11. Hukuk Dairesi 2024/5175 E. , 2025/4722 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1097 Esas, 2024/947 Karar HÜKÜM : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/405 E., 2021/977 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 01.07.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat .. ... ile davalı vekilleri Avukat ... ve Avukat .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... kurucu hisse (ISKUR) sahibi olduğunu, aynı zamanda İş Bankası B grubu ve İş Bankası A gurubu oy hakkına sahip imtiyazlı pay sahibi olduğunu, aynı hisselerin Atatürk'ün vasiyet ile nemalarının aktarılması koşulu ile CHP'ye bıraktığı Atatürk hisseleri diye adlandırılan hisseler arasında bulunduğunu, bu nedenle kurucu hisse ile ilgili her türlü işlemin pay sahibi müvekkilini de ilgilendirdiğini, Atatürk hisseleri ile müvekkil hisselerinin aynı olması sebebiyle aralarında sıkı bağ bulunduğunu ve eşit işlem ilkesi gereğince aynı hisse senetlerine farklı işlem ve uygulama yapılamayacağını, bankanın kuruluşundan itibaren 67 yıl boyunca sermaye kısıtı koymadan kurusu hisseleri yapıldıktan sonra 1991 yılında esas sözleşmede değişiklik yaparak söz konusu kurucu hisselere ilk sermaye kısıtı koyarak nemaları eksik ödemeye başladığını, bankanın bu kurucu hisselerinin sıradan diğer banka hisseleri gibi olmadığını, diğer banka hisseleri ile kıyaslama dahi yapılamayacağını, bu hisseleri onlardan ayıran en büyük yasal özelliğinin üç farklı kurumu ilgilendirecek şekilde Atatürk tarafından vasiyet ile bırakılmış olması olduğunu, bu nedenle sermaye kısıtı konulup konulmayacağı hususunun sadece BDDK, SPK, esas sözleşme ve diğer yasa ve mevzuatlarıyla ilgili olmadığını, bu hususun aynı zamanda Anayasa ve AİHS Protokol 1'de koruma altına alınan ve dokunulmaz olan mülkiyet hakkını, vasiyetin özüne ve vasiyet bırakanın iradesine dokunulamayacağı ilkesi ve miras hukukunu yakından ilgilendirdiğini, bu sebeple sermaye kısıtı konulmasının BDDK, SPK ve diğer yasa ve mevzuata uygun olduğu iddiasının kabul edilemeyeceğini, 1991 yılında konulan sermaye kısıtı ve nemaların eksik ödenmesi işlem ve uygulamasının yok hükmünde olduğunu ileri sürerek İş Bankası Kurucu hissesine (ISKUR) 1991 yılında konulan sermaye kısıtının ve eksik nema ödemesi işlem ve uygulamasının yokluğunun tespiti ile sermaye kısıtının kaldırılmasına ve eksik nema ödemesine son verilmesine, 1991-2021 yılları arasında eksik ödenen nemaların sermaye kısıtı olmadan eksiksiz tam olarak ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın dava konusu taleplerinin İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/636 E. sayılı dosyasında ikame ettiği davası ile birebir aynı olduğunu, huzurdaki davaya karşı derdestlik itirazını ileri sürerek davanın reddini talep ettiklerini, esasa ilişkin beyanlarında ise 1991 yılında yürürlükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na ve halen yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na uygun olan 1991 tarihli ana sözleşme değişikliğinin yokluk ile malul olmasının hukuken mümkün olmadığını, butlan veya yokluk iddiasının ileri sürülebilmesinin hukuken mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/636 E. sayılı dosyanın talep kısmında davacı sözleşme değişikliğinin yokluk, butlan ve batıl olduğunun tespitini ve 1991 tarihinden dava tarihine kadar olan temettülerin ödenmesinin talep etmiş olduğu, anılan dosya ile huzurdaki dosyanın taraflarının, konusunun ve talebinin aynı olduğu gerekçesiyle davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114/1-(ı) ve 115/2 hükmü uyarınca derdestlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/636 E. sayılı dosyası ile iş bu davanın tarafları, yokluk ve butlanı talep edilen genel kurul kararı, dava sebepleri, iddia ve vakıalar aynı olup tüm talepler yönünden derdestlik dava şartı koşullarının gerçekleştiği, mahkemece davanın derdestlik dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı bankanın kurucu hisselerine 1991 yılında getirilen sermaye kısıtına ilişkin genel kurul kararının hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile yoklukla malul olduğunun tespitine ve 1991-2021 yılları arasında eksik ödenen nemaların en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 01.07.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.