11. Hukuk Dairesi 2024/5505 E. , 2025/3282 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1802 Esas, 2024/745 Karar HÜKÜM : Davanın reddi (Yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmek suretiyle) İLK DERECE MAHKEMESİ : Kumluca 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/57 E., 2020/368 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılardan ... ve ... 'dan Kumluca İcra Müdürlüğünün 2013/132 E. sayılı (yeni E. 2015/833) dosyasından alacaklı olduğunu ve alacağını tahsil etmek amacıyla Antalya ili, Kumluca ilçesi, Beykonak Köyü, Gavurağacı Mevkii, 1272 parsel sayılı taşınmaza haciz konulduğunu, haciz işlemi sonucunda taşınmaz üzerindeki ipotek borcunun asıl ipotek ve kredi borçlusu davalı ... tarafından bankaya ödendiğini, ancak akraba olan davalı şahısların müvekkilini zarara uğratmak amacıyla ipotek borcunun davalı ... tarafından ödendiğini beyan ettiklerini ve bu suretle ipoteğin ... lehine temlik edilmesini sağladıklarını, yapılan işlemin muvazaalı olduğunu, işlem sonucunda ipotek alacaklısı olarak 1. sıraya davalı ...'nın geçtiğini, davalıların kötüniyetli olduğunu, davalı ...'nın ödeme yapmadığını, davalı ...'nın neredeyse tüm bankalara borcunun bulunduğunu ve ödeme yapacak maddi durumu olmadığını ileri sürerek muvazaalı temlik sözleşmesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ödeme yaptığı bankanın bir kamu bankası olduğunu, asıl borçlu ...'nun işlerinin bozulması sebebiyle müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğu ve kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcu ödemek durumunda kaldığını, Banka tarafından kredi borcunun tamamen kapatılması halinde teminattaki ipoteklerinin temlik edilebileceğinin söylenmesi üzerine banka tarafından ipoteğin temlik edildiğini, kamu bankasının sıradan bir tacir olan müvekkili ile anlaşıp sırf davacıyı zarara uğratmak için muvazaalı işlem yapmasının düşünülemeyeceğini, kredi sözleşmesinde müvekkilinin müşterek ve müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğunu, davacının iddialarının yersiz olduğunu, asıl borçlu ...'nun başka borçlarının da olduğunu, müvekkilinin bu borçları da ödemek zorunda kaldığını, ipoteğin sonradan tesis edilmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı Banka vekili cevap dilekçesinde; davalılardan ...'nun müvekkil bankanın kredi borçlusu olduğunu, taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesinde davalı ...'nın müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla borçlu olduğunu, kredi sözleşmesine istinaden asıl kredi borçlusunun asaleten ve kefaleten kredi borçlarının teminatı olarak dava konusu taşınmaz üzerine ipotek tesisi işlemi yapıldığını, banka tarafından indirim yapılarak asıl borçlu ...'nun borcunun ... tarafından ödendiğini, davacının iddialarının asılsız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 3. Diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile temlik sözleşmesine konu taşınmazda birinci derecede ve ikinci derecede 300.000,00 TL ve 700.000,00 TL bedelli davalı Bankanın ipoteği bulunduğu, ipoteğin konulma sebebinin davalı müteveffa ...'nun davalı bankadan kullandığı krediler olduğu, davacının dava açmakta hukuki yararı bulunduğu, bir takım davalılarca ödemelerin ... tarafından yapıldığına ilişkin dekont sunulmuş ve ...'nun çekmiş olduğu krediye ...'ın kefil olması nedeniyle ödendiği savunulmuş ise de dosya içerisine alınan kredi ve icra dosyaları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde ...'ın ...'ya ait kredilerinin ödemesinin yanı sıra ...'un kefili olduğu ..., ... , ... ve ... 'ya ait kredilerin ödendiğinin görüldüğü, bu haliyle yapılan ödemelerin tamamının banka kasasına elden nakit olarak yapıldığı ve Bankaca ödemenin kim tarafından yapıldığı hususunun özellik arz etmeyip ödemeyi yapan kişinin tek taraflı beyanı üzerine dekont üzerine imza edebileceği, ...'ın hakkında icra takipleri bulunduğu, bu haliyle ...'ın ...'nun kefili olduğu krediler dahil kredileri kapatmasından menfaati bulunmadığı gibi ekonomik gücü de olmadığının anlaşıldığı, benzer mahiyette Kumluca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/113 E. sayılı dosyasında Türkiye İş Bankasının davacı olduğu ... , ... ve ... hakkında açılan tasarrufun iptali davasının 24.05.2016 tarihinde kabul edildiği ve temyiz aşamasında olduğu, tarafların içerisinde bulunduğu yakın akrabalık derecesi, sosyal ve ekonomik durumları nazara alınarak temlikin muvazaalı şekilde olduğu vicdani kanaatinin oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüyle 11.03.2015 tarihli 1550 yevmiye numaralı ve 11.03.2015 tarihli 1558 yevmiye numaralı temlik sözleşmelerinin muvazaa nedeniyle iptaline karar verilmiş, hüküm, davalı Banka ve ... vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça ipoteğin temlikine ilişkin sözleşmenin muvazaalı olduğu, borç gerçek borçlu tarafından ödenmiş olmasına rağmen kefil ... tarafından ödenmiş gibi gösterilerek taşınmaz üzerindeki ipoteğin kefil ...'ya temlik edildiği, yapılan bu muvazaalı işlemle kendisinin zararlandırıldığı ileri sürülüp alacağın alınmasının istendiği, davanın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 19. maddesinde düzenlenen genel muvazaaya dayalı iptal davası olduğu, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğu, mahkemece de davanın genel muvazaaya dayalı olduğu tespit edilerek açılan dava doğru bir şekilde nitelendirilmiş ise de; temlik işleminin, bankaya ödemelerin elden yapılması, banka dekontlarının tek taraflı beyan ile düzenlenebilmesi, davalı ...'nın kendisi hakkında takipler varken asıl borçlu ...'nun borçlarını ödemesinin kendisinin menfaatine olmadığı, davalı ...'nın ekonomik gücünün de yerinde olmadığı gerekçesiyle temlik sözleşmesinin muvazaalı olduğu tespit edilerek davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği, zira davalı Bankanın tasarrufunda bulunan ipotek alacaklarının müteselsil kefil ...'a temlik edildiği ve işlemin 11.03.2015 tarihinde Kumluca Tapu Müdürlüğü tarafından gerçekleştirildiği, 22.12.2014 tarihli protokol ekinde bulunan bilgilendirme yazısına göre temlik işleminin ...'nun asaleten ve kefaleten kredi borçları ödendiği takdirde gerçekleşeceğinin belirtildiği, ...'nun kefaletinin bulunduğu ... , ..., ... ve ...'ın kredi borçlarının da ödenmesi gerektiğinin de protokol tarihindeki güncel borç tutarlarıyla birlikte belirtildiği, davalı ...’nın söz konusu ödemeleri bu protokol uyarınca yaptığı ve işbu ödemeyi yapmasında protokol gereği menfaati bulunduğu, Mahkemece ödemelerin banka dekontuyla yapıldığı ve bunların tek taraflı beyan ile düzenlendiği benimsenmiş ise de banka dekontlarında ödemeyi yapanın ... olarak belirtilmesinin elden ödemelerin onun tarafından yapıldığına karine teşkil ettiği, hal böyle olunca davalı ...'nın genel kredi sözleşmesinin asıl borçlusu olan ...'nun hem kendi adına olan hem de kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu borçları ödemesinin ve bu ödemeyle ipoteğin banka tarafından kefil olan davalı ...'ya sözleşme ile devredilmesinin hem protokole hem de yasa hükümlerine uygun bulunduğu, davacı tarafça iddia edilen muvazaanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davalı ... ve davalı Banka vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasıyla yeniden esas hakkında hüküm tesis edilerek davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, ipotek alacağının temliki sözleşmesinin muvazaa nedeniyle hükümsüzlüğünün tespiti istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 12.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 25a0a354ae11633b 9b614efd15ec7fa7