Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/4579 E., 2025/3006 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/4579 E., 2025/3006 K. (30.04.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4579
Karar No
2025/3006
Karar Tarihi
30.04.2025

11. Hukuk Dairesi 2024/4579 E. , 2025/3006 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/519 Esas, 2024/865 Karar HÜKÜM :Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/213 E., 2022/46 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2009/27719, 2016/33829, 2016/57963 sayılı ve "...+şekil", "...", "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı gerçek kişinin bu markalar ile karıştırma ihtimali olacak derecede benzer 2020/71132 sayılı "...+şekil" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilince başvuruya yapılan itirazın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, oysa taraf markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, görsel açıdan benzerliğin çok yüksek bulunduğunu, başvuru sahibinin de müvekkili ile aynı sektörde faaliyette bulunduğu göz önüne alındığında markaların daha kolay karıştırılacağını, taraf markalarının birbiri ile ilişkili emtiaları kapsadığını, dava konusu başvurunun tescil edilmesi halinde müvekkilinin imajının hukuka aykırı bir şekilde başvuru sahibi firma ve ürünlere transfer edileceğini, dava konusu markanın müvekkilinin markasının serisi gibi algılanacağını ileri sürerek YİDK kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, "..." markasının, müvekkilinin "..." olan soy isminden türetildiğini, ortalama tüketicinin taraf markaları arasındaki farkı algılayabileceğini, markanın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2020/71132 sayılı marka başvurusu kapsamında yer alan 31. sınıftaki "Evcil hayvanlar için alta serilen maddeler; kedi kumu" malları dışında kalan malların tamamının, davacının önceki tarihli markaları kapsamındaki mal ve hizmetler ile aynı ya da benzer olduğu, bununla birlikte taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal unsurları itibarıyla hiçbir benzerlik taşımadığı, oluşan bütünsel algıda tüketicinin iki farklı marka ile karşı karşıya olduğunu derhal algılayabileceği, bu haliyle ortalama tüketicilerin işaretler arasında ilişkilendirme dahil karıştırma ihtimaline yol açacak bir yanılgıya düşme ihtimalinin mevcut olmadığı, taraf markalarının benzer olmaması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibarıyla bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, "...+şekil" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 hükmü anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, markayı oluşturan işaretlerin kelimelerine ayrılarak karıştırılma değerlendirmesi yapılamayacağı, başvurunun bir bütün olarak "..." olarak algılanacağı ve bu ibarenin davacı markalarından farklı bir algı yarattığı, tali unsur olarak kullanılan Arapça kelimelerin ayırt edicilikte geri planda kaldıkları, bu nedenle davacı vekilinin anılan husustaki istinaf itirazlarının reddi gerektiği, dava konusu başvurunun kötüniyetli olduğu iddiası konusunda İlk Derece Mahkemesince olumlu-olumsuz bir değerlendirme yapılmadığı, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı Mahkemece isabetli şekilde belirlenmiş olup davacı markaları ile benzerlik taşımayan dava konusu marka tescil başvurusunun, kötüniyetli olduğundan söz etmenin mümkün olmadığı, bir an için aksinin kabulü halinde dahi davalı başvurusunun davacı markaları ile iltibasa yol açmasının, tek başına kötüniyet ve hükümsüzlük nedeni oluşturmayacağı, ...'ın 27.06.2013 tarihli, C-320/12 sayılı kararında da belirtildiği gibi başvuru sahibinin başvurusu yapılan markayla karıştırılması olası bir markanın yurt dışında üçüncü bir kişi tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerektiği hususunun, tek başına başvuru sahibinin, ilgili hüküm kapsamında kötüniyetle hareket ettiği sonucuna varılması için yeterli olmadığı, yine inceleme konusu işaretlerin aynı olmasının, diğer faktörlerden hiçbirisi mevcut değilken, kötüniyetin varlığını ortaya çıkarmayacağı (Adalet Divanı Genel Mahkemesinin 01.02.2012 tarihli, T-291/09 sayılı kararı), C-529/07 sayılı ... kararında da başvuru sahibinin, bir markanın aynısını veya benzerini, aynı veya benzer mal ve/veya hizmetlerde kullanılmakta olduğunu bildiği halde o markayla karıştırılabilecek bir markayı tescil ettirmek istemesi ve söz konusu işaretin asıl sahibinin markayı kullanmasını önlemek amacıyla marka tescil ettirmesi gibi unsurların, kötüniyetin varlığına karar vermeye yarayacak işaretler olduğunun ifade edildiği, bunun dışında, dava konusu başvuruda Arapça harflere yer verilmesinin de davalının kötüniyetini göstermeyeceği, bu itibarla dava konusu marka tescil başvurusunun kötüniyetli olmadığı, davacının bu yöndeki iddiasının da yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kötüniyet iddiası yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yukarıda açıklanan nedenlerle reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 30.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı