Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2025/1756 E., 2025/12973 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/1756 E., 2025/12973 K. (02.10.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1756
Karar No
2025/12973
Karar Tarihi
02.10.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2025/1756 E. , 2025/12973 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2556 E., 2024/1560 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 28. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/493 E., 2023/395 K. Taraflar arasındaki meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, 23.09.1998 tarihinden itibaren davalı işyerinde çalışmaya başladığını ve bu çalışması 01.01.2017 tarihine kadar kesintisiz olarak halen sürdürdüğünü, davacının işyerindeki görevi beden işçiliği olup aldığı son saat ücreti 17 TL olduğunu, yine ücretin dışında ikramiye, yakacak, bayram, aile, sosyal yardım, yol, yemek gibi sosyal hakları bulunduğunu, ücret ve sosyal hakları davalı işyeri ile ... Sendikası arasında imzalanan toplu iş sözleşmesi ile belirlendiğini, davalı işyerinde çalıştığı 19 yıl boyunca kesintisiz ve sürekli olarak içerisi mamul dolu taşıma araçlarını eliyle kantar itme işini yapmış ve sürekli ağır kaldırdığını, bu nedenle kollarında ve ayaklarında sinir sıkışması ve güç kaybı oluştuğunu, mesleki bir hastalık oluşup oluşmadığıyla ilgili olarak SGK’ya başvuru yapmış ve SGK tarafından yapılan tahkikat sonucunda davacının meslek hastalığına maruz kaldığı ve %27 oranında sürekli iş göremezlik meydana geldiği 06.09.2016 tarihinde tespit edildiğini, meslek hastalığının oluşmasında kendisine verilen tüm iş güvenliği ekipmanlarını eksiksiz kullanan ve iş güvenliği kurallarına azami ölçüde dikkat eden davacının hiçbir kusuru bulunduğunu, kusur tamamen gerekli iş güvenliği önlenmelerinin hiçbirisini almayan ve davacıya 19 yıl boyunca ağır işler yaptıran davalı işverende olduğunu, yaşadığı bu durumun davacıyı manevi olarak yıprattığını, bu nedenle maddi tazminat yanında somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminat talep etmek gerektiğini belirterek, maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı huzurdaki davada her ne kadar çalışma koşulları nedeniyle meslek hastalığı meydana geldiğini ve %27 oranında sürekli iş göremez olduğunun tespit edildiğini, söz konusu durumun meydana gelmesinde davalı şirketin kusuru olduğunu iddia etmişse de , davacının iddiaları soyut ithamlardan ibaret olup, davacının tüm iddiaları ile maluliyet oranına itiraz ettiklerini belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf sebepleri olarak; davacının yapmış olduğu iş sonucu meslek hastalığına uğradığı iddiası gerçek dışı olup davalı şirket yapılan işe yönelik tüm önlemleri aldığından kusur oranı kabul edilemez nitelikte olduğunu, davacının hastalığı ile yaptığı iş arasında uygun illiyet bağı mevcut olmadığı bu nedenle de davacının hastalığından işverenin sorumlu tutulamayacağını, davalı şirketçe iş sağlığı ve güvenliği konusunda mevzuat hükümlerine uyulduğu, iş güvenliği eğitimleri verildiği, tüm sağlık muayeneleri yaptırıldığını, kabul anlamına gelmemekle beraber meydana gelen hastalığın kaçınılmazlık ilkesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, ancak sadece %15 oranında kaçınılmaz ilkesi doğruluk teşkil etmediği gibi hukuka da aykırı olup davalı şirketin kusuru bulunmadığından işbu davada davalı şirketin sorumlu tutulmayarak davanın reddi gerektiğini, davacı emekli olmasına rağmen emekli olmamış gibi aktif dönem hesabı yapılmış olup alınan hesap raporu hatalı olduğunu, davacı 01.05.2017 yılında emekli olduğundan bu tarihe kadar aktif dönem hesabı, bu tarihten sonra ise pasif dönem hesabının ortalama yaşam süresine göre hesaplanması için kararın kaldırılmasını ve rapor alınmasını talep ettiklerini, tabloda davacının pasif dönem hesabındaki ücret ve katsayılar çok yüksek olup, emekli maaşı katsayısı yüksek alındığından rapordaki hesaplamaları hiçbir şekilde kabul etmediklerini, hükmedilen bu manevi tazminat yüksek olup kabul etmediğimizi önceki beyanlarımız doğrultusunda davalı şirketin bir kusuru bulunmadığından bu manevi tazminatın da hükmün kaldırılması sonucu reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne dair İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık meslek hastalığından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme A) Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden ; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre İlk Derece Mahkemesince davacı yararına 27.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda anılan kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde kabulüne karar verilen tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B)Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden ; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR : Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağı yönünden yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,02.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 312ab1ee795bd159 7e91f8c99e55fbc8

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı