Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/3986 E., 2025/2552 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/3986 E., 2025/2552 K. (17.04.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3986
Karar No
2025/2552
Karar Tarihi
17.04.2025

11. Hukuk Dairesi 2024/3986 E. , 2025/2552 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI :2022/1326 Esas, 2024/832 Karar HÜKÜM :Ret İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI :2021/196 E., 2022/29 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'ın 38 yıldır çöp torbası ürünleri ürettiğini, farklı marka ve ambalaj tasarımları ile geniş bir ürün yelpazesi olduğunu, "..." ibareli çok sayıda markanın müvekkili adına tescilli olduğunu, davalının "..." markasının müvekkilinin markası ile aynı tertip tarzına sahip olduğunu ve kullanım sırasında benzer ambalaj tasarımlarının tercih edildiğini, markaların kelime unsurları aynı olmasa da, tertip tarzları ve şekil unsurları aynı olduğu için iltibas teşkil ettiğini, markaların müvekkilinin ürün ambalajları ile karıştırılacak derecede benzer ambalajlar üzerinde kullanıldığını, ambalajların benzerliğinin davalının kötüniyetini ortaya koyduğunu, markaların aynı sınıflarda tescilli olduğunu, ürünlerin fiyatları pahalı olmadığından tüketicinin ürünü satın alma esnasında hızlıca karar verdiğini, davalının markayı kullanım bakımından müvekkiline yaklaşma çabası içinde olduğunu, bu nedenle markanın kötüniyet sebebiyle de hükümsüz kılınması gerektiğini, müvekkilinin "..." markasının tanınmış marka olduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli 2018/... numaralı "..." markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin plastik poşet çeşitleri ve temizlik maddelerinin satışı alanında faaliyet gösterdiğini, Eylül 2018'de "..." markasını tescil ettirdiğini, markanın tescilinden 2 yıl sonra açılan işbu davanın kötüniyetli olarak açıldığını, markaların esas unsurları arasında hiçbir benzerlik olmadığını, markaların bir anlam ifade etmediğini, markalar arasında bütünsellik ilkesi ışığında değerlendirme yapıldığında da benzerlik olmadığını, markaların yazım şekillerinin ve kullanılan yazım puntolarının birbirinden farklı olduğunu, markalarda benzerlik incelemesinde öncelikle sözcüklere ağırlık verilmesi gerektiğini, harf sayıları, kelime uzunluğu bakımından da benzerlik olmadığını, renk unsurunun kimsenin tekeline verilemeyeceğini, markaların kavramsal ve işitsel açıdan da benzer olmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükümsüzlüğü talep edilen davalıya ait 2018/85495 numara ile tescilli markanın incelenmesinde, markanın başvuru tarihinin 26.09.2018 olduğu, 16, 21 ve 35. sınıflarda davalı adına 08.04.2019 tarihinde tescil edildiği ve halen geçerli olduğu, aldırılan bilirkişi raporuyla davacıya ait “...” ibareli markanın tanınmış marka olduğu, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde davalı adına kayıtlı 2018/85495 numaralı “...” ibareli marka ile davacının "..." ibareli markaları arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik olmadığının tespit edildiği, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü için aranan koşulların somut olay açısından oluşmadığı, davalı tarafın marka başvurusu esnasında kötüniyetli olduğu konusunda yeterli kanaate ulaşılamadığı, davalı marka başvurusunu 26.09.2018 tarihinde yapmış ise de, davalının işbu başvuru tarihinde kötüniyetli olduğunun davacı tarafça ispatlanması gerektiği, ancak bu konuda herhangi bir delilin dosyaya ibraz edilmediği, davalı tarafın marka başvurusu esnasında davacı tarafın markasından haberdar olmasının başlı başına yeterli bir unsur olmayıp, davalı tarafın markasını, davacı tarafın faaliyet alanında tescil ettirerek davacı açısından bir tescil engeli yaratmasının da imkansız olduğu, kötüniyetli tescilin şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının markasında yer alan “...” kelimesi ile davacıların markalarında yer alan “...” kelimeleri arasında gerek görsel gerek işitsel olarak benzerlik bulunmadığı gibi, davalının markasının 5 harfle, davacıların markasının ise 8 harfle yazılması, başlangıçtaki ve sondaki harflerin farklı olmaları nedeniyle her iki taraf markasında yer alan şekil unsurları benzer olsa da, ortalama tüketici tarafından markaların karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığı, zira tüketicinin aklında şekil unsurundan çok kelime unsurlarının kalacağı, bu nedenle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca davalının markasının hükümsüzlük koşullarının mevcut olmadığı, tarafların markalarının benzer olmamasının yanı sıra, davalının markasının kötüniyetle tescil edildiğinin davacı tarafça ispatlanamaması nedeniyle davalının markası hükümsüz kılınamayacağından Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, TÜRKPATENT nezdinde davalı adına tescilli 2018/85495 numaralı "..." ibareli markanın tescilli olduğu tüm emtia ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 17.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 55c5ec1bce297e50 347f3f20f84b3d11

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı