Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2025/1067 E., 2025/8311 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/1067 E., 2025/8311 K. (15.05.2025)

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1067
Karar No
2025/8311
Karar Tarihi
15.05.2025

10. Hukuk Dairesi 2025/1067 E. , 2025/8311 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/113 E., 2024/503 K. Taraflar arasında görülen hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri tarafından temyizi neticesinde ilk kararın bozulması üzerine yapılan yargılama neticesinde; önceki kararda direnilmesine ve kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Hukuk Genel Kurulu tarafından Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Hukuk Genel Kurulu kararı sonrasında Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı işverenlik ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalıya ait iş yerinde geçen 15.05.2008-30.04.2010 tarihleri arasındaki hizmetinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... Pastane Gıda Tur. Teks. Oto. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili; davacının 30.04.2010 ile 31.12.2010 ve 29.01.2011 ile 10.03.2012 tarihleri arasında davalı iş yerinde asgari ücretle çalıştığını, 31.12.2010 tarihinde kendi isteği ile işten ayrıldığını, 29.01.2011 tarihinde tekrar işe başladığını, davacının daha sonra 10.03.2012 tarihinde yine kendi isteği ile işten ayrıldığını, davacının çalıştığı sürelerin düzenli olarak Kuruma bildirildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. 2.Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili özetle, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 28.11.2013 tarihli, 2012/148 E., 2013/473 K kararı ile Mahkemece, davanın kısmen kabulüne 01.01.2009-30.06.2009, 01.07.2009-31.12.2009 ve 01.01.2010-29.04.2010 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin (kapatılan ) 05.03.2015 tarihli kararı ile özetle, "İşverenin Kurum nezdindeki ihtilaf konusu döneme ait dönem bordroları celp edilerek, tespiti istenen dönemde çalışması bulunan bordro tanıklarının tespit edilmesi ve bu tanıkların dinlenilmesi gerektiği" gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyulmayarak Verilen Direnme Kararı Mahkemenin 30.06.2015 tarihli kararı ile "dinlenen davacı tanıklarından ... ...., davalı tanıklarından ... .. ve .. ..'in işyerinde çalışan kişiler olduğu, davacının tespit edilen tarihlerde davalı işyerinde çalıştığının davalı tanıklarınca da doğrulandığı, davalı işyerinde çalışan tanıkların kamu tanığı sıfatını zaten taşıdıkları" gerekçesiyle önceki kararda direnilmesine karar verilmiştir. C. Yargıtay Hukuk Genel Kurul Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili ile davalı işveren vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin (kapatılan) kararı ile direnme kararı yerinde görülmediğinden ve bu durumda kararın inceleme yeri Yargıtay Hukuk Genel Kurulu olduğundan dava dosyasının Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna sunulmak üzere Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. 3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.04.2019 tarihli ve 2015/21-3904 E., 2019/447 sayılı Karar sayılı kararı ile "... somut olayda, davacının dava konusu dönemde davalı veya başka bir işyerinden yapılmış bir hizmet bildiriminin bulunmadığı, 30.04.2010-31.12.2010 ve 29.01.2011-10.03.2012 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen çalışmalarının Kuruma bildirildiği, davalı işveren tarafından davacının Kuruma bildirilen çalışma sürelerine ilişkin ücret hesap pusulaları ile bir kısım evrakın dosyaya sunulduğu davacı ve davalı tanıklarının beyanlarının alındığı anlaşılmaktadır. Davacı tanıkları, davacının dava konusu dönemde davalı iş yerinde geçen çalışmalarını doğrulamış iseler de nizalı döneme ilişkin olarak işveren tarafından Kuruma verilen dönem bordroları dosya arasında bulunmadığından bu tanıkların uyuşmazlık konusu dönemde davalı iş yerinde çalışmalarının olup olmadığı tespitedilememektedir. Davalı tanıkları yönünden de aynı durum söz konusu olduğu gibi bu tanıkların beyanlarının da davacının çalışma süresinin belirlenmesi bakımından yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, ihtilaf konusu döneme ait dönem bordrolarının Kurumdan getirtilmesi ve davacının çalışma iddiası yönünden dava konusu dönemde çalışması bulunan bordro tanıkları ile mahkemece gerektiği takdirde yapılacak araştırmayla tespit edilecek komşu işyeri tanıklarının beyanlarının alınması gerekmektedir." gerekçeleriyle Mahkemenin direnme kararı bozulmuştur. D. Mahkemece Verilen Yargıtay Hukuk Genel Kurul karar sonrası kararı Mahkemenin 23.06.2021 tarihli kararı ile "Aksaray Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davalı iş yerine ilişkin 19.11.2012 ila 17.11.2015 devresi aylık prim ve hizmet belgeleri dosya içerisindeki yazı ekinde gönderilmiştir. Bozma sonrasında talimat mahkemesinde Kamu tanığı sıfatı ile ... ve mahkememizce kamu tanığı sıfatı ile ... dinlenilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dinlenen kamu tanıklarının beyanları esas alındığında davacının iddiasını kanıtlayamadığı, davacının iddiasını destekler şekilde sadece tanık ...'ın beyanının bulunduğu, fakat ... ...'ın beyanı başkaca delillerle desteklenmediğinden davacının davasını kanıtlayamadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. E. 3 üncü Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 13.01.2022 tarih, 2021/11480 E. 2022/397 K. sayılı kararında; "Somut olayda, Mahkemece gerek Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin (kapatılan ) gerek ise de Hukuk Genel Kurulu’nun kararında da belirtildiği üzere ihtilaf konusu döneme ait bordrolar getirtilmeden, ilgili tüm birimlerden komşu işyeri araştırması yapılmadan, bozma öncesi dinlenilen tanıklara ait hizmet cetvelleri getirtilerek davacının çalışmaları hakkında tam olarak bilgi ve görgü sahibi olmayan iki bordrolu tanığın dinlenilmesiyle yetinilerek yazıldığı şekilde karar verilmesi hatalı bulunmuştur. Yargıtayın bozma kararına uyan Mahkeme artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Çünkü, Mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak doğmuştur. (09/05/1960 gün ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı) Mahkemece yapılması gereken iş, Kurumda ... sicil no ile işlem gören davalı işyerine ait ihtilaf konusu ( 01.01.2009-29.04.2010 tarihleri arasındaki ) dönem bordroları getirtilmeli, dönem bordrolarında kayıtlı ve tarafsız başka tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurulmalı, böylece davalı işyerindeki hizmet yılı başlangıcının 2009 yılı mı 2010 yılı mı olduğu yönünde tanık beyanları arasında oluşan çelişki giderilmeli, bordrolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, Sosyal Güvenlik Kurumu, Belediye, Emniyet Müdürlüğü, Vergi Dairesi, Meslek Odası aracılığı ve Muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanları alınmalı, gerçek çalışma olgusu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir. " gerekçeleriyle söz konusu karar bozulmuştur. F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen 4 üncü Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davanın kısmen kabulüne, 1-) Davacının davalı işverene ait 9897.68 sicil sayılı iş yerinde 12.02.2009 - 29.04.2010 tarihleri arasında 436 gün dönemsel prime esas asgari kazanç üzerinden geçen hizmetlerinin tespitine, 2) Davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine" karar verilmiştir. Kararda şu hususlara yer verilmiştir: "Davacı adına 30.04.2010 dan itibaren hizmet bildirimi yapılmış, talebi 15.05.2008-30.04.2010 arası iken verilen Mahkememiz ilk kararında 01.01.2009-29.04.2010 arası için kabul hükmü kurulmuş fazla istem red edilmiştir. Davacı tarafından ilk karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulmamış olmakla, usuli kazanılmış hak gereği 01.01.2009-29.04.2010 arası dönem uyuşmazlık konusu kabul edilmiştir. Dosyada davalı tarafından sunulan 29.04.2010 da imzalanın ancak işveren imzası içirmeyen iş sözleşmesi, 28.04.2010, 29.04.2010 tarihli işçi şahsi sicil dosyasında bulunması gereken bir takım kayıtlar, bildirim süreleri ile uyumlu imzalı bordrolar bulunmaktadır. Ayrıca bordro tanık beyanları dinlenmiş bir kısım tanıkların davalı yanında beyan tarihlerinde halen daha çalışmakta oldukları görülmüştür. İşyeri kayıtları, sigorta kayıtları, tanık beyanları, dava dosyası kapsamında verilen Yargıtay 21. Hukuk Dairesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları ile usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirilen 27.06.2024 tarihli bilirkişi raporu gözetilmek, beyan tarihlerinde halen işyeri çalışanı olan bordro tanıklarının beyanlarına ise ihtiyatla yaklaşmak suretiyle beyan tarihinde işyerinde çalışmayan tanık ... .... ifadesine değer atfetmek gerekmiştir. Tanık kendisi başladığında davacının çalıştığını beyan etmekle, tanığın sigorta başlangıç tarihi 12.02.2009 tarihinin davacının da işe başlangıç tarihi kabul edilmiştir. Tüm bu anlatımlar sonucunda davacının davalı işverene ait ... sicil sayılı iş yerinde Kuruma bildirilen sürelere ek olarak dönemin prime esas asgari kazancı ile 12.02.2009-29.04.2010 arasında 436 gün olarak daha çalıştığı kanaatine varılmıştır. "

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili özetle; Mahkeme huzurunda dinlenmiş olan tanıkların anlatımlarının, davacının fiili çalışma olgusunun varlığı açısından yeterli olmadığını, yazılı deliller mevcut iken bu belgelerin aksi ile ilgili olarak tanık anlatımlarına başvurulamayacağını, davacının Kuruma bildirilmeyen çalışma iddiası yönünden, yazılı belgenin bulunmadığını, dolayısıyla davanın sübuta ermediği dikkate alınarak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davacının, kararda belirtilen sürelerde diğer davalıya ait işyerinde çalıştığını gösterir hiçbir somut delil elde edilmeksizin davanın kısmen kabulü yönünde verilen kararın, usule ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. Davalı işveren vekili özetle; davacının Kuruma bildirilmiş olan çalışmalarının mevcut olduğunu, bu durumun davacının sigortalı olarak çalıştığının karinesi olduğunu ve davacının davasını eş değer belgelerle kanıtlaması gerektiğini,tanık beyanlarına dayanarak hizmet süresinin tespitine karar verilmesinin hatalı olduğunu, tanıkların davacının ne zaman işe girip ne zaman ayrıldığı konusunda hizmet tespiti yapmaya yeterli beyanda bulunmadıklarını, Yargıtay kararları da dikkate alındığında bu tanıkların ifadelerine itibar edilemeyeceğini, somut olgulara dayanmayan, tamamen soyut beyanlara itibar edilerek davacının hizmet sürelerinin tespitinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık hizmet tespitine ilişkindir. 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 15.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 953fa37b33189904 ca5315023da5fe89

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı