11. Hukuk Dairesi 2024/2731 E. , 2025/3020 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1723 Esas, 2024/397 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/955 E., 2022/953 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 29.04.2025 günü hazır bulunan davacılardan asıl ... ile davacılar vekili Avukat ..., davalılar vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. KARAR
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalıların müteahhitlik işleri yapan müvekkilleri ile 2008 yılı ve evvelinde ticari ilişki içinde olduklarını, müvekkillerinin nakit sıkışıklığı nedeniyle davalılardan ...'den 2007 yılı için aylık %5 faizle borç para aldığını, verilen asıl miktarın üstüne aylık %5 faiz eklenerek belirlenen çeklerin verildiğini, bu ilişkinin 2008 yılında aylık %10 faiz ile ödünç para verilmesiyle devam ettiğini, davalı ...'in 1.380.000,00 TL nakit parayı müvekkilinin hesabına havale etmek suretiyle ödünç olarak verdiğini, bu bedel için müvekkilinden aldığı çeklerin karşılığının bankalardan tahsili ve icra baskısı altında toplam 2.860.043 TL’nin tahsil edildiğini, tefecilik işlemleri nedeniyle 1.480.043,00 TL faizin tahsil edildiğini, müvekkilleri tarafından ödenmiş olan 1.480.043,00 TL faizin yanında ayrıca menfi tespit davasına konu icra dosyası ile tahsil edilen 400.000,00 TL ile bakiye 681.000,00 TL’nin tümünün de tefecilik faizi olduğunu, davalı ...’in faiz alacağını tahsil etmek için tehdit ve şantaja başvurduğunu, müvekkillerin şikayeti üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/17656 hazırlık numaralı dosyası ile yapılan tahkikatın gizli yürütüldüğünü, 19.10.2011 tarihli arama ve el koyma işlemi neticesinde müvekkilleri üzerindeki baskı ve tehdidinin azaldığını, iş bu davanın açılması için müvekkillerinin güç toplamış olduğunu, tefecilik işlemi neticesinde müvekkili aleyhine hukuka ve ahlaka aykırı olarak kurulan ve devamında tehdit nedeniyle mahkeme önüne getirilemeyen davaya konu borç ilişkisinin mutlak butlanla malul olduğunu, müvekkillerinin ve davalıların şirket defter ve kayıtlarında yapılacak inceleme ile taraflar arasında böyle bir borç ilişkisi olmadığının açıklığa kavuşturulacağını, öte yandan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na şüpheli sıfatıyla ...’in verdiği ifadenin de savlarını doğrular nitelikte olduğunu ileri sürerek davaya konu icra dosyasından dolayı müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine, baskı altında yapılan 400.000,00 TL ödemenin istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davada müvekkili şirketin pasif dava ehliyeti bulunmadığından müvekkili şirket yönünden davanın ehliyet yokluğu nedeni ile reddedilmesi gerektiğini, davada harca esas değerin 400.000,00 TL olarak gösterildiğini, huzurdaki davanın açıldığı tarihteki icra takip dosyası kapak hesabı yapılarak eksik yatırılan harcın tamamlatılması gerektiğini, borçluların kendi rızaları ile icra takibi kapsamında ödedikleri 400.000,00 TL bedelin istirdadı yönünden hak düşürücü sürenin geçtiğini, takibe konu çeklerin ... tarafından müvekkili ...’e ciro yolu ile müvekkiline olan borçların ödenmesi için verildiğini, davacının iddia ettiği gibi takibe konu çekler, verilen borcun faizi için verilmiş olsalardı bu durumda müvekkilinin sebepsiz zenginleşmiş olacağını, sebepsiz zenginleşme davalarının ise 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup huzurdaki dava konusu taleplerin tamamının bu yönüyle de zamanaşımına uğradığını, kambiyo senetleri esas ilişkisinden bağımsız ve mücerret bir borç doğurduğundan esasen kambiyo ilişkisine dayalı alacağın aksinin ancak yazılı bir senetle ispatlanabileceğini, davacının tanık dinletmesine muvafakatlerinin bulunmadığını savunarak davanın reddi ile kötü niyet tazminatı istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme elverişli bulunan bilirkişi kök ve ek raporu ile tüm dosya kapsamına göre, davacıların şikayeti üzerine davalı ... hakkında açılan ceza davasının Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2020/7699 E., 2021/1937 K. sayılı ilamı ile zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği, kararın kesinleştiği, bu kararın hukuk hakimini bağlamadığı, davacının davaya konu kambiyo senetlerinin tefecilik yapılmak suretiyle davalıya verildiğini kanıtlaması gerekmekte olup ispat yükünün davacıya ait olduğu, davalı taraf tefecilik iddiasını kabul etmemekte olup bu hususun yasal deliller ile kanıtlanamadığı, davaya konu çeklerin her iki tarafın ticari defterlerinde de yer almadığı, kıymetli evrak olan çekin bağımsız borç ikrarını içeren bir senet olduğu, dosya kapsamında bunun aksini gösteren yasal bir delil bulunmadığı, dosya kapsamında konulmuş bir tedbir ve buna bağlı zarar bulunmadığından davalı yanın tazminat talebinin reddi gerektiği, davalılardan ... ... Çelik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin takip alacaklısı olmadığı, kendisine menfi tespit davasında husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemlerin, tanıkla ispat olunamayacağı, ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebileceği, davaya konu çeklerin bedelsizliği iddiaları bakımından açılan menfi tespit davasında, ispat yükünün davacıda olduğu, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi ile takibe konu çeklerin taraf defterlerinde kayıtlı olmaması hususunun, nedenden soyutluk ilkesi gereğince çekler kapsamında oluşan alacağın geçerliliğine etki edecek bir durum olmadığı, davacıların elden borç para alarak çekler verdikleri beyanı gözetildiğinde sonuca etkili bulunmadığı, davalı ... ... Çelik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin davaya konu takipte taraf olmaması nedeniyle Mahkemece bu davalı yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de, anılan davalının çeklerin lehtarı olması nedeniyle keşideci davacının bu davalıya karşı da sorumluluğunun bulunduğu, bu nedenle bu davalıya karşı menfi tespit davası açılabileceği, ancak takipte alacaklı olmaması ve tahsilatın bu davalı tarafından yapılmamış olması nedeniyle istirdat davası açılamayacağı, ancak dava dilekçesinde talepler arasında ayrım yapılmayarak bir bütün olarak menfi tespit ve istirdat isteminde bulunulmuş olduğu gözetildiğinde Mahkemece bu davalı yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin sonuca etkili görülmediği, tüm bu açıklamalar ışığında somut olayda davacı tarafça ispata yarar delil sunulmadığından Mahkemece diğer davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 30.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 3c673cd07b16b7a9 2d002ddeae9c4542 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 11. Hukuk Dairesi 2024/2731 E. , 2025/3020 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1723 Esas, 2024/397 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/955 E., 2022/953 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 29.04.2025 günü hazır bulunan davacılardan asıl ... ile davacılar vekili Avukat ..., davalılar vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. KARAR
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalıların müteahhitlik işleri yapan müvekkilleri ile 2008 yılı ve evvelinde ticari ilişki içinde olduklarını, müvekkillerinin nakit sıkışıklığı nedeniyle davalılardan ...'den 2007 yılı için aylık %5 faizle borç para aldığını, verilen asıl miktarın üstüne aylık %5 faiz eklenerek belirlenen çeklerin verildiğini, bu ilişkinin 2008 yılında aylık %10 faiz ile ödünç para verilmesiyle devam ettiğini, davalı ...'in 1.380.000,00 TL nakit parayı müvekkilinin hesabına havale etmek suretiyle ödünç olarak verdiğini, bu bedel için müvekkilinden aldığı çeklerin karşılığının bankalardan tahsili ve icra baskısı altında toplam 2.860.043 TL’nin tahsil edildiğini, tefecilik işlemleri nedeniyle 1.480.043,00 TL faizin tahsil edildiğini, müvekkilleri tarafından ödenmiş olan 1.480.043,00 TL faizin yanında ayrıca menfi tespit davasına konu icra dosyası ile tahsil edilen 400.000,00 TL ile bakiye 681.000,00 TL’nin tümünün de tefecilik faizi olduğunu, davalı ...’in faiz alacağını tahsil etmek için tehdit ve şantaja başvurduğunu, müvekkillerin şikayeti üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/17656 hazırlık numaralı dosyası ile yapılan tahkikatın gizli yürütüldüğünü, 19.10.2011 tarihli arama ve el koyma işlemi neticesinde müvekkilleri üzerindeki baskı ve tehdidinin azaldığını, iş bu davanın açılması için müvekkillerinin güç toplamış olduğunu, tefecilik işlemi neticesinde müvekkili aleyhine hukuka ve ahlaka aykırı olarak kurulan ve devamında tehdit nedeniyle mahkeme önüne getirilemeyen davaya konu borç ilişkisinin mutlak butlanla malul olduğunu, müvekkillerinin ve davalıların şirket defter ve kayıtlarında yapılacak inceleme ile taraflar arasında böyle bir borç ilişkisi olmadığının açıklığa kavuşturulacağını, öte yandan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na şüpheli sıfatıyla ...’in verdiği ifadenin de savlarını doğrular nitelikte olduğunu ileri sürerek davaya konu icra dosyasından dolayı müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine, baskı altında yapılan 400.000,00 TL ödemenin istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davada müvekkili şirketin pasif dava ehliyeti bulunmadığından müvekkili şirket yönünden davanın ehliyet yokluğu nedeni ile reddedilmesi gerektiğini, davada harca esas değerin 400.000,00 TL olarak gösterildiğini, huzurdaki davanın açıldığı tarihteki icra takip dosyası kapak hesabı yapılarak eksik yatırılan harcın tamamlatılması gerektiğini, borçluların kendi rızaları ile icra takibi kapsamında ödedikleri 400.000,00 TL bedelin istirdadı yönünden hak düşürücü sürenin geçtiğini, takibe konu çeklerin ... tarafından müvekkili ...’e ciro yolu ile müvekkiline olan borçların ödenmesi için verildiğini, davacının iddia ettiği gibi takibe konu çekler, verilen borcun faizi için verilmiş olsalardı bu durumda müvekkilinin sebepsiz zenginleşmiş olacağını, sebepsiz zenginleşme davalarının ise 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup huzurdaki dava konusu taleplerin tamamının bu yönüyle de zamanaşımına uğradığını, kambiyo senetleri esas ilişkisinden bağımsız ve mücerret bir borç doğurduğundan esasen kambiyo ilişkisine dayalı alacağın aksinin ancak yazılı bir senetle ispatlanabileceğini, davacının tanık dinletmesine muvafakatlerinin bulunmadığını savunarak davanın reddi ile kötü niyet tazminatı istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme elverişli bulunan bilirkişi kök ve ek raporu ile tüm dosya kapsamına göre, davacıların şikayeti üzerine davalı ... hakkında açılan ceza davasının Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2020/7699 E., 2021/1937 K. sayılı ilamı ile zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği, kararın kesinleştiği, bu kararın hukuk hakimini bağlamadığı, davacının davaya konu kambiyo senetlerinin tefecilik yapılmak suretiyle davalıya verildiğini kanıtlaması gerekmekte olup ispat yükünün davacıya ait olduğu, davalı taraf tefecilik iddiasını kabul etmemekte olup bu hususun yasal deliller ile kanıtlanamadığı, davaya konu çeklerin her iki tarafın ticari defterlerinde de yer almadığı, kıymetli evrak olan çekin bağımsız borç ikrarını içeren bir senet olduğu, dosya kapsamında bunun aksini gösteren yasal bir delil bulunmadığı, dosya kapsamında konulmuş bir tedbir ve buna bağlı zarar bulunmadığından davalı yanın tazminat talebinin reddi gerektiği, davalılardan ... ... Çelik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin takip alacaklısı olmadığı, kendisine menfi tespit davasında husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemlerin, tanıkla ispat olunamayacağı, ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebileceği, davaya konu çeklerin bedelsizliği iddiaları bakımından açılan menfi tespit davasında, ispat yükünün davacıda olduğu, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi ile takibe konu çeklerin taraf defterlerinde kayıtlı olmaması hususunun, nedenden soyutluk ilkesi gereğince çekler kapsamında oluşan alacağın geçerliliğine etki edecek bir durum olmadığı, davacıların elden borç para alarak çekler verdikleri beyanı gözetildiğinde sonuca etkili bulunmadığı, davalı ... ... Çelik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin davaya konu takipte taraf olmaması nedeniyle Mahkemece bu davalı yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de, anılan davalının çeklerin lehtarı olması nedeniyle keşideci davacının bu davalıya karşı da sorumluluğunun bulunduğu, bu nedenle bu davalıya karşı menfi tespit davası açılabileceği, ancak takipte alacaklı olmaması ve tahsilatın bu davalı tarafından yapılmamış olması nedeniyle istirdat davası açılamayacağı, ancak dava dilekçesinde talepler arasında ayrım yapılmayarak bir bütün olarak menfi tespit ve istirdat isteminde bulunulmuş olduğu gözetildiğinde Mahkemece bu davalı yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin sonuca etkili görülmediği, tüm bu açıklamalar ışığında somut olayda davacı tarafça ispata yarar delil sunulmadığından Mahkemece diğer davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 30.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 3c673cd07b16b7a9 2d002ddeae9c4542 ... ...