10. Hukuk Dairesi 2025/4866 E. , 2025/10156 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3031 E., 2025/338 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/44 E., 2024/246 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; davacının 09.09.1993 tarihinde Bağ-Kur tescil kaydının yaptırıldığını, 03.05.2011 tarihinde davalı Kuruma, 09.09.1995- 15.08.2005 tarihleri arasında sigortalılık süresi ile ilgili olarak ihya talebinde bulunduklarını, davalı Kurumun da bu talebinin kabul gördüğünü, ihya talebi neticesinde Kurumca 4296 gün sigortalı olarak kabul edildiğini, davacıya 15.944,72 TL borç oluşturulduğunu, 28.07.20011 tarihinde paranın tahsil edildiğini, 2022 yılında Kurumca, 03.05.2011 tarihli ihya işleminde ve sigortalılık süresinde hata oluştuğunun tespit edildiği belirtilerek vergi kaydının son bulduğu 16.11.2001 tarihi itibari ile sigortalılık süresinin sonlandırıldığını, yapılan işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek davacının 16.11.2001-15.08.2005 tarihleri arasında toplam 1349 gün Bağ-Kur sigortalılık süresinin tespiti ile davacının emeklilik tahsis talebinin takip eden aybaşı olan 01.03.2022 tarihinden itibaren emekli olması gerektiğinin tespitine, bu tarihten itibaren hak kazandığı emekli aylıklarının işlemiş ve işleyecek faiziyle birlikte davalı Kurumdan tahsil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; davacının 03.05.2011 tarihli ihya işleminde, 09.09.1993-15.08.2005 tarihleri arasında 4296 gün karşılığında 15.944,72 TL Kurum hesaplarına yatırıldığını, ancak daha sonra yapılan inceleme neticesinde davacının 1995/11 No.lu genelgesi uyarınca ihya süresinin sehven hatalı girildiğini, vergi mükellefi olduğu 09.09.1993 -16.11.2001 tarihlerine göre 2947 gün hizmetin verildiğini ve fazla ödenen tutarın emanete alındığını, emanete alınan tutarın isteğe bağlı Bağ-Kur hizmeti olarak değerlendirilebileceği hususunda davacıya bilgi verildiğini, 03.05.2011 tarihli sehven yapılan ihya işleminde hesaplanan gün sayısında Kurumca 01.06.2004 tarihinde intikal eden IP belgesindeki onaylı vergi esnaf odası ve esnaf sicil kayıtlarına göre işlem tesis edildiğini, 03.05.2011 tarihli ihya işleminde 95/11 sayılı Genelgeye ilişkin 01.06.2004 tarihli dilekçe sehven görülmeyip esnaf olarak oda ve esnaf sicil kaydına göre 15.08.2005 kadar hizmet verildiğini, Kurumun devreden Bağ-Kur Genel Müdürlüğü tarafından çıkarılan 1995/11 sayılı Genelgesi ile 22.03.1985 tarihinden itibaren sigortalılık süresinin tespitinde gelir vergisi mükellefiyetinin başladığı tarihten önce meslek kuruluşu kaydı veya esnaf ve sanatkâr sicil kaydı olanların bu sürelerde kendi nam ve hesabına bağımsız çalışması olmadığını, meslek kuruluşlarından esnaf ve sanatkâr sicil memurluğundan vergi dairesinden belediyeden veya ilgili her hangi bir resmi kuruluştan belgelemeleri halinde sigortalılarının gelir vergisi mükellefiyetini başladığı tarihte başlatılacağı, gelir vergisi mükellefiyetini sona erdiği tarihten sonra meslek kuruluşu kaydı veya esnaf ve sanatkârlar sicil kaydı devam edenlerin bu sürelerde kendi nam ve hesabına bağımsız çalışması olmadığını, sayılan kuruluşlardan belgelemeleri halinde sigortalarının gelir vergisi mükellefiyetinin sona erdiği tarih itibari ile sona erdirileceği yönünde talimatlandırıldığını, 03.08.1995 tarihli ve 1995/11 sayılı Genelge hükümlerine göre sigortalılık sürelerini vergi kaydının bulunduğu sürelere göre değerlendirme talebinde bulunanlar 5362 sayılı Kanun'un geçici üçüncü maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında tekrar sigortalılık süreleri tespitine ilişkin talepte bulunamayacakları, aynı şekilde 5362 sayılı Kanun'un geçici üçüncü maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında sigortalı süreleri tespitine ilişkin talepte bulunanlar da 1995/ 11 sayılı Genelge hükümlerine göre tekrar sigortalı sürelerinin tespiti talebinde bulunamayacaklardır şeklinde düzenlemenin olduğunu, davacının 1995/11 sayılı Genelge'ye ilişkin dilekçe vermemiş olsaydı Bağ-Kur hizmet süresi 09.09 1993 -25.05.2004 tarihleri arası 3856 günü olacağını, sigortalının 506 sayılı Kanun'un geçici 81. maddesinin a bendine göre 20 yıl hizmet süresi 50 yaş ve 5675 gün şartına tabi olduğu, Bağ-Kur hizmeti ile birlikte mevcut çalışmaları incelendiğinde hizmet süresinin doldurduğu, ancak toplam 5306 günü olduğundan 4-a kapsamında emekli olmasının mümkün bulunmadığını ileri sürerek; haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın usul ve esas yönünden reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; 03.05.2011 tarihli ihya işleminde sehven hatalı olduğunun tespit edildiğini, fazla ödenen tutarın emanete alındığını, emanete alınan tutarın Bağ-Kur hizmeti olarak değerlendirilebileceği hususunda davacıya bilgi verildiğini, 03.05.2011 tarihli ihya işleminde 1995/11 sayılı Genelge'ye ilişkin dilekçenin sehven görülmeyip esnaf oda ve esnaf sicil kaydına göre 15/08/2005 tarihine kadar hizmet verildiğini, davacının 20 yıl hizmet süresi 50 yaş ve 5675 gün şartına tabi olduğunu, Bağ-Kur hizmeti ile birlikte mevcut çalışmaları incelendiğinde yaş ve hizmet süresini doldurduğu ancak toplam 5306 günü olduğundan 4/a kapsamında emekli olmasının mümkün bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, Bağ-Kur sigortalılık süresinin tespiti ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti aksine Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! bdd3396e1a56b952 81533f18a7ae68c6 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 10. Hukuk Dairesi 2025/4866 E. , 2025/10156 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3031 E., 2025/338 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/44 E., 2024/246 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; davacının 09.09.1993 tarihinde Bağ-Kur tescil kaydının yaptırıldığını, 03.05.2011 tarihinde davalı Kuruma, 09.09.1995- 15.08.2005 tarihleri arasında sigortalılık süresi ile ilgili olarak ihya talebinde bulunduklarını, davalı Kurumun da bu talebinin kabul gördüğünü, ihya talebi neticesinde Kurumca 4296 gün sigortalı olarak kabul edildiğini, davacıya 15.944,72 TL borç oluşturulduğunu, 28.07.20011 tarihinde paranın tahsil edildiğini, 2022 yılında Kurumca, 03.05.2011 tarihli ihya işleminde ve sigortalılık süresinde hata oluştuğunun tespit edildiği belirtilerek vergi kaydının son bulduğu 16.11.2001 tarihi itibari ile sigortalılık süresinin sonlandırıldığını, yapılan işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek davacının 16.11.2001-15.08.2005 tarihleri arasında toplam 1349 gün Bağ-Kur sigortalılık süresinin tespiti ile davacının emeklilik tahsis talebinin takip eden aybaşı olan 01.03.2022 tarihinden itibaren emekli olması gerektiğinin tespitine, bu tarihten itibaren hak kazandığı emekli aylıklarının işlemiş ve işleyecek faiziyle birlikte davalı Kurumdan tahsil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; davacının 03.05.2011 tarihli ihya işleminde, 09.09.1993-15.08.2005 tarihleri arasında 4296 gün karşılığında 15.944,72 TL Kurum hesaplarına yatırıldığını, ancak daha sonra yapılan inceleme neticesinde davacının 1995/11 No.lu genelgesi uyarınca ihya süresinin sehven hatalı girildiğini, vergi mükellefi olduğu 09.09.1993 -16.11.2001 tarihlerine göre 2947 gün hizmetin verildiğini ve fazla ödenen tutarın emanete alındığını, emanete alınan tutarın isteğe bağlı Bağ-Kur hizmeti olarak değerlendirilebileceği hususunda davacıya bilgi verildiğini, 03.05.2011 tarihli sehven yapılan ihya işleminde hesaplanan gün sayısında Kurumca 01.06.2004 tarihinde intikal eden IP belgesindeki onaylı vergi esnaf odası ve esnaf sicil kayıtlarına göre işlem tesis edildiğini, 03.05.2011 tarihli ihya işleminde 95/11 sayılı Genelgeye ilişkin 01.06.2004 tarihli dilekçe sehven görülmeyip esnaf olarak oda ve esnaf sicil kaydına göre 15.08.2005 kadar hizmet verildiğini, Kurumun devreden Bağ-Kur Genel Müdürlüğü tarafından çıkarılan 1995/11 sayılı Genelgesi ile 22.03.1985 tarihinden itibaren sigortalılık süresinin tespitinde gelir vergisi mükellefiyetinin başladığı tarihten önce meslek kuruluşu kaydı veya esnaf ve sanatkâr sicil kaydı olanların bu sürelerde kendi nam ve hesabına bağımsız çalışması olmadığını, meslek kuruluşlarından esnaf ve sanatkâr sicil memurluğundan vergi dairesinden belediyeden veya ilgili her hangi bir resmi kuruluştan belgelemeleri halinde sigortalılarının gelir vergisi mükellefiyetini başladığı tarihte başlatılacağı, gelir vergisi mükellefiyetini sona erdiği tarihten sonra meslek kuruluşu kaydı veya esnaf ve sanatkârlar sicil kaydı devam edenlerin bu sürelerde kendi nam ve hesabına bağımsız çalışması olmadığını, sayılan kuruluşlardan belgelemeleri halinde sigortalarının gelir vergisi mükellefiyetinin sona erdiği tarih itibari ile sona erdirileceği yönünde talimatlandırıldığını, 03.08.1995 tarihli ve 1995/11 sayılı Genelge hükümlerine göre sigortalılık sürelerini vergi kaydının bulunduğu sürelere göre değerlendirme talebinde bulunanlar 5362 sayılı Kanun'un geçici üçüncü maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında tekrar sigortalılık süreleri tespitine ilişkin talepte bulunamayacakları, aynı şekilde 5362 sayılı Kanun'un geçici üçüncü maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında sigortalı süreleri tespitine ilişkin talepte bulunanlar da 1995/ 11 sayılı Genelge hükümlerine göre tekrar sigortalı sürelerinin tespiti talebinde bulunamayacaklardır şeklinde düzenlemenin olduğunu, davacının 1995/11 sayılı Genelge'ye ilişkin dilekçe vermemiş olsaydı Bağ-Kur hizmet süresi 09.09 1993 -25.05.2004 tarihleri arası 3856 günü olacağını, sigortalının 506 sayılı Kanun'un geçici 81. maddesinin a bendine göre 20 yıl hizmet süresi 50 yaş ve 5675 gün şartına tabi olduğu, Bağ-Kur hizmeti ile birlikte mevcut çalışmaları incelendiğinde hizmet süresinin doldurduğu, ancak toplam 5306 günü olduğundan 4-a kapsamında emekli olmasının mümkün bulunmadığını ileri sürerek; haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın usul ve esas yönünden reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; 03.05.2011 tarihli ihya işleminde sehven hatalı olduğunun tespit edildiğini, fazla ödenen tutarın emanete alındığını, emanete alınan tutarın Bağ-Kur hizmeti olarak değerlendirilebileceği hususunda davacıya bilgi verildiğini, 03.05.2011 tarihli ihya işleminde 1995/11 sayılı Genelge'ye ilişkin dilekçenin sehven görülmeyip esnaf oda ve esnaf sicil kaydına göre 15/08/2005 tarihine kadar hizmet verildiğini, davacının 20 yıl hizmet süresi 50 yaş ve 5675 gün şartına tabi olduğunu, Bağ-Kur hizmeti ile birlikte mevcut çalışmaları incelendiğinde yaş ve hizmet süresini doldurduğu ancak toplam 5306 günü olduğundan 4/a kapsamında emekli olmasının mümkün bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, Bağ-Kur sigortalılık süresinin tespiti ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti aksine Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! bdd3396e1a56b952 81533f18a7ae68c6 ... ...