Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2025/13976 E., 2025/12981 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/13976 E., 2025/12981 K. (02.10.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/13976
Karar No
2025/12981
Karar Tarihi
02.10.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2025/13976 E. , 2025/12981 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/761 E., 2025/1111 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Dörtyol 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2015/418 E., 2025/57 K. Taraflar arasındaki meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili tarafından dava dilekçesinde özetle; davacının davalı nezdinde iş aktinin fesh edildiği 27.12.2013 tarihine kadar en son toplu iş sözleşmesine dahil olarak 3.800,00 TL ücretle çalışırken meslek hastalığına tutulduğunu ve bu nedenle iş göremez hale geldiğini, emekli edildiğini, kazanç kaybına uğradığını, bakıcı tutmak zorunda kaldığını, meslek hastalığının meydana gelmesinde davalı işverenin kusurlu ve zararın tazmininden sorumlu olduğunu ileri sürerek ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 10.000,00 TL meslek hastalığı tazminatı, 10.000,00 TL bakıcı gideri ve 50.000,00 TL manevi tazminatın meslek hastalığını ilk tespit edildiği 19.04.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının öncelikle meslek hastalığının tespiti davası açması gerektiğini, davacının daha önceden hastalığının bulunduğunu, müvekkilinin işyerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerinin alındığını, çalışanlara iş güvenliği eğitimi ile gerekli ekipmanların sağlandığını, gerekli kontrol ve denetimlerin yapıldığını bu nedenlerle müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını savunarak neticede davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, "Davanın kabulü ile, Toplam 1.523.921,27 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın meslek hastalığının tespit edildiği tarih olan 16.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının yaptığı işle meslek hastalığı iddiası arasında uygun illiyet bağının olmadığını, müvekkil şirketin somut olayda kusurunun olmadığını, diğer bir deyişle davacının yakalandığı iddia ettiği hastalık ile çalışması arasında illiyet bağının da olmadığını, davacının haksız zenginleşmek amacıyla bu davayı açtığını, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, davacının hastalığı ile çalışma şartları arasında illiyet bağı bulunması gerektiğini, arıca Yüksek Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 1997/8023 E.-1997/7870 7K. sayılı kararında da belirtildiği üzere; "İlliyet bağının bulunup bulunmadığı 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 109. maddesindeki prosedür işletilerek tespit edilmeli ve varılacak sonuç uyarınca karar verilmelidir" görüşüne yer verildiğini, dava konusu olaya bakıldığında davacının çalışması ile hastalığı arasında illiyet bağını gösterecek hiçbir somut bilgisinin olmadığını, bilirkişi raporunda belirtildiği şekliyle davacının bir sorumluluğunun bulunmadığının kabulü, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 19. maddesine aykırılık teşkil edeceğini, madde metninde, raporda belirtilen işçinin iş yerindeki konumu, yetki alanı, eğitim seviyesi ve sair hususlara yer verilmediğini ve işçinin yükümlülükleri istinasız bütün işçiler için tanımlandığını, davacının müvekkil şirkette uzun yıllardır çalışan bir işçi olup, bu seviyede ve bu denli tecrübe sahibi bir işçinin anılı yasa hükmü kapsamında sorumlu olduğu izahtan vareste olduğunu, hükmedilecek manevi tazminat, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşıyacağını, bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinilmediğini, hal böyle iken ve zarara uğrayan tarafından manevi tazminat davası açılıp hüküm altına alınmışken ve manevi tazminat talep etme hakları bulunmayan kişiler tarafından bu denli yüksek manevi tazminat talep edilmesinin kabul edilemeyeceğini, maddi tazminatın kazanın meydana geldiği tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte hüküm altına alındığı ve bu bedelin zaten davacı tarafça kullanılacağı dikkate alındığında buna ilave olarak manevi tazminata hükmolunmasının hatalı olduğunu ileri sürerek Mahkeme kararının kaldırılıp davanın reddi yönünde hüküm kurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararının tarafların iddia ve savunmalarına, dosya kapsamına, hükmün dayandığı deliller ve kanuni gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine göre HMK 355. maddesi kapsamında kamu düzenine de aykırı bir husus bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369'uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Öte yandan, kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Eldeki davada, davacı vekilince davaya konu meslek hastalığı nedeniyle dava dilekçesinde 10.000,00 TL bakıcı gideri, 10.000,00 TL maddi tazminat ve 50.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunulduğu, Mahkemece aldırılan hesap raporunda davacının meslek hastalığı nedeniyle uğramış olduğu iş göremezlik zararının 1.523.921.27 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince sunulan 27.12.2024 tarihli dilekçesi ile 10.000.00 TL maddi tazminat talebini rapordaki miktar gibi arttırdığı, Mahkemece hüküm ile davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin tam kabulü ile davacı lehine 1.523.921,27 TL maddi tazminata , 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği bu hali ile de bakıcı gideri talebi ile ilgili olarak gerekçe ve hüküm fıkrasında değerlendirme yapılmaksızın eksik ve infazda tereddüt yaratacak mahiyette hüküm tesisi ettiği anlaşılmakla verilen karar isabetsiz bulunmuştur. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin karar bozulmalıdır.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı