11. Hukuk Dairesi 2024/4596 E. , 2025/3073 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/193 Esas, 2024/966 Karar HÜKÜM : Yeniden esas hakkında kurulan hüküm ile davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/839 E., 2021/725 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının yetkilisi olduğu şirkete ait taşınmazın satışına aracılık etmesi amacı ile Remax firmasının franchiserı olarak faaliyet gösteren müvekkilinden danışmanlık hizmeti aldığını, davacının, taşınmazın satışını hızlandırmak adına televizyon kanallarında ilanları yayınlatarak komisyonculuk görevini yerine getirdiğini, buna karşılık davalının dava konusu taşınmazı sözleşme süresi içinde müvekkili şirkete hiçbir bilgi vermeksizin üçüncü bir kişiye satmak sureti ile taraflar arasında akdedilen 02.10.2018 başlangıç tarihli ve 6 ay süreli taşınmazın satılması hakkında aracılık sözleşmesinin 5. maddesine aykırı hareket ettiğini, ihtarnamenin de sonuçsuz kalması üzerine icra takibi başlatıldığını, ancak davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek icra takibine yönelik itirazının iptali ile takibin devamına, davalı yanın takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra ve inkâr tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının davacıyı satış işleminde aradan çıkararak devre dışı bıraktığının sabit olduğu, cezai şartta tenkis yapılmasını gerektiren bir durumun bulunmadığı, taraflar arasında düzenlenen 02.10.2018 tarihli sözleşmenin 6. maddesi uyarınca 1.026,600,00 TL olarak öngörülen cezai şartın fahiş olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, davalının icra takip dosyasına yaptığı itirazının iptaline, takibin aynen devamına, asıl alacağın %20'si olan 205.320,00 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının şartları oluşmayan kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmede öngörülen %6 oranındaki cezai şartın %3'ünün davalının kendisi tarafından ödenmesi gereken simsarlık ücreti olup, sözleşme gereğince davalının üstlendiği ücreti ödemekle yükümlü olduğunun açık olduğu, geri kalan satış bedelinin %3’ü oranındaki kısmın ise cezai şart olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 182. maddesi hükmünce hakimin re'sen fahiş gördüğü cezaları tenkis ile mükellef olduğu, ceza koşulunun fahiş olup olmadığının tarafların ekonomik durumu, özel olarak borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, borçlunun kusur derecesinin ve borca aykırı davranışının ağırlığının ölçü olarak alınarak tayin edilmesi ve hüküm altına alınacak ceza miktarının hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olarak tespit edilmesi gerektiği, heyetçe yapılan değerlendirmede, cezai şart oranının %3'den %1'e indirilmesinin hakkaniyet gereği olduğu, bu itibarla davalı aleyhine hükmedilecek cezai şart bedelinin sözleşmede belirlenen 14.500.000,00 TL satış bedelinin %4'ü+KDV toplamı olan 684.400,00 TL olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, davalının İstanbul Anadolu 22. İcra Dairesinin 2019/13891 E. sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın asıl alacak 684.400,00 TL (KDV dahil bedel), işlemiş faiz 2.737,60 TL üzerinden iptaline ve takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, talep edilen alacağın likit kısmı olan 515.353,20 TL'lik kısmı üzerinden %20 oranında hesaplanan 103.070,64 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, komisyon sözleşmesinden kaynaklanan ücret alacağına ilişkin itirazın iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla HMK'nın 352/1(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre itirazın iptali davasında davacının reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktar 343.512,55 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığından davacı vekilinin temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. 2.Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369. maddesinin birinci fıkrası ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3.HMK'nın "Taleple bağlılık ilkesi" kenar başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrasında, hâkimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu ve talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte itirazın iptali davası, dayanağı olan icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine ... icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte maddi hukuk ilişkisinin de incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir dava olup, davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı, talep edilen her bir alacak kalemi için de geçerlidir. Bu itibarla kabul edilen alacak miktarı yönünden itirazın iptali ile takip tarihinden tarihinden sonraki dönem için ise işleyecek faiz ve faiz oranı belirtilerek, takibin ne şekilde devam edeceği hususunda, infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde hüküm kurulması gerekmektedir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelinecek olursa, taraflar arasındaki itirazın iptali davasının dayanağını oluşturan takip talebinde, davacı yanca fiili ödeme gününe kadar asıl alacağa işleyecek kanuni faiz oranının yıllık % 9'dan az olmamak üzere değişen oranlarda talep edilmesine karşın, Bölge Adliye Mahkemesince taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak icra takibinin, takip tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile devamına hükmedilmesi ve bu faizin hangi alacak kalemi üzerinden işletileceğinin karar yerinde gösterilmeyip infazda karışıklığa yol açacak şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin MİKTARDAN REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) numaralı bent uyarınca davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinin tümden çıkarılarak yerine "Davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul Anadolu 22. İcra Dairesinin 2019/13891 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 684.400,00 TL asıl alacak (KDV dahil) ile 2.737,60 TL işlemiş faiz üzerinden ve asıl alacağa takip tarihinden %9 oranını geçmemek üzere değişen oranlarda kanuni faiz uygulanmak sureti ile devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine” ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, istek hâlinde peşin alınan temyiz karar harçlarının ilgililerine iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 05.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.