11. Hukuk Dairesi 2024/6562 E. , 2025/3862 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1132 Esas, 2024/1482 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/219 E., 2021/389 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2019/48424 sayılı ve "Tarihi ... ... ... Usta" ibareli marka başvurusuna davalı yanın 2206/31856, 2010/43608, 2010/43610 sayılı markalara dayalı itiraz ettiğini, itiraz sonucunda ... Dairesi Başkanlığı kararıyla başvurunun kısmen reddedildiğini, müvekkilinin bu karara itirazının ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) kararıyla nihai olarak reddedilmiş olduğunu, oysa müvekkilinin “Tarihi ... ... ... Usta” ibaresini aktif olarak kullandığını, müvekkili adına tescilli "... ... Tarihi ... ..." ibareli marka ile dava konusu marka arasında birebir benzerlik bulunduğunu, müvekkilinin 1962 yılından beri bu markayı kullandığını, ... ...’nin, ... ...’nin oğlu olduğunu, ... ... tarafından oluşturulan markaların daha sonra müvekkili şirket tarafından devralındığını, müvekkilinin ....com.tr adresinin sahibi olduğunu, müvekkilinin bu markaya kullanım ile ayırt edicilik kazandırdığını, başvurunun kısmen reddinin hatalı olduğunu, müvekkilinin müktesep hakkının kabul edilmesi gerektiğini, davalının müvekkilini taklit ettiğini, Bakırköy 1.Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nde 2014/134 E. sayısı ile görülen davada davalının 2004/12940 sayılı “Tarihi ... ...” markasının hükümsüzlüğüne karar verildiğini, anılan kararın kesinleştiğini, müvekkilinin “...” esas unsurlu markalarının üstün hak sahibi olduğunu, müvekkilinin 2005/22452 sayılı markasının yanı sıra 2017/57650 sayılı markasının da tescilli olduğunu, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığını ileri sürerek 2020-M-4790 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Diğer davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, taraf markalarının birbirinden ayırt edilmelerinin mümkün olmadığını, ortalama tüketici nezdinde markaların birbiri ile benzer görüleceklerini, müvekkilinin 2006/31856, 2010/43608 ve 2010/43610 sayılı markaların sahibi olduğunu, davacı yanın dahi dava dilekçesinde müvekkili markası ile karışıklık yaşadığını, davaya konu tescili talep edilen markanın esas unsurunun “Tarihi ... ...” olduğunu, müvekkilinin anılan ibare üzerinde öncelikli hak sahibi olduğu, dava konusu markanın da müvekkilinin bu öncelik hakkına sahip olduğu ibareden oluştuğunu, davacı yanın tescilli olduğunu iddia ettiği markaların tescil kararlarının henüz verilmediğini, tescilli olmayan bu markaların müktesep hak sağlamayacağını, davacı yanın 2017/57650 sayılı markası kapsamında 43. sınıf hizmetlerin yer almadığını, yine 2005/22452 sayılı markasının ise dava konusu marka ile hiçbir benzerlik taşımadığını, davacının kötüniyetli bir şekilde müvekkili markalarının tanınırlığından yararlanma amacı taşıdığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markalarının 43. sınıf hizmetleri birebir kapsadıkları, markaların benzerlik düzeyleri son derece yüksek işaretlerden oluştuğu, bu durumun ilgili tüketici kitlesi nezdinde dahi markaların birbirleri ile ilişkilendirilme ihtimali sonucunu doğuracağı, davacının dosya kapsamındaki mevcut tüm bu delillerinde, davacı yanın, devralmak suretiyle hak sahibi olduğu “Tarihi ... ...” markasının, davalıya ait en eski tarihli marka olan 03.07.2006 başvuru tarihli 2006/31856 sayılı markadan daha evvelki tarihli kullanımlarını gösterir yoğunlukta delilin dosyada mevcut olmadığı, 2004-2005 tarihli vergi levhasının tek başına bu yönde bir kanaate varılması için yeterli olmadığı, bununla birlikte davacı yanın dosya kapsamına sunduğu muhtelif yargı kararlarında, “... ...” ibaresi üzerinde “yiyecek – içecek sağlanması hizmetleri” açısından davacının önceye dayalı üstün hakkının mevcut olduğuna kanaat getirildiği; anılan mahkeme kararlarından Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2014/134 E. sayılı dosyasının kesinleştiği, dolayısıyla salt ilgili mahkeme kararının, davacı yanın, dava konusu “... ...” ibaresi üzerinde üstün hak sahipliğinin değerlendirilmesi açısından güçlü bir delil olduğu yorumunda bulunulmasının mümkün olduğu, ancak bu yorumda dahi önceye dayalı kullanım ile gelen bu hak sahipliğinin, sicilde mevcut tescilli markaların varlığı karşısında, her hal ve koşulda gerçek hak sahibi lehine sicildeki tescile daha üstün bir hak sağlamayacağı, başka bir ifadeyle gerçek hak sahipliği karinesinin sicildeki tescil engelinin aşılmasını sağlayamayacağı, bu anlamda davacı yanın gerçek hak sahibi olup olmamasının YİDK karar tarihi itibariyle, sicilde kayıtlı öncelik hakkının davalı tarafça mevcut olması nedeniyle varılan nihai kanaati etkilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının itiraza mesnet markalarının esas unsurunu oluşturan "... ..." ibaresinin davalı markalarında aynen yer aldığı, itiraza mesnet 2006/31856 sayılı markanın ise "Tarihi ... ..." ibaresinden oluştuğu, dava konusu markanın kapsamında kalan 43. sınıf hizmetlerin itiraza mesnet markalarından kapmasında aynen yer aldığı, bu hale göre taraf markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davacının işlem dosyasına sunduğu Bakırköy 1. FSHHM'nin 2014/134-190 E.-K. sayılı kararının 2004/12940 sayılı markaya ilişkin olup, bu markanın davalı tarafça itiraza mesnet gösterilmediği, önceye dayalı hak iddiasının da tescilli bir marka varken benzerini tescil ettirme hakkı vermediği, öte yandan, davacının müktesep hak iddiasının dava konusu YİDK kararında değerlendirildiği, mahkemece yerinde bulunan YİDK kararında da belirtildiği gibi davacının eski tarihli markasının farklı bir asli unsura sahip olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 29.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.