Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Temmuz 2025 › 2025/4008 E., 2025/11267 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/4008 E., 2025/11267 K. (03.07.2025)

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4008
Karar No
2025/11267
Karar Tarihi
03.07.2025

10. Hukuk Dairesi 2025/4008 E. , 2025/11267 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2374 E., 2024/2520 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 45. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/173 E., 2022/191 K. Bölge Adliye Mahkemesinin kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının 21.01.2021 tarihli tahsis talep dilekçesi ile sadece 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamındaki hizmetleri dikkate alınarak, Bağ-Kur kapsamındaki hizmetleri dışlanarak, tahsis talebinin değerlendirilmesinin istenildiğini, Kurum cevabında 1479 sayılı Kanun'un 35. maddesi gereğince 51 yaş, 9000 gün şartını yerine getirmediği gerekçesi ile tahsis talebinin reddedildiğini, müvekkilinin hizmet döküm cetveli incelendiğinde 4/1-a kapsamında ilk işe girişinin 01.01.1988 olduğunu, 01.01.1971 doğum tarihine göre 50 yaşını doldurduğunu, 5386 prim günü olduğunu; 506 sayılı Kanun'un geçici 81/b-g maddesi gereğince 25 yıllık sigortalılık şüresi, 50 yaş ve 5375 gün şartlarını taşıdığını beyan ederek, 21.01.2021 tarihli tahsis talebini takip eden ay başı olan 01.02.2021 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında yaşlılık aylığı bağlanmasına, birikmiş aylıkların yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Kurum vekili özetle, 2829 sayılı Kanun'un 4. maddesi gereği aynı tarihlere rastlamamak kaydı ile farklı Kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet sürelerinin aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirildiğini ve sigortalı veya hak sahibinin birleştirilecek hizmet sürelerinde seçim hakkı bulunmadığını, sigortalılığının son 7 yıllık çalışmasının irdelenmesi gerektiğini, davacının son 7 yıllık fiili hizmetinde 429 gün 4/1-a kapsamında çalıştığının görüldüğünü, bu nedenle Kurum tarafından yapılan işlemlerde herhangi bir hata olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne; davacının yalnızca 4/1-a kapsamındaki aylık tahsis talebinin reddine ilişkin davalı Kurumun 13.04.2021 tarih ve E-96725794-205.02.01-23840945 sayılı işleminin iptaline, davacıya tahsis talep tarihini takip eden 01.02.2021 tarihinden itibaren 4/1-a kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine ve birikmiş emekli aylıklarına yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren ödeme tarihine kadar işletilecek yasal faizleri ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "Yargıtay HGK'nın 10.03.2010 gün ve 2010/10-126 E. 2010/133 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, "...Özel Dairenin bozma kararında kabul edilen şekilde, söz ve deyimlerin lafzi anlamına sıkı sıkıya bağlanarak, 2829 Sayılı Kanun'dan yararlanabilmek için kişiyi tüm sosyal güvenlik kurumlarına tabi hizmet sürelerini birleştirmeye zorlamanın sosyal güvenlik sistemi ve kanunun amacı ile bağdaşmadığı..." gerçeği karşısında, 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı almaya hak kazanan davacıyı 1479 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetini birleştirmeye zorlamanın kanunun amacına ve sosyal güvenlik sistemine uygun olmadığı açıktır. 2829 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasında yer alan hüküm, sigortalının bir Sosyal Güvenlik Kurumunda yaşlılık aylığı bağlanmasına yeterli hizmet süresi bulunmadığı ve diğer Sosyal Güvenlik Kurumlarındaki hizmetlerden de yararlanma zarureti olduğu hallerde söz konusudur. Bir kanun hükmünün konuluş amacına aykırı sonuç doğuracak şekilde yorumlanması hukuk ilkelerine ve kanunun hem özü ve hem de özü ile uygulanmasını öngören Medeni Kanun’un 1. maddesine uygun değildir. (22.02.1997 gün ve 1/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı). Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinde; davacının 21.01.2021 tarihli tahsis talebi başvurusunun, Kurumun 13.04.2021 tarihli yazı cevabı ile 5510 sayılı Kanun'un geçici 9. maddesi ile yürürlükte bırakılan 1479 sayılı Kanun'un emeklilik sürelerini ve yaşını düzenleyen 35. maddesi gereği talebinin tahsis talep tarihi itibariyle 51 yaşını ve 9000 prim gün sayısını tamamlamadığı gerekçesi ile reddedildiği, 01.01.1971 doğum tarihli davacının ilk hizmet bildiriminin 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a bendi kapsamında 01.01.1988 tarihinde olduğu, 21.01.2021 tahsis talep tarihi itibariyle 5746 gün 4/1-a bendi kapsamında hizmeti bulunduğu görülmüştür. Somut olayda; sigorta başlangıç tarihi 01.01.1988 olan davacının 506 sayılı Kanun'un geçici 81. maddenin b-g bendi gereği 25 yıl sigortalılık, 50 yaş ve 5375 gün prim ödeme şartı dahilinde emekli olabileceği, 21.01.2021 tahsis talep tarihi itibariyle davacının sadece 4/1-a kapsamındaki hizmetleri dikkate alınarak yaşlılık aylığı bağlanması koşullarını taşıdığı, bu halde 2869 sayılı Kanun gereği hizmet birleştirmesine gerek bulunmadığı ve davacının hizmet birleştirmeye zorlanamayacağı göz önünde bulundurulduğunda 5510 sayılı Kanun'un 42. maddesinin de dikkate alındığı davanın kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu anlaşılmıştır." gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle, İlk Derece Mahkemesince haksız bilirkişi raporuna istinaden hüküm kurulduğunu, rapora itirazlarının dikkate alınmadığını, Kurum işleminin usul ve kanuna uygun olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının tahsis talep tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ve biriken aylıkların yasal faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 54a0d2ee527ee7d2 1a00f81b3324ad20

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Temmuz 2025 kararlarının tamamı