11. Hukuk Dairesi 2024/4990 E. , 2025/3074 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1567 Esas, 2024/1299 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/156 E., 2021/124 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait olup yoğun şekilde kullandığı ... ürünlerinin haklı bir marka değerine ulaştığını, davalı adına tescilli... numaralı " ...+şekil" markasının ise birçok sınıfta tescilli olmasına rağmen kullanılmadığını, bu nedenle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 9/1 hükmü gereğince iptalinin gerektiğini, davalının, müvekkili tarafından yapılan ... ibareli marka başvurularına itirazda bulunarak kötüniyetli davrandığını ileri sürerek davalıya ait " ...+şekil" markasının kullanılmama nedeniyle iptaline ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının SMK'nın 26/2 hükmü gereğince davayı açabilecek ilgili kişi kapsamında olduğu, davalının davaya konu 2008/23237 sayılı markayı 17. sınıftaki mal ve hizmetler bakımından 5 yıllık yasal süresi içerisinde ciddi bir şekilde kullandığını ispat edemediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı adına tescilli 2008/23237 sayılı markanın kullanmama nedeni ile iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı adına tescilli 2008/23237 sayılı "...+şekil" markasının davalı yanca ciddi biçimde kullanılıp kullanılmadığı, davalı ile grup şirketleri arasında 01.01.2020 tarihinde imzalanan lisans sözleşmesinin ciddi kullanım kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Bilindiği üzere tescilli markanın kullanılması zorunluluğuna uyulmamasının yatırımı SMK'nın 9. ve 26. maddeleri uyarınca marka iptalidir. Buna göre SMK'nın 26/1-a hükmünün yollamasıyla anılan Kanun'un 9. maddesinin birinci fıkrasına göre "Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye'de ciddi biçimde kullanılmayan veya kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir" hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu madde, kullanma zorunluluğu bakımından iki farklı olasılığı düzenlemiştir. Bunlardan birisi, markanın tescilinden itibaren markanın beş yıl süreyle ciddi şekilde kullanılmaması, diğeri ise ciddi kullanıma beş yıl boyunca kesintisiz ara verilmesi halidir. Her iki ihtimalde de kullanmamanın aralıksız beş yıl devam etmemesi zorunludur. SMK'nın 9. maddesinin ikinci fıkrasında, sınırlı sayı teşkil etmemekle birlikte kullanma olarak kabul edilen hallerin belirlendiği, üçüncü fıkrasında ise, markanın, marka sahibinin izni ile kullanılmasının da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edileceği hüküm altına alınmıştır. Marka sahibinin izni ile kullanma çeşitlilik arz etse de bunun en yaygını bir lisans sözleşmesinin varlığı halinde söz konusu olur. Üçüncü kişi tarafından gerçekleştirilen kullanım, marka sahibinin kullanımı gibi hüküm doğurur. Ancak bu kullanımın marka sahibi ile aynı kapsamında ve ciddi şekilde kullanılması zorunludur. Ayrıca üçüncü kişi markayı mutlak surette tescil kapsamındaki mal veya hizmetler için kullanması gereklidir. Diğer yandan SMK'nın 26. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan "Markanın, beş yıllık sürenin dolması ile iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarih arasında tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından ciddi biçimde kullanılmış olması hâlinde, birinci fıkranın (a) bendine ilişkin iptal talepleri reddedilir. İptal talebinde bulunulacağı düşünülerek kullanım gerçekleşmişse talebin Kuruma sunulmasından önceki üç ay içinde gerçekleşen kullanım dikkate alınmaz" şeklindeki düzenleme uyarınca, açılacağı düşünülen iptal davasına engel olmak amacıyla talepten önceki üç ay içerisinde başlamışsa bu kullanım mahkemece dikkate alınmaz. Bu bilgiler ışığında somut olaya dönüldüğünde, davalı şirket kayıtlarında yer alan lisans sözleşmelerinden önceki 12 yıla ilişkin ciddi kullanımın ispat edilemediği, bilirkişi raporunda incelenen kayıtlar doğrultusunda, davalı şirket ile iştirakleri arasında imzalanan 01.01.2020 tarihli marka kullanım sözleşmelerinde, dava konusu marka ile birlikte davacı yanca, aynı dava dilekçesi ile açılıp tefrik edilen diğer markalar için de 01.01.2020 tarihli lisans sözleşmeleri yapıldığı, ancak sözleşmeye dayalı ciddi kullanımına ilişkin belgenin sunulmadığı hususunda görüş belirtildiği, davanın 03.04.2020 tarihinde açıldığı, taraflar arasında gerek dava konusu markaya gerekse de ayrı davaların konuları olan markalara ilişkin önceye dayalı uyuşmazlık bulunduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, SMK'nın 26/4 hükmü uyarınca lisans sözleşmelerinin dikkate alınamayacağı, bu kapsamda davalı yanca ciddi kullanımın ispat edilemediği anlaşılmıştır. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının, özellikle SMK'nın 26/4 hükmü gereğince iptal talebinde bulunulacağı düşünülerek dava tarihinden geriye doğru üç aylık sürede gerçekleşen kullanımların ciddi kullanım sayılmayacağının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 05.05.2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 26514b419b595009 d3192d04c323c8a3