11. Hukuk Dairesi 2024/2500 E. , 2025/2727 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1514 Esas, 2023/2311 Karar Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı ... vekili tarafından, duruşma istemi olmaksızın davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 22.04.2025 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı ... vekilleri Avukat ... ile ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR
I. DAVA 1.Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalıya borçlarının bulunmadığını, takibe konu bononun sonradan doldurulmuş olabileceğini, kullanılan kredi için fazlasıyla ipotek verildiğini, davalı tarafında ihtiyati haciz kararı alınmış ise de itiraz üzerine kaldırıldığını ileri sürerek Uşak 1. İcra Müdürlüğünün 2018/2116 E. sayılı takip dosyasının dayanağı olan bonodan ötürü borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin iptaline ve %40 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen Uşak 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/420 E. sayılı dava dosyasında davacılar vekili; banka tarafından kullanılan kredinin teminat olarak verilen bononun 5 milyon TL dolarak doldurulup haksız olarak ihtiyati haciz kararı alınması ve uygulanması nedeniyle uğradıkları zararların fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak şimdilik 1.000.000.00 TL'sinin davalıdan tazminat olarak tahsilini talep etmiş, 22.11.2012 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini arttırarak toplam 6.400.000,00 TL’nin tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 30.01.2018 tarihinde ıslah harcını yatırmıştır. 3.Birleşen Uşak 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/52 E. sayılı dava dosyasında davacılar vekili; davalı bankanın almış olduğu ihtiyati haciz kararını icra takibine koyduğunu ve bu dosyada müvekkili şirketin araçlarının trafik kayıtlarına yakalanma şerhli haciz konulduğunu, bu araçların adliyede otoparka çekildiğini, bu nedenle araçlarda değer kaybı meydana geldiğini ileri sürerek şimdilik 8.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; takibin 176.517,82 TL üzerinden başlatıldığını, 5.000.000,00 TL üzerinden takip yapılmadığını, davacıların açmış oldukları çeşitli davalar sebebi ile tahsilatın geciktiğini, borçlu davacı şirket ile banka arasında 3.000.000,00 TL limitli 24.08.2007 tarihli genel kredi sözleşmesi bulunduğunu, diğer borçluların da aynı limitle müteselsil kefil olduklarını, bu sözleşmenin teminatı olarak kambiyo senedi verdiklerini, alacak rehinle teminat altına alınmış olsa dahi kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapılabileceğini savunarak davanın reddine ve %40 oranında tazminatın davacılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. 2.Birleşen Uşak 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/420 E. sayılı dava dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların daha önce açılan aynı senetle ilgili menfi tespit davalarının bulunduğunu, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla başlatılan tüm takiplerin 5 milyon TL üzerinden değil 176.517,82 TL için başlatıldığını, davacı şirketin ihtiyati haiz kararında önce ticarette sıkıntıya düştüğünü, şirket dışındaki diğer davalıların işbu davayı açmakta hukuki ehliyetlerinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 3.Birleşen Uşak 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/52 E. sayılı dava dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde; aynı kredi alacağıyla ilgili olarak önceki tarihli açılan davalar sebebi ile derdestlik itirazında bulunduklarını, şirketin sadece müvekkili bankaya değil bir çok bankaya borçlarının olduğunu, satılan aracın da ihale yoluyla satıldığını, işbu davanın açılmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, asıl davada, davalı bankanın başlattığı Uşak 3. İcra Müdürlüğünün 2010/632 E. sayılı dosyasında aynı kredi sözleşmesine ilişkin rehin açığı belgesine dayalı takibe itirazın iptaline karar verildiği, davalı tarafından sunulan 25.06.2021 tarihli Uşak 3. İcra Müdürlüğünün 2010/632 E. sayılı dosyası kapak hesabında 1.739.725,33 TL borç bulunduğunun belirtildiği, bu durumda kredi sözleşmesi kapsamında verildiği anlaşılan bono nedeniyle dava tarihi itibariyle borcun ödenmediği anlaşılmakla davacıların takibe dayanak senet nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine karar verilemeyeceği, davacıların gerek kredi sözleşmesi nedeniyle gerekse de takibe konu bono nedeniyle tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalı bankaya karşı sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine; Birleşen 2008/420 E. sayılı davada, Uşak 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/89 D.İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı alındığı, itiraz üzerine ihtiyati haczin kaldırıldığı, bu kararın temyiz edildiği, bozma ilamı üzerine, mahkemenin 2009/33 D.İş sayılı dosyasında ihtiyati hacze itirazın reddine karar verildiği bu kararın temyiz üzerine onandığı, davalı bankanın davacılar hakkında yasal takibe başlamadan önce bazı davacı kefiller ve şirket ortakları hakkında diğer bankaların şahsi borçlarından dolayı yasal takipler başlattığı, dolayısıyla davacıların ödeme güçlüğüne girdiği ve davalı bankanın başlattığı takipler sonucunda davacıların diğer bankalardan kredi kullanamadıkları veya davalı banka tarafından iflasın eşiğine getirildiği iddiasının sabit olmadığı, bu nedenle davacıların uğranılan zarar ve yoksun kalınan kârın davalıdan tahsili taleplerinin yerinde olmadığı, gerçek bir borç için takip yapılmış olup alınan ihtiyati haciz kararınına yapılan itirazın da Yargıtay ilamı ile reddine karar verilmiş olduğu, davalı tarafın kambiyo senedine dayalı olmaksızın da ihtiyati haciz talebinde bulunabileceği, bu durumda davacı tarafın istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı ve taleplerin reddine karar verilmesi gerektiği, ancak İlk Derece Mahkemesinin kararında "Davacıların davasının kısmen kabulü ile 369,30 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine" hükmedilmiş olup bu karara karşı davalı vekilinin kesinlik nedeniyle istinaf hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 369,30 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, fazla istemin reddine; Birleşen 2010/52 E. sayılı davada, davalı bankanın davacı tarafa ait 11 adet araca haciz işlemi uygulamasından sonra diğer alacaklılar tarafından da bu araçlara haciz işleminin uygulandığı, dolayısıyla araçların bu nedenle de yasal takibe uğrayacağı, davacıların davalı bankanın kötüniyetli takibi sonucunda araçların iki yıl adliye otoparkında bekletilmesi sebebiyle araçların değer kaybına uğramasına neden olunduğu iddialarının yerinde olmadığı, eksik ödenen ihale bedeli ile ilgili taleplerin de kabul edilebilir olmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı/temlik alan ... vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, menfi tespit istemi, birleşen 2008/420 E. sayılı dava zarar ve yoksun kalınan karın tahsili istemi, birleşen 2010/52 E. sayılı dosya değer kaybının tahsil istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesi kapsamında davacıların takip konusu bono nedeniyle borçlu olup olmadığı, davalı banka tarafından alınan ihtiyati haciz kararının ve uygulanmasının hukuka aykırı olup olmadığı, icrai haciz nedeniyle davacıların zararının doğup doğmadığı ve miktarına ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 07.04.2021 tarih 2019/474 E. 2021/662 K. sayılı kararında verilen hükmün, Dairemizin 22.03.2023 tarih 2021/6451 E. 2023/1776 K. sayılı ilamı ile usule ilişkin eksiklikler nedeniyle bozulduğu, tarafların uyuşmazlığın esasına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmediği anlaşılmakla, söz konusu bozma ilamı ile taraflar yararına usulü müktesep hak doğmayacağı, mahkemece bozma ilamına uyularak devam olunan yargılamada yeni bir değerlendirme yapılarak sonuca varılmasında bir usulsüzlük bulunmadığı, bununla birlikte asıl davanın takibe konu bono nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olduğu, davalı bankanın alacaklı olduğu tutar üzerinden muaraza yarattığı ve bu hususta uyuşmazlığın giderilmiş olduğu, bu sebeple davalı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin bono bedeli olan 5.000.000,0 TL üzerinden takdir edilmesine gerek görülmediği gibi birleşen 2008/420 E. sayılı dava da tazminat istemine ilişkin olup Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/2 hükmüne göre hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceğinden davalı yararına hükmedilen vekalet ücretinin de hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır. 2. Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/3 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı/temlik alan ... vekilinin ve davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
V. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı/temlik alan ... vekilinin ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...'ye verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 22.04.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.