11. Hukuk Dairesi 2024/5817 E. , 2025/3726 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/688 Esas, 2024/1091 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/831 E., 2020/685 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı asıl borçlu ... Taşımacılık İnş. Oto. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin 27.12.2007 - 25.07.2014 tarihleri arasında ortağı olduğunu, bu tarihten sonra ortaklıktan ayrıldığını, ortaklığı esnasında müvekkilinin ortağı bulunduğu şirket ile davalı banka arasında akdedilen genel kredi sözleşmesini (GKS) kefil olarak imzaladığını ve 15.08.2013 tanzim tarihli bir borç senedini aval sıfatı ile imzaladığını, asıl borçlu şirketin kullanmış olduğu kredileri ödeyerek kapattığını, akabinde davalı bankanın kredinin teminatına alınan ipotekler ve araç rehinlerini fekkettiğini, borcun 2016 yılında sonlandığını, davalı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında borç ve sorumluluk kalmadığından GKS kapsamında alınan senedin iadesi gerektiğini, müvekkili bu senet nedeniyle borçlu olmadığı halde, davalı bankaca takip başlatıldığını, davalı banka ile asıl borçlu şirket arasında asıl borcun kapatılması ve sözleşmenin sonlanmış olması nedeniyle müvekkilinin avalisliğinin de sonlandığını ve senedin bedelsiz kaldığını ileri sürerek müvekkilinin İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün 2017/14303 E. sayılı dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının alacağın %40'ı oranında tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının bonoya ve bonodaki aval imzasına herhangi bir itirazının bulunmadığını, takibe konu bononun bankaya teminat olarak değil, ifa amacıyla verildiğini, kredilerin ödenerek kapatılmış olduğu beyanının doğru olmadığını, ayrıca davacının ortaklıktan ayrılmasından sonra asıl borçlu şirket ile yeni ve ayrı bir GKS düzenlenmediğini, davaya konu kredilerin davacının kefili bulunduğu mevcut GKS'ye ve aval verilen senede istinaden kullandırıldığını, davacının şirket ortaklığından ayrılmış olmasının sorumluluklarını ortadan kaldırmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip ve dava konusu bonoya aval veren davacının, bonoun teminat senedi olduğu veya bedelsiz kaldığı savunmalarının dinlenemeyeceği, davalı banka tarafından, dava konusu bononun dava dışı şirkete 15.08.2013 tarihli GKS kapsamında kullandırılan kredilerin ödenmemesi nedeniyle hesabın kat edildiği, bononun bu şirketten olan alacak tutarına ilişkin kısmının takibe konulduğu, bilirkişi raporu ile takip tarihi itibariyle davalı bankanın dava dışı kredi lehdarı şirketten 409.843,49 TL asıl alacak, 2.996,98 TL işlemiş faiz ve 1.229,53 TL komisyon olmak üzere toplam 414.070,53 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, oysa takip talebinde toplam 445.912,09 TL talep edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının takip dosyasında davalıya 31.560,84 TL asıl alacak, 186,57 TL işlemiş faiz ve 94,68 TL komisyon bedeli olmak üzere toplam 31.842,09 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bonoya aval veren davacının, bonoun teminat senedi olduğu savunmasının dinlenemeyeceği, davacı tarafça kredi sözleşmesi kapsamında tesis edilen ipoteklerin fek edilmesinin davalı bankanın alacağını tahsil ettiğine karine olduğu ileri sürülmüş ise de asıl alacak ipoteğe bağlı olmadığından ipoteğin fekki ile borcun kendiliğinden sona ermeyeceği, davacının kredi sözleşmesi kapsamındaki kefaleti devam ettiği gibi davalı bankanın takip tarihi itibariyle 409.843,49 TL asıl alacak, 2.996,98 TL işlemiş avans faizi ve 1.229,53 TL komisyon olmak üzere toplam 414.070,00 TL alacaklı olması nedeniyle davacının davalı banka lehine aval vermiş olduğu 1.000.000,00 TL tutarlı bononun bedelsiz kalmadığı, bu durumda davacının avalist olarak takibe konu bono nedeniyle sorumlu olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, kambiyo senedi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kambiyo senedi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, davacı taraf dava dilekçesinde, genel kredi sözleşmesi kapsamında avalist olarak imzalayarak bankaya verdiği senedin bedelsiz kaldığı iddiasıyla 1.000.000,00 TL üzerinden menfi tespit isteminde bulunmuştur. Ancak davalı bankanın takip talebinde 441.404,33 TL asıl alacak 3.183,55 TL işlemiş faiz ve 1.324,21 TL komisyon olmak üzere toplam 445.912,09 TL talep ettiği, bono bedeli 1.000.000,00 TL olmasına rağmen davalı bankanın daha fazlası için alacak iddiasında bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda davacı tarafça, bono bedeli ile takip konusu alacak arasındaki fark için dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle bu miktar için dava şartı yokluğundan davanın kısmen reddi gerekir. Davalı bankanın alacağına gelince; bilirkişi raporunda açıklandığı üzere bankanın 409.843,49 TL asıl alacak, 2.996,98 TL işlemiş faiz ve 1.229,53 TL komisyon olmak üzere toplam 414.070,53 TL alacakla ilgili olarak takip başlatmakta haklı görüldüğü, takipte toplam 445.912,09 TL talep edildiği, aradaki fark (31.841,56 TL) için menfi tespit hükmü kurulması gerekirken davanın tümüyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 33f56564734bf397 777ad22d79e0cdba