11. Hukuk Dairesi 2024/6172 E. , 2025/3965 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/140 Esas, 2024/768 Karar HÜKÜM : Esastan ret Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin vekili olduğu şirketin İran menşeili ve "...." unvanlı şirket olduğunu, şirketin aynı zamanda Türkiye dışında birçok ülkede tescilli olan ''.. ...+...'' markasının 12, 17 ve 35. sınıflarda 30.4.1993 tarihinden itibaren sahibi olduğunu, davalının, müvekkilinin tanınmışlık düzeyinden yararlanmak amacıyla kötüniyetli olarak Türk Patent ve Marka Kurumu'na (TÜRKPATENT) başvurarak 31.10.2007 tarihinde 2007/57868 numaralı, 12. sınıfta yer alan mal ve hizmetler için, yine 21.01.2015 tarihinde, 2015/.... numara ile 35. sınıfta yer alan mal ve hizmetler için '' .. ..+...'' markaları adına tescil ettirdiğini, halbuki markalar arasında iltibasın mevcut olduğunu, müvekkiline ait olan ve lastik sektöründe tanınmış markanın ürünlerinin, davalı tarafından satın alınmakta iken davalının markayı tescil ettirerek kendi markası gibi algı yaratmasının kötüniyetini gösterdiğini ileri sürerek davalı adına tescilli 2007/57867 ve 2015/05192 sayılı, .. ..+..'' ibareli markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ''.. ..'' ibareli markalı ürünlerin, müvekkili şirketin 2.500'ü aşkın bayiisinde en az onbeş yıldır pazarlanmasıyla Türkiye lastik sektöründe bilinirlik kazandığını, müvekkilinden önce ''.. ..'' ibareli markanın Türkiye'de lastik sektöründe bilinen bir marka olmadığını, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, müvekkilinin tescil öncesi kullanımı hariç, 2007 yılından bu yana en az 15 yıldır tescilli kullandığı markayı bilinir hale getirmesinden sonra dava açılmasının davacının kötüniyetini gösterdiğini, müvekkili şirket adına tescil ettirilen markaların 12 ve 35. sınıfların alt grupları dahil tamamı için hükümsüzlük talebinde bulunulmuş ise de, davacının iddiasının sadece bisiklet, motosikletler için iç lastik imalat ve satışı olduğunu, davacının iddialarını kabul etmemekle birlikte biran için haklı olduğu farz edilse dahi sadece bu mal ve hizmetler için hükümsüzlük talebinde bulunabileceğini, bunun dışındaki mal ve hizmetler için hükümsüzlük isteyemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalının başvuru yaptığı 31.10.2007 tarihinden önce dava konusu markanın davacı tarafından Türkiye’de kullanılarak ilgili piyasada belli ölçüde bilinir hale getirildiği yönünde delillerin dosyada bulunmadığı, mevcut dosya durumu itibariyle davacının “....” ibaresi üzerinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/3 hükmü anlamında öncelikli hak sahipliğini ispat edemediği, bu madde kapsamında davalı markasının hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı, dosyada mevcut delillerin, davalının başvuru tarihi itibariyle davacının tanınmışlık iddiasını ispata yeterli olmadığı, davacı marka sahibinin davalının marka başvuru tarihinden önceki bir tarihte tescilli bir marka hakkını haiz olmadığı, SMK'nın 25/6 hükmü koşullarının da bulunmadığı, davalının kötüniyetli olduğunda dair delilin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı adına tescilli 2007/... ve 2015/... sayılı, "...+...'' ibareli markaların hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 03.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.