Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2024/12259 E., 2025/11791 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/12259 E., 2025/11791 K. (15.09.2025)

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/12259
Karar No
2025/11791
Karar Tarihi
15.09.2025

10. Hukuk Dairesi 2024/12259 E. , 2025/11791 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1954 E., 2024/2442 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 9. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/440 E., 2021/149 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurularak davalı ... hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararıdavalı ... vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizin 01.04.2024 tarihli ve 2024/2139 Esas, 2024/3506 Karar sayılı kararı ile bozulmuştur. Dairemiz bozma kararına Bölge Adliye Mahkemesince direnilmesi üzerine karar davalı ... vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu’nun 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede; Dairemizin 01.04.2024 tarihli ve 2024/2139 Esas, 2024/3506 Karar sayılı kararına karşı direnilmiş ise de 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği, anılan Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendine göre hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılmakla ve 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca çalışmaya başladıkları tarihten ibaren edinilir. Söz konusu sigortalılık niteliği anılan Kanun'un 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca hizmet akdinin sonlandığı tarihte sona erer. Anayasa'nın 60. maddesinde yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. Somut olayda, davacı davalılardan ...'ya ait ticari taksi işletmesinde ... plakalı araçta 28.06.2013-27.09.2017 tarihleri arasında hizmet akdine tabi şoför olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davacının 28.06.2013-02.09.2013 ve 10.07.2015-20.07.2015 tarihleri arasındaki çalışmaları davalılardan ... tarafından bildirmiştir. Ancak bir kısım tanıkların taksinin ... şirketine ait olduğunu beyan etmesi üzerine ...'ya usulüne uygun olarak husumet yöneltilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davanın kabulü ile davacının davalılardan ... nezdinde talebe konu sürede hizmet akdine tabi çalıştığının tespitine karar verilmiştir. Ne var ki davacının çalışmalarının hangi işveren nezdinde geçtiği şüpheye yer vermeyecek şekilde tespit edilmemiştir. Davacının şoför olarak çalıştığını iddia ettiği .... plaka sayılı taksi hakkında davalılar ... ile ... arasında 07.07.2009 tarihli adi yazılı kira sözleşmesi düzenlendiği anlaşılmaktadır. Davalı ... 03.09.2020 tarihli duruşmadaki beyanlarında anılan sözleşmenin feshedilmediğini, söz konusu aracın halen kendi uhdesinde bulunduğunu ve şirketi tarafından işletildiğini belirtmiştir. İlk Derece Mahkemesinin araştırmalarında davalı ...'e ait şirket kayıtlarına ulaşılamamıştır. Ancak ... adına tescilli iş yeri bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır. Mahkemece, ... adına kayıtlı iş yeri ve vergi kayıtları araştırılmalı, gerekirse ...'nın yeniden beyanı alınmalı, aracın sigorta primleri ile vergilerini kimin ödediği belirlenmeli, araç üzerinden tasarruf ve işletme yetkisinin ...'nın elinde olup olmadığı irdelenmeli, davalı ...'nın yurt dışında yaşadığı iddia edildiği nazara alınarak davalılar arasındaki ilişkinin niteliği araştırılmalı, gerçek işveren tespit edilmelidir. Böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde direnme kararı verilmesi yerinde görülmediğinden ve Dairemiz kararının usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. KARAR Açıklanan sebeple; Dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 15.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e998bd6292e04044 681cff8cb2a208fc

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı