Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2025/8016 E., 2025/12794 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/8016 E., 2025/12794 K. (01.10.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/8016
Karar No
2025/12794
Karar Tarihi
01.10.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2025/8016 E. , 2025/12794 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/59 E., 2024/39 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; İstanbul 7. İş Mahkemesinin 2006/515 E. sayılı dosyasında verilen 05.06.2008 tarihli ilam ile davalı iş yerinde çalıştığı 10.05.1998-29.12.2005 tarihleri arasındaki kıdem-ihbar tazminatı ve yıllık izin alacaklarının karar altına alındığı, emeklilik işlemleri için SGK'ya başvurarak çalışmış olduğu günlerin hesaplanması talebinde bulunduğunu, eski işverenin yanında çalıştığı 10.05.1998-29.12.2005 tarihleri arasındaki çalışmalarını Kuruma bildirmediğini, dolayısıyla primlerinin ödenmediğini beyan ederek davalı nezdinde çalıştığı sürece sigorta perimlerinin davalı tarafça ödenmediğinin saptanmasını talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı Kurum vekili savunmasında; davacının yetki yönünden reddini talep ettiği müvekkil Kurum kayıtlarının tetkikinde davacının dava konusu tarihlere ilişkin çalışmalarına rastlanmadığını, davacının dava konusu iş yerinde devamlı olarak hizmet akdiyle çalışmış olduğunun resmi yazılı ve sağlıklı deliller ile ispatlanması gerektiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 06.02.2013 tarihli kararı ile davacının davalı iş yerinde; 10.05.1998-29.12.2005 arası çalıştığının tespitine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin 06.02.2013 tarihli kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, kısa kararda, "Dosya arasında mevcut 12.10.2012 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda açılan davanın kabulüne," denilerek, usul ve kanuna uygun kısa karar oluşturulmaksızın gerekçeli karar yazılmıştır. Ortada hukuki varlık kazanmış bir karar mevcut değildir. Kamu düzeni ile ilgili ve emredici nitelikte bulunan yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırı şekilde, davanın yürütülüp sonuçlandırılması, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir, gerekçesi ile karar bozulmuştur. Bozma sonrası Mahkemece verilen 05.06.2018 tarihli karar ile davacının davasının kabulüne, davacının 10.05.1998-29.12.2005 tarihleri arasındaki davalı iş yerinde bir hizmet akdine bağlı çalıştığı sonucuna varılarak, ... Reklam ve Tanıtım Hizm. Ltd. Şti. unvanlı iş yerine ait ... sicil numaralı iş yerinden; 10.05.1998-29.12.2005 tarihleri arasında 2.749 gün sigortalılığının gerekeceğinin tespitine dair verilen karar Dairece 18.04.2019 tarihli bozma ilamı ile eksik inceleme nedeniyle ikinci kez bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, davacının 10.05.1998-09.10.2001 tarihleri arasında davalı iş yerinde çalışmaları olduğunun tespitinin mümkün görülmediği, davacının 10.05.2001-29.12.2005 tarihleri arasında davalı ... Reklam ve Tanıtım Hizmetleri Ltd. Şti. unvanlı ... sicil numaralı iş yerinden ; 10.05.2001-31.12.2001 tarihleri arasında 230 gün ve günlük 7,00- TL kazançla, 01.01.2002-31.03.2002 tarihleri arasında 90 gün ve günlük 7,40- TL kazançla, 01.04.2002-30.06.2002 tarihleri arasında 90 gün ve günlük 9,26- TL kazançla, 01.07.2002-30.06.2003 tarihleri arasında 360 gün ve günlük 10,92- TL kazançla, 01.07.2003-31.12.2003 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 15,27- TL kazançla, 01.01.2004-30.06.2004 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 18,32- TL kazançla, 01.07.2004-31.12.2004 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 14,81- TL kazançla, 01.01.2005-29.12.2005 tarihleri arasında 359 gün ve günlük 16,29-TL kazançla, olmak üzere 1699 gün daha sigortalı olarak bildiriminin tespitine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili; fiili çalışmanın kanıtlanması gerektiğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, Kurumun davada fer'i müdahil olması gerektiğini beyanla usul ve kanuna aykırı kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. 1.Davacı vekili temyizi yönünden; davacı vekilinin temyizinin 25.03.2025 tarihli ek karar ile harcın tamamlanmaması sebebiyle reddedildiği, davalı Kurumun istinaf dilekçesinin (her ne kadar istinaf istemli dilekçe vermiş ise de kanun yolunun temyiz yolu olduğu verilen dilekçenin temyiz dilekçesi olduğu) ise 09.12.2024 tarihinde tebliğ edildiğinin anlaşılmasına göre davacı vekilince verilen 09.04.2025 tarihli katılma yoluyla temyiz dilekçesinin süre yönünden reddine. 2.Davalı Kurum vekili temyizi yönünden; Anayasamızın 141. maddesinde, yargılamanın aleniyeti ilkesini benimsenmiştir. Bunun anlamı yargılama açık olarak yapılacak ve yargılamanın sonunda verilen karar da açıkça belirtilecektir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 149. (HMK’nun 28.) maddesinde de bu husus belirtilmiştir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 381. (HMK’nun 294.) maddesi gereğince Mahkeme, hazır olan tarafları iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az aynı Kanun'un 388. (HMK’nun 297.) maddesinde belirtilen hüküm sonucunun tutanağa geçirilerek okunması suretiyle olur. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388/1-3. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c. maddesinde, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği açıklanmıştır. Mülga 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388. maddesinde: “Karar aşağıdaki hususları kapsar: 1.Kararı veren mahkeme ile hakim veya hakimlerin ve tutanak katibinin ad ve soyadları ve sicil numaraları, Mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa kararın hangi sıfatla verildiği, 2.Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adresleri, 3.İki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışması ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarda bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep, 4.Hüküm sonucu ile varsa kanun yolu ve süresi, 5.Kararın verildiği tarih ve hakim veya hakimlerin ve tutanak katibinin imzaları, Hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmü yer almaktadır. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297. maddesinde ise: “(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar: a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini. b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini. c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını. e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi. (2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir. Yine Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 389. (HMK’nun 298.) maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Bu hükümden anlaşılacağı gibi, Mahkeme hükmünü gerekçesi ile birlikte tam olarak yazmış olsa bile, bunu duruşma tutanağına tamamen yazdırması ve okunması gerekir. Bir başka ifade ile Mahkeme hükmünün hukuki varlık kazanabilmesi için onun tefhim edilmesi, verilen kararla, ne şekilde tefhim edildiğinin duruşma tutanağına yazılması zorunludur. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. Kısa karar, bir davayı sona erdiren temyizi mümkün olan son kararlardandır. Bu kararla Mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Asıl olan kısa karardır. Bu gibi hallerde de Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388. (HMK’nun 297.) maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararında buna uygun olarak düzenlenmesi gereklidir. (10/04/1992 gün ve 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı) Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 2011/21- 23... K, 2012/6- 97... K, 2012/10-1 49... K sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Mahkemece; kararda, davacının 10.05.1998-09.10.2001 tarihleri arasında davalı iş yerinde çalışmaları olduğunun tespitinin mümkün görülmediği belirtilmiş iken 09.10.2001 öncesi 10.05.2001 tarihinden itibaren hizmet tespitine dair karar verilerek çelişkili hüküm kurulmuştur. Kamu düzeni ile ilgili ve emredici nitelikte bulunan yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırı şekilde, davanın yürütülüp sonuçlandırılması, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararın sair yönler incelenmeksizin BOZULMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,01.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 81e6e4896b765460 c63de9c8d9343663

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı