Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2025/4961 E., 2025/10552 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/4961 E., 2025/10552 K. (25.06.2025)

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4961
Karar No
2025/10552
Karar Tarihi
25.06.2025

10. Hukuk Dairesi 2025/4961 E. , 2025/10552 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi EK KARAR TARİHİ : 14.02.2025 SAYISI : 2024/3196 E., 2024/3257 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/135 E., 2024/181 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının biyoloji öğretmeni olarak davalıya ait özel okulda 17.07.2018-13.11.2018 tarihleri arasında çalıştığının ve bu süre içerisinde 90 gün eksik ödenmiş bulunan sigorta primlerinin ve bildirimlerinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Fer'i müdahil SGK vekili; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tanıkların beyanları birlikte değerlendirildiğinde; tanıkların beyanlarından, davacının davalıya ait iş yerinden Kuruma işe girişinin bildirildiği 13.09.2018 tarihinden öncesinde kalan ve yaz tatiline rastlayan dava konusu 17.07.2018-12.09.2018 tarihleri arasında, okulda son sınıf öğrencilerine yönelik yüksek öğretim sınavına hazırlık kursları verildiği anlaşılmakla birlikte, öncelikle, davacının bu kurslarda çalışıp çalışmadığı, ayrıca bu çalışmanın istisnai nitelikte bir çalışma olması sebebiyle, davacının bu kurslarda çalıştığının kabulü durumunda, çalışma süresinin ve buna bağlı olarak çalışmasının tam süreli mi yoksa kısmi süreli mi olduğunun tespiti bakımından, davacının haftada kaç gün ve günde kaç saat çalıştığı, Yargıtayın içtihadında öngörüldüğü şekilde hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde tespit edilememiştir. Dava konusu 09.11.2018-13.11.2018 tarihleri arası dönem yönünden ise davacının okuldan ayrıldığı tarihe kadar okulda aralıksız olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Hal böyle iken davacının işten ayrıldığı tarih konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Davacının noterlik kanalıyla davalı işverene gönderdiği fesih ihbarnamesinde, 17.07.2018 tarihinde iş yerinde çalışmaya başlamasına rağmen SGK kayıtlarına göre 13/09/2018 tarihinde iş yerinde çalışmaya başlamış göründüğü ve çalışmaya başladığı günden beri ücretlerinin ödenmediğinden bahisle hizmet akdini haklı sebebe dayalı olarak feshettiğini bildirdiği, ihbarnamenin düzenleme ve yevmiye tarihi olarak 13.11.2018 tarihini taşıdığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, davalıya ait okuldan ... İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne gönderildiği anlaşılan 09.11.2018 tarihli tutanakta, davacının Kurum düzenini bozmasından ve okul idarecilerine saygısızlığından dolayı hizmet akdinin tek taraflı olarak feshedildiği belirtilmiş, davacının bu kapsamda somut bir eylem veya davranışı gösterilmemiş, ayrıca tutanakta imzası bulunan kişilerin Mahkemece tanık olarak alınan beyanlarından, bu kişilerden sadece kurucu M.C., okulda yaşanan bir tartışma sebebiyle davacı hakkında Milli Eğitim Müdürlüğüne hitaben tutanak düzenlenip, davacının işten çıkarıldığını beyan etmekle, tutanak içeriğini doğrular nitelikte beyanlarda bulunmuş, diğer kişiler ise tutanakta okul müdürü sıfatıyla imzası bulunan bordro tanığı G.S., davacıyı tanımadığını, kendisinin okulda kısa süreli çalıştığını, sağlık sorunları sebebiyle okulda çok fazla bulunamadığını, okulda çalışanların bir kısmını tanıdığını, muhtemelen kendisi okulda çalışmaya başladığı zaman davacının okuldan ayrıldığını beyan etmiş; tarih öğretmeni sıfatıyla imzası bulunan bordro tanığı O.Ş., davacının kendisinden kısa bir süre önce işten ayrıldığını belirtmekle birlikte, davacının işten ayrılma sebebi hakkında bir bilgi vermemiş; son olarak, beden eğitimi öğretmeni sıfatıyla imzası bulunan bordro tanığı G.K.A., tutanağı hatırlayamadığını, davacının maaş ödemesiyle ilgili sıkıntısı olduğunu bildiğini, okulda çalışanların maaşlarının ödenmediğini, davacının tutanakta belirtildiği şekilde saygısızlığına şahit olmadığını, hatırladığı kadarıyla davacının maaşının ödenmemesi sebebiyle işten ayrıldığını beyan etmiş, buna göre, tutanakta imzası bulunan tanıklar, tutanağın içeriğini doğrulamadıkları gibi davacının fesih ihbarnamesinde feshe dayanak olarak gösterdiği sebepleri destekler nitelikte beyanlarda bulunmuş, bahse konu tutanak, düzenleme tarihi olarak 09.11.2018 tarihini taşımakla birlikte, davacının fesih ihbarnamesinin düzenlendiği ve davacının işten ayrıldığını iddia ettiği 13.11.2018 tarihinden sonrasına rastlayan 19.11.2018 tarihinde düzenlendiği anlaşılan üst yazının ekinde tutanağın okuldan ilçe milli eğitim müdürlüğüne gönderildiği anlaşılmakta olup ayrıca davalı işveren tarafından davacının hizmet akdinin feshedildiği iddia edilmekle birlikte, bu yöndeki iddiayla çelişir şekilde, davalıya ait iş yerinden 12.11.2018 tarihinde Kuruma verildiği anlaşılan sigortalı işten ayrılış bildirgesinde davacının işten ayrılış nedeni (02) koduyla deneme süreli iş sözleşmesinin işçi tarafından feshi olarak bildirilmiş, tüm bu sebeplerle, Mahkemece davacının hizmet akdini feshettiği kabul edildiğinden, haklı fesih hakkının bozucu yenilik doğurucu hak niteliğinde olması sebebiyle irade beyanıyla birlikte sözleşme sona erdiğinden davacının fesih ihbarnamesinin düzenlendiği 13.11.2018 tarihi itibarıyla hizmet akdinin sona erdiği kabul edilmiş, buradan hareketle, davacının, davalıya ait iş yerinden Kuruma işten ayrılışının bildirildiği tarihten sonraki gün olan 09.11.2018 tarihinden davacının hizmet akdini feshettiği 13.11.2018 tarihine kadar iş yerinde fiilen çalıştığı kabul edilerek; dava konusu 09.11.2018-13.11.2018 tarihleri arasında, davacının talebi doğrultusunda, davalıya ait iş yerinde zorunlu sigortalılık kapsamında hizmet akdine tâbi olarak fiilen çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin 17.07.2018-12.09.2018 tarihleri arası süreler yönünden ise davacının fiili çalışmasının varlığı yöntemince ispat edilemediğinden sigortalılık hizmetlerinin tespiti talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve fer'i müdahil Kurum vekilerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1-Uyuşmazlık hizmet tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Dosya kapsamı incelendiğinde, davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinin 9. fıkrası ile bordro ve komşu iş yeri tanık beyanları, fesih ihbarnamesini ile tüm dosya kapsamı dikkate alındığında kararın yerinde olduğu anlaşılmıştır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup feri müdahil vekilince tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge adliye mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekiline 21.01.2025 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin 05.02.2025 tarihinde verildiği, 7036 sayılı Kanun'un 7/3 maddesinin düzenleme gereğince tebliğ tarihinden itibaren geçerli olan iki haftalık temyiz süresinin 04.02.2025 tarihinde dolduğu, davacı vekilinin bu süre geçtikten sonra başvuruda bulunduğu anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin kararı temyiz etmemiş sayılmasına dair 14.02.2025 tarihinde ek karar verildiği, ek kararın; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 434/son maddesindeki yönteme uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan 14.02.2025 tarihli “temyiz isteğinin reddine” ilişkin ek kararın onanması gerekmektedir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ve ek kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi..

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı