Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/3544 E., 2025/1789 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/3544 E., 2025/1789 K. (13.03.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3544
Karar No
2025/1789
Karar Tarihi
13.03.2025

11. Hukuk Dairesi 2024/3544 E. , 2025/1789 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/136 E., 2024/473 K. HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/335 E., 2021/308 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin bisküvi, kek ve benzeri gıda üretimi ve satışı ile iştigal ettiğini, dava konusu 2019/34119 sayılı "... ..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalı şirketlerin "..." ibareli markalara dayalı olarak başvuruya itiraz ettiklerini, Markalar Dairesi Başkanlığınca bu itirazların kabul edilerek müvekkili başvurusunun reddine karar verildiğini, müvekkilinin bu karara yönelik itirazının ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, müvekkilinin “...” ibaresi üzerinde öncelikli ve üstün hakkı olduğunu, markalarının ve tasarımlarının bulunduğunu, başvuru markası ile davalıların markalarının benzer olmadığını ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, markaların uzun yıllar birlikte var olduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptaline, 2019/34119 numaralı marka başvurusunun tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının başvuru markası ile davalıların redde gerekçe markalarının esas unsurlarının ...-... ibarelerinden oluştuğunu, markaların görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer bulunduğunu, markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin de benzer olduğunu, dolayısıyla ortalama tüketicilerin markaları karıştıracaklarını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... Gıda Üretim ve Pazarlama A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; dava konusu başvuru ile müvekkili adına tescilli "..." ibareli markanın ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmü kapsamında markaların karıştırılacağını, müvekkili markasının tanınmış marka olması nedeniyle de başvurunun reddinin gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 3.Davalı ... Pastacılık Gıda Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin "..." esas unsurlu seri markaları ile dava konusu başvurunun görsel, sesçil ve anlamsal olarak ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, bu benzerliğin markalar arasında karıştırılma tehlikesi yarattığını, markaların aynı mal ve hizmet sınıfında yer aldığını, davacının, başvuru yönünden kazanılmış hak teşkil edecek bir markasının bulunmadığını, başvurunun kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka başvurusundan çıkartılan 30. sınıf malların, davalı şirketlerin redde mesnet markalarının kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerin aynı/aynı tür/benzer olduğu, markaları oluşturan işaretlerin genel görünümlerinin iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadığı, redde mesnet markaların esas unsurunun ".../..." kelimeleri ve bu kelimelere ekli şekil ve ek kelime unsurları ile oluşturulduğu, dava konusu marka başvurusunda "..." kelimesi bulunsa da, markanın genel görünüm içinde bu kelimenin "..." kelimesine göre arka planda kaldığı, zira markasal mizanpajda, davaya konu malların hitap ettiği makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin anlamsız bir ibare olarak algılayacağı "..." kelimesine göre "..." kelimesinin daha küçük punto ile yazıldığı ve geri planda konumlandırıldığı, ayrıca "..." sözcüğünün, "çok iyi, aferin" gibi anlamları olan bir ünlem olup, ortalama seviyedeki tüketicilerin bir tebrik etme durumunda yahut beğeniyi göstermek için yaygın olarak kullandığı veya bildiği bir kavram olduğu, bu durumda başvuru markasındaki bütünsel izlenimde "..." ibaresinin, daha ön planda olan "..." ibaresini niteleyen bir rol üstlendiği, karşılaştırılan markalar arasında SMK'nın 6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, davacı şirketin önceki tarihli markalarından kaynaklı müktesep hak iddiasının yerinde olmadığı, somut olayda birlikte var olma koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile YİDK kararının iptaline karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuru kapsamındaki malların tamamının redde mesnet markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetlerle benzediği, taraf marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvurunun asli unsurunun bir bütün olarak "... ..." ibaresi olduğu, "..." ibaresinin dilimizde bilinen bir anlamı olmadığından, "..." ibaresinin, bu ibareyi niteleyen, tanımlayan bir ibare olduğu sonucuna varılmadığı, davalı Şirketlere ait markaların asli unsurlarını ise "...-..." ibareleri oluşturduğu, redde mesnet markalarda yer alan ve tanımlayıcı nitelikteki diğer ibarelerin ayırt ediciliğe bir katkıları bulunmadığı, redde mesnet markaların asli unsurlarını oluşturan "...-..." ibareleri ile aynı ya da ayırt edilemeyecek derecede benzer olan "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da asli unsur olarak kullanılmasının markaların karıştırılmasına yol açacağı, SMK'nın 6/1 hükmü anlamında ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesi olduğu, başvuruda farklı olarak yer verilen ve dilimizde bilinen bir anlamı olmayan "..." ibaresi ise başvuruya yeterli ayırt ediciliği katmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin birçok kararında, "..." ibaresinin ayırt edici olduğu ve bu ibarenin ortaklığının iltibasa yol açacağı yönünde değerlendirmeler yapıldığı, başvuru ile redde mesnet markalar arasında, başvuru kapsamından çıkarılan tüm mallar yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1 hükmü anlamında karıştırılma tehlikesinin bulunduğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. TEMYİZ A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Dava, davacının "... ..." ibareli marka başvurusunun davalı şirketlerin "...", "B", "..." ibareli markalarına benzediği gerekçesiyle davalı Kurum tarafından reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince markalar arasında iltibas tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle karar kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. 6769 sayılı Kanun'un 6. maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre, markalar arasında karıştırılabilecek ölçüde benzerlik bulunup bulunmadığının tespiti yapılırken markaların görsel, işitsel ve kavramsal özellikleri bir bütün olarak dikkate alınmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, taraf markaları arasında görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik olmadığı sonucuna ulaşılmışsa da, Bölge Adliye Mahkemesince markaların ilişkilendirileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak davacı markasında bulunan "..." ibaresinin bilinen bir anlamı olmaması nedeniyle marka başvurusuna ayırt edicilik sağlayacağı ve davalı markalarından farklılaştığı anlaşılmaktadır. Buna göre taraf markalarında farklı unsurların ön plana çıkartılması, sesçil ve görsel olarak farklılık yaratılması nedeniyle markaların benzer olmadığı ve ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı sonucuna ulaşılmış olup, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

VI. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! cdbe002ab13465e3 ffe04df306cca4fa

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı