Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/445 E., 2025/11939 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/445 E., 2025/11939 K. (16.09.2025)

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/445
Karar No
2025/11939
Karar Tarihi
16.09.2025

10. Hukuk Dairesi 2025/445 E. , 2025/11939 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3127 E., 2024/3156 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/144 E., 2024/106 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili ve T.C. ... İşletmesi Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 03.11.2003-31.05.2008 tarihleri arasındaki sigortasız çalıştığı günlerin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın usulden reddi gerektiğini, .... Bölgenin tüzel kişiliği bulunmadığından taraf ehliyeti olmadığını davacının teşekküllerinde 2008 yılında çalışmaya başladığını, 2008 öncesi kurumla herhangi bir ilişkisinin olmadığını beyanla, davanın reddine ayrıca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, beyanla davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili ve T.C. ...İşletmesi Genel Müdürlüğü vekilinin istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi kararı verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; zamanaşımı, yetki ve hak düşürücü süre itirazlarını yinelediklerini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu davanın reddedilmesi gerektiğini beyan etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının 2008 öncesi Kurumla herhangi bir ilişkisinin olmadığını, 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının yevmiye usulü düğün sahipleri tarafından çalıştırılan biri olduğunu beyan etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Davaya konu uyuşmazlık, hizmet tespiti talebine ilişkindir. 1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 298. maddesinde hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüte yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. 2-Mahkeme kararı kanunda açıkça belirtilmiş unsurları ihtiva etmeli ve belli bir şekle uygun olarak yazılmalıdır. Kararda bulunması gereken hususlar HMK.'nın 297. maddede ayrıntılı olarak tek tek sayılarak gösterilmiştir. Bunun sebebi, kararın açık ve gerekçeli olması, infazı kabil olması ve hukuki dinlenilme hakkının yerine getirilmesidir. 298. maddeye göre de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacaktır. Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler. Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır. Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan, taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def'i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve Mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir. 3-T.C. ... İşletmesi Genel Müdürlüğü tüzel kişiliğe sahip, faaliyetlerinden özerk ve sorumluluğu sermayesiyle sınırlı bir Kamu İktisadi Kuruluş olması dolayısı ile taraf olarak genel müdürlüğün yazılması gereklidir. İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının karar başlığında ve hüküm fıkrasında davalı olarak; ''.... Bölge Müdürlüğü'' gösterilmesi, il ve bölge müdürlüğünün tüzel kişiliğini haiz olmaması sebebi ile taraf olamayacağından anılan karar bozmayı gerektirmiştir. Ancak Mahkeme sürecinde tebligatlar tüzel kişiliği haiz olan T.C. ... İşletmesi Genel Müdürlüğüne yapılmış ve dosyada bulunan vekaletname incelendiğinde ''T.C. ... İşletmesi Genel Müdürlüğü'' tarafından vekil olarak tayin edildiği ve takip edilidiği anlaşıldığından karar başlığının ve hüküm fıkrasının düzeltilmesi ile yetinilmiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1-Davalı Kurum vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2-Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3-Hükmün karar başlığında yazan ''.... Bölge Müdürlüğü'' ibaresi silinerek yerine ''T.C. ... İşletmesi Genel Müdürlüğü'' yazılmasına, 4- Hükmün 1 numaralı bendinde bulunan ''.... Bölge Müdürlüğü'' ibaresi silinerek yerine ''T.C. ... İşletmesi Genel Müdürlüğü'' yazılmasına, hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı