Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/2281 E., 2025/1080 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/2281 E., 2025/1080 K. (19.02.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2281
Karar No
2025/1080
Karar Tarihi
19.02.2025

11. Hukuk Dairesi 2024/2281 E. , 2025/1080 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1866 Esas, 2024/79 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/78 Esas, 2021/326 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 2014/46985 sayılı "..." ibareli markanın inhisari lisans sahibi olduğunu, ayrıca 2018/103428 sayılı ve "The ... Co" ibareli tescilli markasının bulunduğunu, söz konusu markaları mesnet gösterilerek davalı şirketin 2018/112774 başvuru numaralı ve "P ... + şekil" ibareli 35, 41 ve 42. sınıflardaki marka başvurusuna yaptıkları itirazın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin inhisarı lisans hakkı sahibi olduğu markasının 2014/46985 sayı ile 41. sınıfta, sahibi olduğu 2018/103428 sayı markanın ise 35. sınıfta tescilli olduğunu, müvekkilinin "..." markasını 2014 yılından beri kullandığını, taraf markalarının ayırt edilmeyecek kadar benzer olduğunu, davalının müvekkilinin marka değerinden haksız yarar sağlayacağını, davalı şirket tarafından organize edilen bir etkinlikte gönderilen ilanın davacı müvekkilinin sektörel bilinirliliğinden dolayı müvekkili şirkete ait olduğunun düşünüldüğünü ileri sürerek YİDK'nin 2019-M-11159 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı Şirket vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; İngilizce'de "..." kelimesinin "plan" kökünden türediğini, "planlayıcı, düzenleyici" anlamlarına geldiğini ve yaygın olarak kullanıldığını, 35. sınıftaki hizmetlerde ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, müvekkilinin markasında "P" harfinin bulunması nedeniyle markanın ciddi anlamda ayırt edicilik kazandığını, davacının markasından önemli ölçüde farklılaştığını, müvekkilinin 2018 yılından beri ..., ..., ... , P...G, ... ve ... gibi müşterilerine hizmet sunduğunu, sektöründe önemli bir ekonomik değer yarattığını, www.....com.tr alan adının da 17.01.2018 tarihinde müvekkili adına tescil edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıya ait tek markanın 2018/103428 sayılı marka olduğu, 2014/46985 sayılı markanın davacıya ait olmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21.10.2015 tarih ve 2015/4082 E., 2015/10819 K. sayılı ilamı uyarınca lisans alanın marka sahibi adına 3. kişilere karşı marka hakkına tecavüz halinde dava açabilmesi mümkün iken, marka hükümsüzlüğü isteminde bulunması veya bu amaçla marka başvurusuna itiraz edebilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle emtia karşılaştırmasında sadece davacıya ait 35. sınıfta tescilli 2018/103428 sayılı markanın dikkate alındığı, 41. sınıf hizmetlerin ise dava konusu olmadığı, başvuru kapsamındaki 35. sınıf hizmetlerin davacıya ait marka kapsamında yer alan hizmetlerle benzer olduğu; taraf markalarında ortak unsur olan “...” ibaresinin birebir aynı olması, markaların bu ibare ile başlaması, görsel ve işitsel olarak benzer olması sebebiyle ilgili sektördeki tüketici nezdinde iltibas oluşturacağı, dava konusu marka ile mesnet olan markanın bütünsel anlamda yapılan karşılaştırma sonucunda, markaların birbirlerinin farklı versiyonları, alternatifleri veya bir serinin devamı niteliğinde olduğu, “...” ibaresi ile karşı karşıya kalan tüketicinin bu ibareyi davacının markası olarak yorumlama yoluna gidebileceği dava konusu markanın görsel mizanpajındaki farklılıkların benzerliği bertaraf edecek nitelikte olmadığı; davacı markasında “...” ibaresinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 7/5. maddesi anlamında açıklayıcı bir unsur olarak kullanılmadığı, dolayısıyla bu kullanımın markasal kullanım niteliğinde olduğu, markaların hitap ettiği tüketici kesimi bu iki markayı aynı işletmeye ait seri markalar ya da farklı işletmelere ait ilişkili markalar sanabileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK'nin 2019-M-11159 sayılı kararının 35. sınıf “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri.” yönünden kısmen iptaline karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, gerekçesiyle başvuruların esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin asıl davada davalı Kurum ile birleşen davada davalı Şirket'e ayrı ayrı yükletilmesine, 19.02.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı