Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/2137 E., 2025/1078 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/2137 E., 2025/1078 K. (19.02.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2137
Karar No
2025/1078
Karar Tarihi
19.02.2025

11. Hukuk Dairesi 2024/2137 E. , 2025/1078 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1784 Esas, 2024/56 Karar HÜKÜM : Yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/346 E., 2021/293 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Şirketin 2019/83950 sayılı "..." ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, müvekkili tarafından adına tescilli "BİM" ibareli markalara dayalı olarak bu başvuruya itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığınca itirazın kabulü ile başvurunun 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 maddesi uyarınca reddine karar verildiğini, ret kararına karşı davalı Şirketin yaptığı itirazın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından kabul edilerek Markalar Dairesi Başkanlığı kararının kaldırıldığını, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili markaları ile dava konusu başvuru arasında görsel, işitsel ve anlamsal açıdan ayırt edilemeyecek kadar benzerlik bulunduğunu, halk tarafından karıştırılma ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu, davalı markasında “...” ibaresinin büyük harflerle yazıldığı gözetildiğinde markanın asli unsurunun “BİM” ibaresi olduğunu, davalı başvurusunun müvekkiline ait seri marka olarak algılanabileceğini, davalı şirket başvurusunun kötüniyetli olduğunu ve haksız rekabet teşkil ettiğini, markalar değerlendirilirken orta seviyedeki tüketicinin dikkate alınması gerektiğini, müvekkili şirketin itiraza mesnet markalarının tescil tarihinden itibaren 5 yıllık süre geçmediğinden davalı tarafın kullanmama def’inde bulunma hakkı olmadığını ileri sürerek, YİDK’in 2020-M-8562 sayılı kararının iptaline, 2019/83950 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru markasında benzer olduğu iddia edilen "BİM" ibaresinin ön planda olmadığını, davalı şirket markasında asli unsurun koyu renklerle vurgulanan "..." ibaresi olduğunu, markaların ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından benzer kabul edilen 2016/48911, 2016/48904, 2016/48895, 2016/48887, 2016/48886, 2016/48877, 2015/93167 sayılı markalar yönünden dava konusu markanın başvuru tarihinde, gerekçe olarak gösterilen markaların tescil tarihi üzerinden henüz 5 yıl geçmediğinden, kullanım ispatı talebinin YİDK kararının iptali istemi bakımından belirtilen markalar yönünden yerinde olmadığı, hükümsüzlük davası bakımından ise dava tarihinde, davacının gerekçe olarak sunduğu 2016/48911, 2016/48904, 2016/48895, 2016/48887, 2016/48886, 2016/48877, 2015/93167, 2016/67844, 2016/67842, 2016/67835, 2015/14643, 2015/57794 sayılı markaların tescil tarihi üzerinden henüz 5 yıl geçmediğinden, iş bu markalar yönünden kullanım ispatı talebinin yerinde bulunmadığı, davacının gerekçe olarak sunduğu 2011/113217, 2011/113216, 2011/113215, 2011/113214, 2011/113212, 2011/113210, 2011/113208, 2011/113207, 2011/113206, 2011/113205, 2011/113203, 2011/113202, 2011/113200, 2011/113197, 2011/113195, 2011/113193, 2015/14638 sayılı markaların, dava tarihinde 5 yılı aşkın süredir tescilli olduğu, işbu markalar yönünden davalı Şirketin kullanmama def’i ileri sürebileceği, davacının kullanımını ispatladığı hizmet ile dava konusunu oluşturan 9. sınıf mallar arasında herhangi bir ilişki bulunmadığı, dava konusu 2019/83950 sayılı marka kapsamında yer alan ve bu davanın konusunu oluşturan 09. sınıf malların tamamının, davacının gerek TÜRKPATENT nezdinde yaptığı itirazda gerekse dava dilekçesinde gerekçe olarak gösterdiği 2016/48911, 2016/48904, 2016/48887, 2016/48886, 2016/48877, 2015/93167, 2016/48895 sayılı markalarda aynen yer aldığı, ... teknolojisinin, inşaat ve mimarlık/mühendislik hizmetlerini bir araya getiren bir teknoloji olduğu, sektörde sıklıkla kullanıldığı, dolayısıyla, davalının başvuruya konu ettiği 9. sınıf mallarda yer alan özellikle "Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları" emtiası için ayırt edici niteliği bulunmadığı, dava konusu marka kapsamında yer alan "Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları" emtiası bakımından, markalarda müşterek olarak bulunan "..." kelimesinin, inşaat ve mimarlık/mühendislik hizmetlerini bir araya getiren bir teknoloji olduğu, sektörde sıklıkla kullanılan bir ibare olarak ayırt edici niteliğinin bulunmadığı, bu hususun içinde sektörden kimselerin de bulunduğu bilirkişi heyetince belirtildiği, bu mallar bakımından "..." kelimesinin somut ayırt edici niteliği haiz olmadığı düşünüldüğünde, dava konusu markanın esas unsurunu "..." kelimesinin oluşturduğu, bu kelime ile davacının itiraza/hükümsüzlüğe mesnet gösterdiği hiçbir markası arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, dolayısıyla bu mallar bakımından markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi olmadığı, bunun dışında kalan 9. sınıf mallar yönünden ise "..." kelimesinin ayırt ediciliğinin bulunmadığının söylenemeyeceği, dava konusu markada yer alan "..." kelimesinin aynı zamanda davacının ticaret unvanının ayırt edici ekini oluşturduğu, markasal ayırt edicilik incelemesinde bu kelimenin "..." kelimesine göre arka planda kaldığı, davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet 2016/48911, 2016/48904, 2016/48887, 2016/48886, 2016/48877, 2015/93167, 2016/48895, 2015/14643 sayılı markaların esas unsurlarının "BİM" kelimesinden oluştuğu, davacıya ait bu markalarla dava konusu markanın esas unsurunu oluşturan "..." kelimesi arasında özellikle görsel ve işitsel olarak yüksek düzeyde benzerlik bulunduğu, kavramsal olarak markaların farklı nesnelere çağrışım oluşturmadıkları, bu mallar bakımından davacı markaları ile dava konusu marka arasında SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, "BİM” markasının davacı firma ile özdeş hale geldiği ve “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi” hizmeti bakımından tanınmış marka olduğu, davaya konu 9. sınıfta yer alan mallar ile davacının tanınmışlık sağladığı perakendecilik sektörü arasında olumlu imaj transferi ihtimali doğuracak nitelikte bir ilişki bulunmadığı, 9. sınıf mallar üzerinde dava konusu markanın kullanılması halinde davacının tanınmış markasının itibarının lekeleneceği ya da ayırt ediciliğinin zedeleneceğine ilişkin olarak dosya kapsamında nesnel ve mantıklı argümanların bulunmadığı, SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddesi koşullarının somut olayda oluşmadığı, davalı şirketin kötüniyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötüniyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davaya konu YİDK kararının hüküm fıkrasında tek tek gösterilen mallar bakımından iptaline, dava konusu 2019/83950 sayılı markanın aynı mallar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar vekillerinin sair istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, ancak dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." kelimesinin, Building Information Modeling (Yapı Bilgi Modellemesi, Yapı Bilgi Sistemi) ibaresinin kısaltması olduğu, birbirinden farklı mimari projelerin tasarımında, inşasında ve sürdürülmesinde görev üstlenenlerin ortak olarak yararlanabileceği 3 boyutlu bir bilgi paylaşım sürecini ifade ettiği, bu sürecin yönetilmesini sağlayan yazılımlar sayesinde, işverenlerden mühendislere, müteahhitlerden mimarlara projede görev yapan farklı aşama ve katmanlardaki herkesin projenin süreciyle ilgili güncel bilgilere ve detaylara kolayca ulaşabildiği, yine aynı raporda, ... teknolojisinin, inşaat ve mimarlık/mühendislik hizmetlerini bir araya getiren bir teknoloji olduğu, sektörde sıklıkla kullanılan bir kelime niteliği taşıdığı, bu itibarla başvuru kapsamında yer alan 9. sınıftaki "Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları" emtiası için "..." ibaresinin ayırt edici niteliğinin bulunmadığının açıklandığı, İlk Derece Mahkemesince de rapora itibar edilerek, "Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları" malları yönünden davanın reddine karar verildiği, bu yönden İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik yok ise de bilirkişi raporunda yapılan açıklamaya göre "..." ibaresinin, başvuru kapsamında yer alan "Bilgisayar yazılımları, bina ve inşaat tekniği ile ilgili entegre bilgisayar yazılım ve programları." malları yönünden de ayırt edici nitelik taşımadığının kabulü gerektiği, gerçekten de, bilgisayar yazılımları sayesinde, mimari projelerin tasarım ve inşasında görev üstlenenlerin, proje süreciyle ilgili güncel bilgilere ve detaylara kolayca ulaşabilmesini ifade eden "..." ibaresinin, belirtilen mallar yönünden ayırt edici nitelik taşıdığını söylemek mümkün olmadığı, bu mallar yönünden başvurunun asli unsurunun "..." ibaresi olduğu, dolayısıyla bu mallar yönünden de markaların karıştırılmayacağı gözetilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin bu yöne ilişkin istinaf taleplerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı ... vekili ve katılma yoluyla davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı ... vekili ve katılma yoluyla davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, 19.02.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e91f9f8e04f5e62a 7b9a6c7409a1c61b

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı