Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/3496 E., 2025/3849 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/3496 E., 2025/3849 K. (29.05.2025) – Dolandırıcılık

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3496
Karar No
2025/3849
Karar Tarihi
29.05.2025
Konu
Dolandırıcılık

11. Hukuk Dairesi 2024/3496 E. , 2025/3849 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1377 Esas, 2024/295 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2012/1495 E., 2020/508 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca davacı vekilince duruşmasız, davalı ... vekilince duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 06.05.2025 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı ... vekili Avukat ..., davalı ... vekili Avukat ..., fer'i müdahil vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; merkez ofisi Avusturya'da bulunan müvekkili şirketin, her türlü petrol ve türevlerinin alım-satım işiyle iştigal ettiğini, Türk müşterilerine yapmış olduğu satışların karşılığını çek ile tahsil ettiğini, bu çeklerin... Bankası .../... Şubesi aracılığı ile tahsil edilerek müvekkili hesabına alacak kaydedildiğini, müvekkili şirketin 05.10.2009 tarihinde gerekli müsaadeleri alarak İstanbul'da irtibat bürosu kurduğunu, davalılardan ...'in müvekkili şirketin ...'de lehine düzenlenen çekleri ilgili yerlerden toplayarak bankaya tevdii etmekle görevli çalışanı olduğunu, bu çekler bankaya sunulduğunda ve günü geldiğinde bankanın müvekkili hesabına çek bedellerini yatırdığını, davalı ... ile ilişkinin bu şekilde yaklaşık üç yıl devam ettiğini, ancak bu sürenin son 6 aylık kısmında... Bankası ... şubesinin kendilerine davalı ...'in bankaya verdiği çekleri geri aldığını bildirmesi üzerine müvekkilinin bilgi ve rızası dışında günü gelmeyen çeklerin davalı ... tarafından geri alındığı, bu geri alınan 54 adet çekin kendisi tarafından ciro edilerek davalı ...'a devredildiğinin anlaşıldığını, bu sırada Kadıköy Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nden tedbir kararı aldıklarını, ancak bu tedbirin kaldırılmasına karar verildiğini, bu arada davalı ... tarafından aynı çeklerin diğer davalı ...'a ciro edildiğini, bir protokol düzenlenerek davalı ...'ın bu çekleri bankaya ibraz ederek tahsil ettiğini, uygulamanın müvekkili şirketin ...'de şubesi ya da temsilcisi olmadığı için ...'den mülakatla seçilen, yabancı dil ve diğer konularda bilgisi olan ...'in aracılığıyla ödemeleri çek şeklinde toplayıp müvekkili şirkete rapor edilmesi, anlaşmalı bulunduğu benzin istasyonları tarafından dijital ortama aktarılarak müvekkili tarafından takip edilmesi ve bu çeklerin bankaya verilmesi sonrasında banka hesabından takip edilmesi şeklinde işlediğini, sonuç olarak davalılar tarafından müvekkilinin rızası dışında müvekkili adına düzenlenmiş çeklerin bankadan geri alınması, ciro edilmesi ve tahsil edilmesi nedeniyle müvekkilinin uğramış olduğu zararın şimdilik 705.000,00 euroluk kısmının istirdadını talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... cevap dilekçesinde; 04.06.2012 tarihinde davacı şirketin iflas ertelemeye başvurduğunu, nakit akışının kesildiğini, çekleri kısa tarihlerle ve hatta doğmamış faturalar için dahi almaya ve tahsil etmeye başladıklarını, bu durumun yaklaşık üç ay boyunca devam ettiğini, şirket sahibinin iflastan kurtulamayacağını ve eldeki son çekleri paraya çevirmek istediğini söylediğini, bunun üzerine 2012 yılının 7. ayından sonraki çekleri diğer davalı ...'a ciro ettiklerini, ciro sırasında şirket sahibi ...'in yanlarında bizzat bulunduğunu, bu çeklerin karşılığında ...'tan 1.450.000,00 euroyu nakit olarak aldığını, bütün bankalara davacı şirket tarafından kendisine verilen yetkileri içeren noter tasdikli belgelerin sunulduğunu, davacı tarafın iddialarının tamamen yanlış olduğunu, şirketin sahibinin mağdur olmaması için kendisine ibraname düzenleyerek verdiğini, bu ibranamenin noter tasdikli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... cevap dilekçesinde; toplam 1.349.000,00 euro bedelli çekleri diğer davalı ...'den ciro yoluyla aldığını, uluslararası nakliye işi yapan bir şirketinin bulunduğunu, davacı şirket ile yıllardır devam eden bir ticari ilişkisinin olduğunu, davacı şirketin sahibi ...'in işlerinin kötüye gittiğini söyleyerek kendisinden nakit borç istediğini, 1.450.000,00 euro borç parayı iki taksit halinde elden kendisine ödediğini, 10 yıldır beraber çalıştıklarını, aralarında güven ilişkisi bulunduğunu, yıllarca kendisine kredi açtığını, bu nedenle ...'den müşterilerinden toplayacağı çekleri vermek kaydı ile bu borç parayı verdiğini, daha sonra ... tarafından 1.349.000,00 euro bedelli çeklerin ciro edildiğini, bu çekleri arsa karşılığı müteaahhit ... isimli kişiye ciro ettiğini, ayrıca 140.000,00 euro civarında alacağının kaldığını, ayrıca bu çeklere tedbir konulduğu için bankadan çekemediğini ve bu yüzden bir süre zarara uğradığını, daha sonra tedbir kaldırılınca çekleri tahsil ettiklerini, hatta çeklerin tahsili geciktiği için kendisinin çekleri ciro ettiği ...'dan arsayı alamadığını ve çeklerin peyder pey tahsil edildiğini, davacı şirket sahibi ile halen görüştüklerini, kendisinin iflas ettiğini ve işyerinin kapatıldığını, şu anda yasal olarak kayyıma devredildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin iyiniyetli üçüncü şahıs konumunda bulunduğunu, dava konusu çekleri, davalılardan, yine üçüncü şahıs konumundaki ...'tan imzalanan sözleşmeye istinaden 13.09.2012 tarihinde teslim aldığını, çeklerin bir kısmının bankalardan tahsil edildiğini, ancak ödemeler yapılırken Ekim ayı içinde davacının, Kadıköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/961 D. İş sayılı dosyasından 08.10.2012 tarihinde tedbir kararı alarak çeklerin ödenmesini bankalardan durdurduğunu, akabinde müvekkili ile ... arasındaki anlaşmanın karşılıklı bozulduğunu, bozulma nedeninin tamamen bu çeklerin ödemesinin aksamasından kaynaklandığını, sözleşme nedeniyle kendisinden almış olduğu çeklerin tahsil edilenlerin bedelini makbuz karşılığında ...'a iade ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'in kambiyo senedi düzenlemek hususunda özel olarak yetkilendirildiği bilgisine ulaşılamadığı, ancak tespitler bu yönde olmakla birlikte, davalı ... ile diğer davalı ... arasında düzenlenen 28.08.2012 tarihli teslim tutanağı ve bu tutanak uyarınca temlik edilen çeklerden biri incelendiğinde, davalı ...'in ilgili çeki ciro etmek suretiyle devrettiği, toplam 54 adet çekin teslim edildiği işleme ilişkin tutanakta diğer davalı ...'tan 02.09.2012 tarihinde 700.000,00 euro, 12.09.2012 tarihinde ise 750.000,00 euro olmak üzere toplam 1.450.000,00 euro teslim alındığının yazılı olduğu, çekleri teslim eden kişi olarak da davalı ...'in tutanağa imza attığı, bu tutanak uyarınca 1.450.000,00 euro tutarın davalı ... tarafından teslim alındığı, davalı ... ile davalı ..., 09.10.2013 tarihli celsede, "davacı şirket yetkilisi ...'in teslim sırasında hazır bulunduğunu ve nakit parayı elden teslim aldığını" iddia etmişlerse de bu iddiayı kanıtlayan hiçbir yazılı belge bulunmadığı, bu kapsamda davalı ...'tan alınan 1.450.000,00 euro tutarındaki paranın davalı ...'in uhdesinde göründüğü, bu durumun taraflar arasındaki hizmet sözleşmesine aykırı olarak kambiyo senetleri ciro edildiği ve bu ciro karşılığında alınan bedelin aktarılmaması nedeniyle şirketin zarara uğratıldığı anlamına geldiği, bu kapsamda davalı ...'in sözleşmeye aykırı hareket ettiği, sözleşmeye aykırılığın meydana getirdiği zarardan sorumlu olduğu, dosyada bulunan "ibraname" başlıklı metnin, ... Noterliği tarafından gönderilen aslı ile dosyada bulunan örneğinin farklılık arzettiği, ... Noterliği tarafından gönderilen ibraname aslında, ibra eden ... adı altında herhangi bir imza bulunmadığı, bu nedenle ortada geçerli bir ibraname olmadığı, davalı ...'in uhdesinde tuttuğu 1.450.000,00 euro için davacı şirkete karşı sözleşmeye aykırılık sebebiyle sorumlu bulunduğu, bu sorumluluğu ortadan kaldıran geçerli bir ibranamenin olmadığı, davalı ... tarafından dosyaya sunulan belgenin fotokopi olduğu, senet niteliği taşımadığı, geçerli bir ibranamenin varlığının ispat edilemediği, davalı ...'ın, diğer davalı ... ile gerçekleştirdiği anlaşma uyarınca zenginleştiği ölçüde davacı şirketin fakirleşmesinden sorumlu olacağı, teslim tutanağı uyarınca davalı ...'ın 1.350.000,00 euro değerindeki çeki teslim alması ve karşılığında 1.450.000,00 euro tutarında nakit para teslim etmesi neticesinde dosya kapsamında aksine işaret eden bir belge de bulunmadığından davalı ...'ın geçersiz işlem sebebiyle zenginleşmediği, davalı ..., diğer davalı ... ile akdettiği sözleşme uyarınca çeklerin hamili konumuna gelmiş ise de, bu davalı ile ne davacı şirket arasında ne de yetkisiz temsilci ... arasında hukuki ilişki bulunmadığı, bu sebeple sözleşmesel bir borcun oluşması imkânı bulunmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davalılar ... ve ... yönünden davanın reddine, davalı ... yönünden davanın kabulü ile 705.000,00 euro alacağın bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ile davalı ... vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekillerinin davacı şirketi temsil yetkisi bulunduğu, Mahkemenin davacı vekilinin takip yetkisi bulunduğuna dair kabulünün isabetli olduğu, ayrıca ... Cumhuriyeti ve Avusturya Cumhuriyeti arasında mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi hakkında 23 Mayıs 1989 tarihli sözleşme ile iflas kararlarının ayrık tutulmuş olması nedeniyle iflas kararının tenfizi mümkün olmayıp davalı vekilinin tenfizine karar verilmeyen iflas kararı nedeniyle davacı şirketin iflâs organlarının usulüne uygun oluşmadığı yönündeki istinaf sebebinin de yerinde bulunmadığı, görevli mahkeme Ticaret Mahkemesi olduğundan davalının bu yöne ilişkin istinaf sebebinin yerinde olmadığı, davalı ...'in davacı şirketin İstanbul'da kurulacak irtibat bürosunun yöneticisi olarak tayin edildiği, yetkili makamlar nezdinde şirketi temsil etmesi ve gerekli tüm imzaları şirket adına atması için yetkilendirildiği, bunun yanı sıra davacı şirket ile davalı ... arasında imzalanan 23.09.2009 tarihli hizmet sözleşmesinde, yeni müşteriler edinilmesi, mevcut müşterilerin idaresi, iş akışı tanımına uygun olarak ödemelerin ve riskin yönetimi, bir satış ekibinin kurulumu ve yönetimi konusunda düzenleme yapıldığı, davalıya kambiyo taahhüdünde bulunma (çek düzenleme, ciro etme) ticari vekil veya mümessil olma gibi özel yetkiyi gerektiren işlemleri yapma yetkisi verilmediği, bu durum nedeniyle davalının davacı şirketin ticari mümessili veya vekili olmadığı gibi davacı şirket adına çek düzenleme, ciro etme yetkisi bulunmadığı gözetildiğinde Mahkemece davalı ...'in çekleri ciro ederken yetkisiz temsilci sıfatı ile hareket ettiğinin kabulünün yerinde olduğu, davalı ... vekilince, 01.10.2012 tarihinden geçerli olmak üzere her türlü anlaşmalar, ipotekler, protokoller, açılmış veya açılabilecek her türlü davadan dolayı davalı ...'in en geniş anlamda ibra edildiğine ilişkin ibraname bulunduğu belirtilmiş ise de, "ibraname" başlıklı metnin ... Noterliği tarafından gönderilen aslı ile dosyada bulunan örneğinin farklı olduğu, ... Noterliği tarafından gönderilen ibraname aslında ibra eden ... adı altında herhangi bir imza bulunmadığı, bu hususla ilgili davalı ... hakkında nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik suçundan yapılan yargılamalar sonunda İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/436 E. ve 2019/117 K. sayılı ilamı ve İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/570 E. ve 2019/340 K. sayılı ilamı ile verilen beraat kararları, hukuk hakiminin ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle ve ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla bağlı olmadığına ilişkin hüküm gereğince ibranamenin geçerli ve bağlayıcı olduğu sonucunu doğurmadığı, ayrıca ibranamenin düzenlenme tarihi itibarıyla davacı ... hakkında iflas kararı verilmiş olması nedeniyle şirket yönetici ve temsilcilerinin şirketi temsil yetkilerinin sona erdiği gözetildiğinde de Mahkemece davalı ...'in sorumluluğunu ortadan kaldıran geçerli bir ibraname bulunmadığının kabulünün yerinde olduğu, davalı ..., davacı şirket adına çek alma, ciro etme konusunda doğrudan talimat verildiği, ... Bankası nezdinde bulunan çeklerin bankadan alınarak ...'a ciro edildiği ve karşılığında 1.450.000,00 euronun alınması hususunda talimat aldığı, 1.349.486,15 euro tutarındaki 54 adet çek karşılığında 1.450.000,00 euronun nakit olarak ... tarafından teslim alındığı yönünde savunmada bulunmuş olup ispat yükü kendisine düşen davalı, savunmasını ispata yarar geçerli yazılı delil ibraz etmediği gibi dava konusu çeklerin ve bedellerinin davacı şirketin kasasına girdiğini de ispatlayamadığı, davalının çeklerin ciro edilmesi ve karşılığının davacı şirket hesabına aktarılmaması nedeniyle davacı şirketi zarara uğrattığı, bu zarar nedeniyle sorumlu olduğundan Mahkemece davanın davalı ... yönünden kabulüne karar verilmesinin isabetli olduğu, davalı ...'ın 1.350.000,00 euro değerindeki çekleri davalı ...'den ciro yoluyla teslim alarak karşılığında 1.450.000,00 euro tutarında nakit parayı davacı şirket adına teslim ettiği beyanı ve bu beyanın aksine bir belge bulunmaması karşısında davacı, davaya konu edilen çeklerin davacı şirketin zararına olarak davalı ... tarafından kötü niyetle ve/veya ağır kusurla iktisap edildiğini ve davalının çekleri tahsil ederek sebepsiz zenginleştiğini ispatlayamadığı, davacı şirket ve davalı ... ile doğrudan ilişki içerisinde bulunmayan davalı ...'ın da davacı şirketin zararına olarak dava konusu çekleri kötü niyetle ve/veya ağır kusurla iktisap ettiği ve çekleri tahsil ederek sebepsiz zenginleştiğinin davacı tarafça ispatlanamadığı, davacının davaya konu edilen çeklerle ilgili açtığı Kadıköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/961 D. İş sayılı dosyasına davalı ... tarafından müdahale dilekçesi verilirken davalı ... ile davalı ... arasında imzalanan 28.08.2012 tarihli teslim tutanağının da dosyaya ibraz edilmesi, tek başına davalı ...'ın çekleri kötüniyetle iktisap ettiğini veya iktisapta ağır kusurlu olduğunu ispata elverişli bulunmadığı, Mahkemece davalılar ... ve ... yönünden davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, her ne kadar davacı vekilince yargılama aşamasında sunulan beyan dilekçesi ve istinaf dilekçesi ile 12.11.2012 tarihli ticaret sicil gazetesine göre ... Suları San. ve Tic A.Ş. isimli şirkette davalılar ... ve ...'ın ortak oldukları ileri sürülmüş ve bu hususun Mahkemece araştırılmaması istinaf sebebi yapılmış ise de, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedeninin dinlenemeyeceği gerekçesiyle davacı ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ile davalı ... vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, 28.08.2012 tarihli teslim tutanağında ifadesini bulan hukuki ilişkiyle davacının bağlı olmadığının tespiti ve bir kısım çeklerin tutarı kadar olan 705.000,00 euronun tahsili istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekili ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... ve ... yararına, ...'den alınarak davacı yararına verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 29.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! a76ed0f563e749cc 2c236d0d30c7b827

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı