Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/6369 E., 2025/3966 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/6369 E., 2025/3966 K. (03.06.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6369
Karar No
2025/3966
Karar Tarihi
03.06.2025

11. Hukuk Dairesi 2024/6369 E. , 2025/3966 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/87 Esas, 2024/1283 Karar HÜKÜM : Esastan ret Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ortağı ve yöneticisi olduğu davadışı .... Sağlık A.Ş. unvanlı şirkete geçici olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) kayyım olarak atandığını, TMSF'nin şirket hakkında tasarrufta bulunma hakkına haiz olmadığını, yalnızca geçici kayyımlık görevinin bulunduğunu, şirketin yöneticisinin ise halen şirketin ortağı da olan davacı olduğunu, .... Sağlık A.Ş'nin TMSF tarafından davalı şirkete ihale ile satıldığını, yapılan satış işleminin hukuka aykırı olduğunu, ihaleye fesat karıştırıldığını, satışın denetimden uzak, kapalı kapılar ardında yapıldığını, buna yönelik açılan idari davanın halen derdest olduğunu, davalı şirketin tacir sorumluluğuna aykırı davrandığının açık olduğunu, yapılan usulsüz ihale nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun(TBK) 122. maddesi gereği munzam zararının bulunduğunun kabulünün gerektiğini ileri sürerek .... Sağlık AŞ’nin usule ve hukuka aykırı olarak satışı ve ihale işlemleri sebebi ile hem davacının hem de şirketlerin zarara uğramış olduğunun ve zarar miktarının tespiti ile tespit edilen zararın ihale tarihindeki gerçek değerinden, ihale bedeli düşülerek kalan bakiye tutarına işleyecek ticari faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin pasif husumet ehliyeti, davacının ise aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, sorumluluk davasının kusuru ile zarara sebebiyet veren yönetim kurulu üyesine yöneltilerek, zararın şirket tüzel kişiliğine ödenmesi istemiyle açılabileceğini, davalının, davacının ortağı bulunduğu .... Sağlık Hizmetleri A.Ş. unvanlı şirketin ortağı veya yönetim kurulu üyesi olmadığını, dolayısı ile davalının, davacının ortağı bulunduğu şirketin yönetsel veya ticari nitelikteki tasarrufları nedeniyle bu şirketin maruz kaldığı zararları tazmin etmek gibi bir yüküm veya sorumluluğunun bulunmadığını, bunun yanı sıra davalı şirketin, ...Sağlık Hizmetleri A.Ş. unvanlı şirket hisselerini de edinmediğini, davacının ortağı olduğu şirketi devralmadığını, davalının yalnızca davacının şirketinin bir takım borç, mal ve haklarını devraldığını, doğmuş her hangi bir şirket zararının da bulunmadığını, herhangi bir şirket zararının oluşması halinde ise bu zararın tazminini talep etmek hak ve yetkisinin de doğrudan ...Sağlık Hizmetleri A.Ş. tüzel kişiliğinin kendisine ait olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalının zarara sebep olduğu ileri sürülen iş ve işlemler yönünden üçüncü kişi konumunda olduğu, maddi hukuka göre davacının davalıdan herhangi bir hak talep edemeyeceği, davalının yürürlükteki mevzuat hükümlerine göre dava dışı şirkete ait bazı hak ve alacakları ihale sonucu satın almasının davalıyı sorumlu kılmayacağı, mevcut bilgi, belge ve taraf açıklamalarına göre işbu davada davalının taraf sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle pasif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının yönetim kurulu üyesi olduğu dava dışı şirketin, bir kısım mal ve haklarının ihale yoluyla geçici kayyım olarak atanan TMSF tarafından davalı şirkete devri nedeniyle oluşan zararın tahsili istemine ilişkin olup, uyuşmazlık davada pasif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddi şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 03.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı