10. Hukuk Dairesi 2025/1949 E. , 2025/8318 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2674 E., 2024/2493 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/132 E., 2024/239 K. Bölge Adliye Mahkemesinin kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı şirketin prim borçları nedeniyle davacının taşınmazına haciz konulduğunu, söz konusu evin borçlunun haline münasip evi olduğunu, davalı Kuruma haczin kaldırılması yönünde dilekçe verildiğini ancak talebin reddedildiğini belirterek taşınmazın, borçlunun haline münasip evi olduğundan üzerine konulan haczin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili Kurum işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davacının davasının reddi ile Davacı ... (......) adına tapuda kayıtlı, ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 56 Cilt, 5538 sayfa, 22301 ada, 1 parsel'de kayıtlı ana taşınmazın B Blok, ... Kat ..no'lu bağlımsız bölümün (... İli, ... Mahallesi, .... Sokak, ... Sitesi, ... Apartmanı, ... blok, no ../.. adresinde bulunan) 635.000,00 TL'den az olmamak üzere satılmasına, 2-Davacının haline münasip koşullara sahip ev alması için gereken 635.000,00 TL'nin davacıya ayrılarak, kalan miktarın davalı alacaklıya verilmesine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "Borçlunun daha önce ipotek ettiği taşınmazı hakkında sonradan haczedilmezlik iddiasında bulunabilmesi için, ipoteğin mesken kredisi, esnaf kredisi, zirai kredi gibi zorunlu olarak kurulmuş ipoteklerden olması gerekir. Zira, zorunlu olarak kurulan ipoteğin meskeniyet şikayetine engel teşkil etmeyeceği ilkesi bu ipoteğin sosyal amaçlı olarak verilen kredinin teminatını oluşturmasından kaynaklanmaktadır. Bunun dışında, borçlunun serbest iradesi ile kurduğu ipotekler, adı geçenin daha sonra bu yerle ilgili olarak meskeniyet iddiasında bulunulmasını engeller. Somut olayda mahcuz üzerine daha önce taşınmazın tapu kaydında 14.12.2006 tarihli Akbank A.Ş. lehine ipotek kaydının olduğu görülmüştür. Gelen SGK kayıtlarında ipotek alacaklısı Akbank A.Ş. tarafından ipoteğin teminat ipoteği olduğu, 31.05.2017 tarihi itibariyle ipotek ve genel kredi sözleşmelerinden kaynaklı alacaklarının kalmadığı, ipoteğin halen devam ettiği yönünde 09.05.2017 tarihli cevabı mevcuttur. Ortadan kaldırma kararı doğrultusunda ipotek akit tablosu celbedilmiş olup davaya konu taşınmazın 14.12.2006 tarihli resmi senetle ..... Mühendislik Taahhüt Ticaret Limited Şirketi'nin kullandığı krediler nedeni ile doğmuş ve doğacak bütün borçlarının teminatını teşkil etmek üzere üst sınır (limit) ipoteği şeklinde kurulduğu, ipoteğin bu hâli ile zorunlu ipoteklerden olmadığı anlaşılmaktadır. Geri çevirme kararı doğrultusunda meskeniyet iddiasında bulunulan ev üzerindeki hacze konu borcun davacı tarafından yapılandırma kapsamında ödenmediği, yapılandırma başvurusunun bulunulmadığı anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı, Kurum kayıtları, yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporu, ipotek kayıtları hep birlikte değerlendirildiğinde Mahkemece verilen karar yerindedir.” gerekçesiyle istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının yapılandırmadan faydalandığının açık olması nedeniyle davanın konusuz kaldığına karar verilmesi gerekirken yapılandırmanın dikkate alınmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Kurumun davacının yapılandırma talebinin bulunmadığına yönelik yazısı ile Mahkemeyi yanılttığını, davacının yapılandırma kapsamında düzenli ödemelerinin devam ettiğini, davalı SGK'nın haczinin 2009 yılında olup ipoteğin ise 14.12.2006 tarihinde konulduğunu ve ipotek alacaklısı Bankaca risklerin 12.02.2010 tarihinde tasfiye edildiğinin bildirildiğini, Bankanın yazısından açıkça anlaşılacağı üzere dava tarihinde tapuda görünen ipoteğin konusuz kaldığını; gerçekte de ipoteğin, davacının esnaflığından kaynaklı esnaf kredisi karşılığında konulduğunu ancak Mahkemece kredi mahiyeti tespit edilmeden sosyal amaç dışında ipotek kabul edilerek davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, meskeniyet iddiası nedeniyle haczin kaldırılması talebine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harının temyiz eden ilgilisine yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.