11. Hukuk Dairesi 2024/6339 E. , 2025/4283 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2177 Esas, 2024/1275 Karar HÜKÜM : Esastan ret Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinini bebek tekstili ürettiğini, merkezi ...'da bulunan "... .. & Co. ..." enstitüsü tarafından verilen ".." kalite sertifikasına sahip olduğunu, sertifika kuruluşunun sertifikayı almaya hak kazanan her firma için ayrı bir sertifika numarası verdiğini, müvekkilinin özel sertifika numarasının "..." olduğunu, davalının kendisine ait bir kalite sertifikası olmadığı halde, farklı şehirlerde 80'den fazla mağazasında davacı ürünlerine birebir benzer bebek tekstili ürünleri üzerinde davacıya ait sertifikanın hatta davacının özel numarasının basılı olduğu şekilde müvekkilinin sertifika kimliğini izinsiz kullandığını, birebir aynı ürünleri imal edip satışa sunduğunu, bu şekilde haksız rekabete neden olduğunu, bu durumun delil tespit dosyası ile tespit edildiğini ileri sürerek davalının haksız rekabetinin tespitine, men'ine, maddi durumun ortadan kaldırılmasına, şimdilik belirsiz alacak davası kapsamında 10.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın delil tespit tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline ve kararın gazetede ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, davacı tarafça dava konusu edilen etiketlerin kısmen kullanıldığı ürünleri doğrudan imal etmediğini, tedarikçi firmalara ürettirdiğini, etiketlerin tedarikçi firmaların ürettiği bir kısım üründe kullanıldığının, delil tespitinden sonra öğrenildiğini, o tarih itibariyle stoklarda bulunan ve sınırlı sayıda üründe kullanıldığı belirlenen etiketlerin derhal söküldüğünü, davacının iddiasının aksine dava konusu ihtilafın davacıya ait bir markanın taklidi suretiyle sahte ürün üretilmesi olmadığını, müvekkilinin hak sahibi olduğunu, ürünlerin hiçbirisinin taklit veya sahte ürün olmayıp tamamen yasal şekilde üretilmiş ve tescil edilmiş markalı ürünler olduğunu, bu ürünlerin sınırlı sayıdaki bir kısmında tedarikçi firmalar tarafından hatalı bir şekilde ... etiketlerinin kullanıldığını, bu etiketlerin söz konusu ürünlere hiçbir artı değer katmayan, satış değerini etkilemeyen, tüketicilerde hiçbir bilinirliği olmayan ve hatta sıradan tüketicinin bilemeyeceği bir özellik olduğunu, bu etiketlerin ürünlerde kullanılmasının ürünlerin daha yüksek fiyatla satılmasına etki etmediğini, satışı yapılan ürünlerin davacı ürünleri ile karıştırılmaya uygun olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının sattığı ürünlerde sağlığa zararlı kimyasal bulunmadığına ilişkin "... ." kalite sertifikasının davacıya ait olduğu, ... kodlu sertifikanın davacıya özgülendiği, bu haliyle davacıya ait sertifikanın davalı tarafından satılan ürünlerin aynı nitelik ve kaliteye sahip olmadan kalite sertifikasına sahipmiş gibi ürün etiketlerinde kullanılmasına yönelik eylemin, haksız rekabet teşkil ettiği, bu nedenle davacının maddi zararının oluştuğu, sertifikanın bebek kıyafeti satışı yapan davacı ve davalı şirket açısından ürüne değer ve kalite katan bir etken olmasıyla birlikte, sertifikanın ürünün satışında tek etken olmamasından dolayı davalının sattığı ürünlerden dolayı gerçekleşen satışlar nedeniyle davalının elde ettiği toplam kazanç miktarı 497.028,59 TL'nin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 50. maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereğince takdiren 1/3'ünün davacının uğradığı zararı oluşturacağından, hakkaniyet gereği maddi tazminatın 165.676,20 TL olarak belirlendiği, davalının henüz satmadığı elindeki mevcut ürünler yönünden haksız rekabetin ref'i kararı verildiğinden stoktaki ürünler için sertifika etiketlerinin kaldırılması kararı ile bu yönde davacının uğrayacağı zarar bertaraf edildiğinden ayrıca tazminat ödenmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığı, aynı nedenle stoklardaki ürünlerin imhasına ilişkin olarak karar verilemeyeceği, takdiren indirim yapılması ve karar verilmesine yer olmadığına ilişkin verilen kararlar kapsamında davalı lehine vekalet ücreti tayin edilmediği, davacının piyasa değerini ve ticari itibarını etkileyebilecek davalının haksız rekabet eylemi nedeniyle de manevi zararı oluştuğundan takdiren 30.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının ürünlerinde davacıya ait ... sertifika numaralı "... .." sertifikasını kullanması nedeniyle davalının haksız rekabette bulunduğunun tespitine, davalının ürünlerinde davacıya ait sertifikayı kullanmaktan men'ine, davalının ürünlerinde bulunan davacıya ait sertifikaya sahip olduğunu belirten etiket, yazı ve sair ibarelerin ürünlerden kaldırılmasına, davalının davacıya ait sertifikayı kendisine aitmiş gibi kullandığı haksız rekabete konu ürünlere el konulması ve imhası talebi hakkında, haksız rekabetin ref'i kararı verildiğinden karar verilmesine yer olmadığına, 165.676,20 TL maddi tazminatın 11.02.2019 (delil tespiti başvuru) tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin hakkaniyet gereği reddine, stoktaki ürünlerden dolayı ayrıca tazminat ödenmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 30.000,00 TL manevi tazminatın 11.02.2019 (delil tespiti başvuru) tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..." numaralı "..." sertifikasının davacı adına kayıtlı olduğu, davalının kullanım hakkı bulunmadığı, işbu davadan önce davalıya ait iki mağazada yapılan delil tespitinde ve davalının internet sitesi üzerinde yapılan tespitte, davacının sahip olduğu sertifikanın, davalının sattığı ürünler üzerinde etiket olarak kullanıldığının belirlendiği, davalı eyleminin haksız rekabet fiilini oluşturduğu, davacının sahip olduğu sertifikanın haksız bir şekilde kullanıldığı ürünleri satması nedeniyle etiketlerin kullanımından sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmadığı, etiketlerin kullanımının haksızlığı belirli ise de, yapılan satışlarda tek etken olarak kabul edilemeyeceği gibi davalının müşteri kitlesinin sadece bu etiketin varlığı nedeniyle anılan ürünleri satın aldığı ve etiketin kullanıldığı belirli olan modellerin tamamında etiketin kullanıldığının kabul edilemeyeceği, bu itibarla TBK'nın 50. maddesi kapsamında taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek davacı yararına 165.676,20 TL maddi tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik görülmediği, ayrıca henüz satışa arz edilmeyen dolayısıyla henüz davacı nezdinde doğmayan zarar nedeniyle maddi tazminata hükmedilemeyeceği gibi haksız rekabetin ortadan kaldırılmasına karar verildiğinden, ürünlerin imhası talebi hakkında da karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin yerinde olduğu, yine davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiği kabul edilmekle davacının kişilik haklarının ihlal edildiği sabit olduğundan manevi tazminat şartlarının mevcut olduğu, maddi tazminat talebinin reddedilen kısmı TBK'nın 50. maddesine göre takdiren belirlendiğinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, haksız rekabetin tespiti, meni ile haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, tarafların temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 18.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 8871ea481118e492 814b8bd3c411fd3f