaları legal kabul etmeye başladığını, taraflar arasında sadece kira ilişkisi bulunduğunu, hiçbir zaman ortaklık kurulmadığını, müvekkilinin, davacının üst katını mal sahibinden kiraladığını, ancak cihazın ağırlığı ve sağlık tehlikesi sebebiyle ... cihazını üst kata çıkaramadığını, öte yandan davacının sattığı cihazı kendisinin de kullanmak istemesi sebebiyle cihazı yerinden oynatmak istemediğini, bu durumda cihazın bulunduğu fizik odasının müvekkilince mecburen kiralandığını, kira parası olarak da nakdî para yerine ayda iki hastanın tedavi ücretlerinin davacıya kira bedeli olarak ödenmesinin kararlaştırıldığını, 03.10.2007 tarihli kira kontratında konu başlığında açıkça kira kontratı yazıldığını, müvekkilinin ruhsat alması ile davacıyla sözleşmesinin ilgisinin bulunmadığını, hasta kabulünün ve kârın geç sağlanması sebebiyle davacıya 09.04.2009 tarihinden itibaren kira sözleşmesi gereği ödemeler yapıldığını, davacının talepleri ile kira bedellerinin önce 12.000,00 TL’ye ardından 30.000,00 TL’ye çıkarıldığını, hekimler için çıkan Kanun sonrası davacının yetkilisinin hasta kabulü ve çalışması için müvekkili ile anlaşma yapıldığını, davacının ihtarında dahi kira ilişkisini kabul ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III.MAHKEME KARARI Mahkemece bozma ilamına uyularak taraflar arasında akdedilen 13.05.2003 ve 03.10.2007 tarihli her iki sözleşme metninin hiçbir yerinde tarafların “ortaklık” kurmak iradesini ortaya koyan bir beyana yer vermedikleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasında gizli adi ortaklık bulunduğu iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. SONUÇ: Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.