Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2025/2827 E., 2025/9301 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/2827 E., 2025/9301 K. (02.06.2025)

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2827
Karar No
2025/9301
Karar Tarihi
02.06.2025

10. Hukuk Dairesi 2025/2827 E. , 2025/9301 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2427 E., 2024/2142 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2022/99 E., 2023/458 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 05.01.2015 tarihinde ... Devlet Hastanesi ile ek binalarına taşeron firma olarak güvenlik hizmeti veren davalı ... Ltd. Şti. isimli şirkette çalışmaya başladığını, davalı şirket bünyesinde ikame işçi olarak çalıştığını, davalı şirket ile arasındaki sözleşme gereği ya fiilen çalıştığını ya da çalışmadığı zaman birinin izin veya sağlık sorunları gibi nedenlerle çalışamamasından dolayı işe çağırılmayı beklediğini, bu nedenle iş başında olmasa dahi iş sözleşmesi ile bağlı olduğunu, buna karşın davalı firma tarafından SGK'ya davacının ikame işçi pozisyonunda olduğu, dolayısıyla fiilen çalışmadığında dahi hazırda bekletildiği ve iş ilişkisinin her daim sürdüğünün beyan edilmediğini, bunun yerine her bir fiilen çalışılan zaman için yeni bir iş ilişkisi başlıyor ve bitiyor gibi gerçek dışı onlarca beyanname verildiğini, davalı firmada çalıştığı 3 yıllık sürede toplam 21 kez işe girdiği ve 21 kez işten çıkış yaptığının gözüktüğünü, bu çıkışlardan 10 tanesinin deneme süresinin sona ermesi olarak bildirildiğini, yasal olarak aynı işveren nezdinde birden fazla kez deneme süreli iş sözleşmesi yapılamayacağını, taşeron firmanın gerçek dışı beyanname verdiğini, davacının davalı işveren bünyesinde 05.01.2015-25.12.2017 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığını, davacı ikame işçi olduğundan belirtilen tarihlerde fiili çalışması olmasa da taşeron firma ile ilişkisinin mevcut olduğunun gözetilmediğini, 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 127. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 23.maddede, kamuda çalışan taşeron işçilerinin daimi işçi kadrosuna geçişine ilişkin düzenleme getirildiğini, bu Kanun değişikliklerinin yayımının ertesi günü olan 25.12.2017 tarihinde davacının iş akdinin sona erdirildiğini, davacının kamuda işçi kadrosuna alınma başvurusunda bulunduğunu, ancak 04.12.2017 tarihi itibariyle çalışıyor olma koşulunu sağlamadığından başvurusunun reddedildiğini, bu ret kararına karşı Zonguldak İdare Mahkemesinin 2018/420 Esas sayılı dosyası ile iptal davası açıldığını, ancak işbu davanın reddedilerek kesinleştiğini, İdare Mahkemesince dava reddedilirken mahkemenin nihai kararında "Öte yandan, davacının, 2017 Aralık döneminde çalışmakta olduğu iş yerindeki işe giriş ve çıkışlarına ilişkin bildirimlerin gerçeği yansıtmadığı ve aslında 04.12.2017 tarihi itibarıyla anılan işyerinde çalışmakta olduğu yönündeki iddialarının yetkili iş mahkemesi kararıyla kanıtlanması halinde, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 23. maddesinden yararlanmak üzere yeniden idareye başvuruda bulunma hakkı doğacağı da açıktır.” denildiğini, anılan nedenlerde özellikle 04.12.2017 tarihinde davalı firma bünyesinde çalıştığının tespitinin önem arz ettiğini, davalı işveren bünyesinde 05.01.2015 tarihinden 25.12.2017 tarihine kadar kesintisiz çalışmasının olduğunun, çıkış bildirimlerinin gerçeği yansıtmadığının ve 04.12.2017 günü davalı işverende çalıştığının tespitini ve gereken düzeltmelerin yapılmasını talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı davaya cevap vermemiştir. 2.Fer'i müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının çalışma iddiasının resmi kayıtlar karşısında kabul edilemeyeceğini, bildirge ve bordroda gösterilen çalışma gün sayıları dışında çalışma iddialarının aynı nitelikte resmi belgeler ile ispat edilmediği takdirde bordrolarda tespit edilen çalışmaların geçerli kabul edileceğini, çalışma olgusunun kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesinden sonra esas hakkında karar verilmesini, davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının yedek eleman olmasına rağmen her gün işe gelerek çalıştığı, tanık anlatımları uyarınca da her gün işe amade şeklinde hazır beklediği ve ilgili düzenlemeden sonra işten çıkartıldığı gözetilerek davacının 01.05.2015-25.12.2017 tarihlerinde ve 04.12.2017 tarihinde çalıştığı anlaşıldığı, davacının davasını ispatladığı gerekçeleriyle, davanın kabulüne davacının davalı ..., Ltd. Şti. nezdinde 01.05.2015-25.12.2017 tarihleri arasında ayda 30 gün çalıştığı, davalı şirket tarafından Kuruma bildirilmeyen prim gün sayısının 735 gün olduğu davacının 04.12.2017 tarihinde davalı şirkette çalıştığının tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı işveren ile davacı arasında yapılan iş sözleşmesinde davacının çağrı usulüne göre çalışacağı kararlaştırılmış olmakla, işveren tarafından Kuruma fiili çalışma günleri üzerinden sigorta bildirimi yapılmasında usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığından, davacının aralıklı çalıştığı ve hizmetinin sigorta bildirimi yapılan günler üzerinden belirlenmesi gerektiği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, Mahkemece davacının dava konusu edilen dönemde kesintisiz çalıştığının kabul edilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davcı vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve esas yönünden yasaya aykırı olduğunu belirterek bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Temyiz yoluna başvuru harcı ve aşağıda yazılı alınmayan temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 542e6f7b8ed1a15e 00730c6079d3cc8b

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı