10. Hukuk Dairesi 2025/6699 E. , 2025/11377 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/66 E., 2023/135 K. Taraflar arasında Mahkemede görülen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına karşı direnme kararı verilmiştir. Mahkeme kararının davalılar vekili tarafından temyiz edilmesinden sonra Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.03.2025 tarih, 2023/970 Esas, 2025/118 Karar sayılı kararı ile direnme kararının değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı uygun bulunduğu, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir. Dosyanın Dairemize gönderilmesinden ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili; müvekkillerinin murisi ...’nin yarbay rütbesi ile emekli olduktan sonra davalılara ait Tuzla’daki iş yerinde çalışmaya başladığını, kısa bir süre sonra ...’a gönderildiğini, ...'da eğitim koordinatörü olarak çalışmakta iken davalılar tarafından tutulan evde konakladığı sırada 04.01.2013 tarihinde meydana gelen gaz kaçağı sonucunda vefat ettiğini, iş kazasının meydana gelmesinde davalıların kusurlu olduğunu ileri sürerek müteveffanın eşi ... ve kızı ...........için ayrı ayrı 2.500’er TL maddi ve 100.000’er TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 17.09.2020 tarihli talep artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini ... için 547.586,90 TL’ye, ...için ise 113.161,17 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili; müteveffanın müvekkili şirketin ...’daki ............. Tersanesi şantiyesinde eğitim koordinatörü olarak görev yaptığını, müvekkil şirketin temin ettiği yerde kalmayıp kendisine ev kiraladığını, evin kirasının ... tarafından ödendiğini, müteveffanın vefatına sebep olan olayın kendisinin tuttuğu evde meydana gelmesi sebebiyle iş kazası sayılamayacağını, olayda müvekkili şirketlerin hiçbir kusurunun bulunmadığını, tazminat isteme koşullarının oluşmadığını, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 12.10.2020 tarihli ve 2016/486 Esas, 2020/510 Karar sayılı kararı ile iş kazası tespitine yönelik açılan İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesinin 2015/300 Esas 2016/489 Karar sayılı dosyasında 06.10.2015 tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu inceleme raporu ile olayın 5510 sayılı Kanun'un 13/1-c maddesi uyarınca iş kazası olduğu tespit edildiğinden davanın konusuz kalması sebebiyle esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına ilişkin verilen kararın Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 26.04.2018 tarihli ve 2016/19332 Esas, 2018/4388 Karar sayılı ilâmı ile onanarak kesinleştiği, müteveffanın davalılarca proje kapsamında ...'da görevlendirildiği, yurt dışı iş sözleşmesinin 14. maddesi uyarınca müteveffanın tek başına ...'da ev kiralamasının işverenden bağımsız olarak değerlendirilemeyeceği, kira sözleşmesinde müteveffanın isim ve imzasının bulunmasının barınma masraflarının ve sorumluluğunun müteveffada olduğuna dair tek başına delil oluşturmayacağı, 31.05.2019 tarihli bilirkişi kurulu raporunda iş kazası olayında kaçınılmazlık durumunun söz konusu olmadığı, davalı şirketlerin müştereken ve müteselsilen %80, müteveffanın %20 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, yargılama sırasında alınan denetime elverişli hesap ve ek hesap raporları doğrultusunda davacılar vekilince maddi tazminata yönelik talep arttırımı yapıldığı, davacıların sosyal ve ekonomik durumu da gözetilerek manevi tazminata hükmedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 23.06.2021 tarihli ve 2020/2559 Esas, 2021/1115 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 25.10.2022 tarih, 2021/10364 Esas, 2022/13014 Karar sayılı kararı ile "...Somut olayda, Sosyal Güvenlik Kurumu ve adi ortaklığı oluşturan davalı şirketlere karşı yöneltilen husumetle açılan iş kazasının varlığının tespitine yönelik davanın yargılama aşamasında Kurumun iş kazasının varlığını kabul eden inceleme(tahkikat) raporuna istinaden ve Kurum kabulü gözetilerek İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesinin 25.05.2016 tarih ve 2015/300 Esas, 2016/489 Karar sayılı kararı ile davanın konusuz kaldığından bahisle esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş, anılan kararın o dosyanın davalısı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından temyiz edilmesi üzerine İlk Derece Mahkemesi kararı Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 26.04.2018 tarih ve 2016/19332 Esas, 2018/4388 Karar sayılı kararı ile onanmıştır. Davanın konusuz kaldığına dair anılan karar davacı hak sahipleri ve Sosyal Güvenlik Kurumu arasında iş kazasının varlığı ve sübutu noktasında kesin hüküm teşkil eder ise de diğer davalı şirketler yönünden iş kazasının varlığı ya da yokluğuna ilişkin koşullar araştırılıp irdelenmediği, bu yönde davalı şirketlere yönelik olarak bir karar da tesis edilmediği için işverenlikler yönünden zararlandırıcı olayın bir iş kazası olduğunun kesin olarak tespit edildiğinden söz edilemeyecektir. Öncelikle konusuz kalan önceki davanın, sadece davalı işveren şirketler yönünden iş kazası koşullarının tetkiki, giderek olayın 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrası kapsamında işveren şirketler yönünden de iş kazası olup olmadığının tespiti noktasında, yine aynı davalılara karşı yeniden açılması ve Kurumun da şekli anlamda zorunlu dava arkadaşı olarak açılacak davada yer alması sağlanıp, açılacak davanın temyiz incelemesine konu eldeki dava dosyası için bekletici mesele yapılarak sonucuna göre ve davacı tarafça eldeki dava dosyası yönünden kanun yoluna başvurulmadığı dikkate alındığında oluşan diğer usuli kazanılmış haklarla birlikte, yeniden hesap raporu alınmasının gerekli olması halinde bilinen dönemin değiştirilmemesi, bilinen dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin aynen hükme esas bilirkişi hesap raprorundaki tarihler olarak kabul edilmesi gerektiği gözetilerek karar verilmesi gerekir. Mahkemece, yukarıda belirtilen hukuki ve maddi olgular göz önünde bulundurulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir...." gerekçesiyle karar bozulmuştur."...Somut olayda, Sosyal Güvenlik Kurumu ve adi ortaklığı oluşturan davalı şirketlere karşı yöneltilen husumetle açılan iş kazasının varlığının tespitine yönelik davanın yargılama aşamasında Kurumun iş kazasının varlığını kabul eden inceleme (tahkikat) raporuna istinaden ve Kurum kabulü gözetilerek İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesinin 25.05.2016 tarih ve 2015/300 Esas, 2016/489 Karar sayılı kararı ile davanın konusuz kaldığından bahisle esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş, anılan kararın o dosyanın davalısı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından temyiz edilmesi üzerine İlk Derece Mahkemesi kararı Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 26.04.2018 tarih ve 2016/19332 Esas, 2018/4388 Karar sayılı kararı ile onanmıştır. Davanın konusuz kaldığına dair anılan karar davacı hak sahipleri ve Sosyal Güvenlik Kurumu arasında iş kazasının varlığı ve sübutu noktasında kesin hüküm teşkil eder ise de diğer davalı şirketler yönünden iş kazasının varlığı ya da yokluğuna ilişkin koşullar araştırılıp irdelenmediği, bu yönde davalı şirketlere yönelik olarak bir karar da tesis edilmediği için işverenlikler yönünden zararlandırıcı olayın bir iş kazası olduğunun kesin olarak tespit edildiğinden söz edilemeyecektir. Öncelikle konusuz kalan önceki davanın, sadece davalı işveren şirketler yönünden iş kazası koşullarının tetkiki, giderek olayın 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrası kapsamında işveren şirketler yönünden de iş kazası olup olmadığının tespiti noktasında, yine aynı davalılara karşı yeniden açılması ve Kurumun da şekli anlamda zorunlu dava arkadaşı olarak açılacak davada yer alması sağlanıp, açılacak davanın temyiz incelemesine konu eldeki dava dosyası için bekletici mesele yapılarak sonucuna göre ve davacı tarafça eldeki dava dosyası yönünden kanun yoluna başvurulmadığı dikkate alındığında oluşan diğer usuli kazanılmış haklarla birlikte, yeniden hesap raporu alınmasının gerekli olması halinde bilinen dönemin değiştirilmemesi, bilinen dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin aynen hükme esas bilirkişi hesap raprorundaki tarihler olarak kabul edilmesi gerektiği gözetilerek karar verilmesi gerekir. Mahkemece, yukarıda belirtilen hukuki ve maddi olgular göz önünde bulundurulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir...." gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı İlk Derece Mahkemesinin 29.03.2023 tarih, 2023/66 Esas, 2023/135 Karar sayılı kararı ile önceki gerekçeye ilaveten iş kazası tespiti davasının tarafları ile eldeki davanın taraflarının aynı olduğu, iş kazası tespiti davasında verilen karara karşı davalı taraflarca kanun yoluna başvurulmadığı gibi davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın kesinleştiği, bu itibarla davaya konu olayın iş kazası olduğuna ilişkin tespitin de tüm davalılar yönünden kesinleştiği ve tüm davalılar hakkında hüküm doğurduğu gerekçesi ile önceki gerekçe de tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
VI. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Direnme kararına karşı davalılar vekilince temyiz yoluna başvurulmuştur. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, iş kazası tespiti davası açılması için davacılara süre verilmemesi ve açılacak davanın bu dava bakımından bekletici mesele yapılmamasının hatalı olduğunu, kazanın müteveffanın yaşadığı evde özel yaşam alanında, "iş yeri" olarak nitelendirilemeyecek bir yerde meydana geldiğini, bu nedenle iş kazası olarak kabul edilemeyeceğini, müteveffanın iş ile illiyet bağı bulunmayan bir sebeple vefat ettiğini, müteveffanın kaldığı evin kirasının kendisi tarafından karşılandığını, yurt dışı iş sözleşmesi hükmünden yola çıkılarak yapılan tespitin hatalı olduğunu, sunulan uzman görüşünde illiyet bağının kesildiğinin ve Kurum raporu ile de müteveffanın %100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, hesap raporunun da hatalı olduğunu belirterek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir. B.Hukuk Genel Kurulu Kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.03.2025 tarih, 2023/10-970 Esas, 2025/118 Karar sayılı kararı ile özetle Somut olayda davacılar murisi ...'nin davalı şirketlerin oluşturduğu adi ortaklık nezdinde ...'da bulunan şantiyede eğitim koordinatörü olarak çalıştığı, 04.01.2013 tarihinde kaldığı evde gaz zehirlenmesi sebebiyle vefat etmesi sonrası davacılar tarafından dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu ve davalı şirketlere karşı 30.03.2015 tarihinde açılan iş kazası tespitine yönelik davanın yargılama aşamasında Kurumun 06.10.2015 tarihli ve 93248/6/İR/6 sayılı inceleme raporu ile olayın 5510 sayılı Kanun'un 13/1-c maddesi uyarınca iş kazası olduğu yönünde yapılan tespit üzerine İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesinin 25.05.2016 tarihli ve 2015/300 Esas, 2016/489 Karar sayılı kararı ile Kurum inceleme raporunda olayın iş kazası olduğu tespit edildiğinden davanın konusuz kalması sebebiyle esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verildiği, verilen kararın sadece davalı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi tarafından 26.04.2018 tarihli 2016/19332 Esas, 2018/4388 Karar sayılı ilâmı ile onandığı, 12.07.2016 tarihinde ise eldeki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasının açıldığı, somut olay değerlendirildiğinde; davacılar tarafından dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu ile davalı şirketlere karşı açılan iş kazası tespiti davasında Kurum tarafından olayın iş kazası olarak kabul edildiği gerekçesiyle davanın konusuz kalması sebebiyle esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş ve bu karar sadece davalı Kurumun temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince temyiz itirazlarının reddi ile onanarak kesinleşmiş ise de, sözü edilen davada davalı şirketler yönünden de iş kazasının varlığı ya da yokluğuna ilişkin koşullar araştırılıp irdelenerek davalı şirketlere yönelik bir karar tesis edilmediğinden kesin hükmün varlığından söz etmek mümkün olmamakla birlikte Kurum tarafından yapılan inceleme sonucu olayın iş kazası olduğuna ilişkin tespit doğrultusunda Mahkemece verilen davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına ilişkin karar davalı şirketlerce temyiz edilmeyerek benimsenmiş olduğundan bu kararın davalı şirketler yönünden bağlayıcı olduğunun kabulü gerektiği, hâl böyle olunca direnme kararının bu değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı usul ve yasaya uygun olduğu, Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında; Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından düzenlenen raporların Kurum dahil bağlayıcılığının olmadığı, davanın konusuz kaldığına dair anılan kararın davacı hak sahipleri ile Sosyal Güvenlik Kurumu arasında iş kazasının varlığı ve sübutu noktasında kesin hüküm teşkil edeceği, davalı işverenler yönünden kesin bir tespit yapılmadığı, kesin hükümden söz edebilmek için o davanın esası hakkında taraf menfaatinin kalmaması gerektiği, Özel Daire bozma kararının yerinde olduğu, bu nedenle direnme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüş ise de Kurul çoğunluğu tarafından bu görüşün benimsenmediği, ne var ki, Özel Dairece bozma nedenine göre davalılar vekilinin sair temyiz itirazları incelenmediğinden bu yönde inceleme yapılmak üzere dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir. C.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından, hesap raporunu düzenleyen bilirkişinin internet üzerinden yaptığı araştırmaya göre davalı şirketlerin oluşturduğu adi ortaklığın 2019 yılında yine ...’da benzer proje alması nedeniyle hükme dayanak alınan bilirkişi hesap raporunda maddi zarar hesabını varsayıma dayalı olarak kaza tarihinden 31.12.2020 tarihine kadar yurtdışı ücreti (asgari ücretin 11,847 katı) üzerinden, bu tarihten pasif dönem başına kadar ise yurtiçi ücreti (asgari ücretin 3,536 katı) üzerinden yaptığı anlaşılmaktadır. İş kazasına maruz kalan sigortalının veya ölümü halinde desteği altında bulunanların maddi zararlarının hesabında gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı iş yeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtayın yerleşmiş görüşlerindendir. Bunun yanında bir işçinin yurt dışında yaptığı iş karşılığı aldığı ücretle, yurt içinde aynı ya da benzer işi yaparken aldığı ücretin yurt dışı ücreti kadar ya da o ücretten daha fazla miktarda olduğunun kabulü hayatın olağan akışına aykırıdır. Somut olayda davacılar murisinin kazanın gerçekleştiği projenin bitişinde yurda döneceği gözden kaçırılarak, kaza tarihinden diğer bir projenin varsayıma dayalı bitiş tarihi olan 31.12.2020 tarihine kadar yurt dışı ücreti üzerinden maddi zarar hesaplanması hatalı olmuştur. İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş, kazanın meydana geldiği yurt dışındaki projenin bitirildiği tarihi tereddüte yer bırakmayacak şekilde tespit etmek, ... sigortalının bu tarihte yurda döneceği kabulünden hareketle kaza tarihi ile projenin bitiş tarihi arasındaki maddi zararın yurt dışı ücreti (asgari ücretin 11,847 katına isabet eden ücret) üzerinden, projenin bitiminden(işçinin yurda dönüş tarihinden) pasif döneme kadar olan maddi zararın ise yurt içi ücreti (asgari ücretin 3,536 katı) üzerinden hesaplanması gerektiğini ve davacı tarafça kanun yoluna başvurulmadığını dikkate alınarak hükme esas alınan bilirkişi hesap raporundaki bilinen/iskontosuz, bilinmeyen/iskontolu dönem başlangıç ve bitiş tarihlerininin değiştirilmemesi gerektiğini göz önünde bulunduran yeni bir hesap raporu almak, usuli kazanılmış hakları da gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz eden ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 04.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.