11. Hukuk Dairesi 2024/6016 E. , 2025/3996 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1203 Esas, 2024/1418 Karar HÜKÜM : Esastan ret Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirketin "..", "..." markalarının sahibi olduğunu, davalının 2019/119872 numarası ile “..." markasını 3.sınıfta tescil ettirmek istediğini, davalı başvurusuna itirazlarının Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, ".." markasının tanınmış bir marka olarak Türkiye'de en çok satılan genel temizlik ürünlerinden olduğunu, davalı markası ile müvekkilinin markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzediğini, davalı ... başvurusunun müvekkili markalarının ayırt edici karakterine ve tanınmışlığına zarar verdiğini, davalı tarafından müvekkili firmaya ait "...." markasının aynısı/benzeri olan "...." markasının aynı sınıfta tescil edilmek istenmesinin kötüniyetin göstergesi olduğunu ileri sürerek 2021/M- 4028 sayılı YİDK kararının iptalini, davalı markasının iptali ile sicilden terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin 2013 yılından itibaren “...” markasını kullandığını, "...", "..", "..", ".. ..", ".." ve "..." markalarının da tescilini aldığını, müvekkilinin 2003 yılından itibaren ürettiği markalarda “...” kelimesini kullandığını, itiraz edilen markada “..” kelimesinin markanın önünde yer aldığını ve asıl vurgulanması istenen ibarenin “...” olduğunu, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacı markasının tanınmış marka statüsünde bulunmadığını, müvekkilinin davacının markasının tanınmışlığından faydalanma gibi bir amacının olmadığını, davacının bu hususa ilişkin herhangi bir delil sunmadığını, kötüniyet iddiasının bir dayanağının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı firmanın ".." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından taraf markalarındaki benzerlik nedeniyle başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşabileceğinden 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu, davacı tarafın " ..." ibareli marka başvurusu üzerinde SMK'nın 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı, SMK'nın 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, (davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan "haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı), davacı tarafın "..." ibareli marka başvurusu üzerinde SMK'nın 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının kanıtlanmadığı, SMK'nın 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı ancak tüm bu gerekçeler yukarıda açıklanan SMK 6/1 maddesindeki var olan iltibası ortadan kaldırmadığından aksi yöndeki YİDK kararının hatalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 2021-M-4028 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu marka tescil edildiğinden iptali ile sicilden terkin edilmesine karar verilmiş, karar davalılar vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiş, karar, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, Kurum kararının iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 03.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 9d39f8cfd474e642 6d7d3d920eb4b47a