10. Hukuk Dairesi 2025/10214 E. , 2025/13234 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/184 E., 2025/826 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 18. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/21 E., 2022/437 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde,davacının, ... iş unvanlı... isimli kişiye ait iş yerinden 10.01.1990 tarihinde sigortalı işe girişinin verilmiş olmasına rağmen hizmet bordrolarının verilmemiş olması nedeni ile sigorta başlangıcının davalı Kurum tarafından kabul edilmediğini belirterek, 10.01.1990 tarihinde 506 sayılı Kanun'a tabi hizmete başladığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde, işe giriş bildirgesinin verildiği tarihin ve sicil numarasının Kurum kayıtları ile doğrulanmasını, çalışmanın eylemli olup olmadığının, işveren ile davacı arasında akrabalık ilişkisinin bulunup bulunmadığının montaj işçisi olarak çalışıp çalışamayacağının irdelenmesi gerektiğini, tanık beyanlarına göre karar verilmemesi, kurum kayıtları ile çelişen tanık beyanlarına itibar edilmemesi, Kurum kayıtlarının dosyaya alınması ve davanın kamu düzenini ilgilendirmesi sebebi ile özel önem verilerek yürütülmesi gerektiğini belirterek. davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının, dava dışı ... sicil numaralı .... adlı iş yerinde 10.01.1990 tarihinde 1 gün ve 16 yaşını geçmediği gözetilerek günlük 5.175,00 TL ücret ile 4/1-a kapsamında çalıştığının ve sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşın ikmal edildiği 02.04.1992 günü olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir. Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'un 2'. 3/II-B, 6., 60'. maddenin (G) bendi, 108., 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4., 5.,16. maddesi, 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu'nun 10. maddesi, 14. maddesi, geçici 4. maddesi hükümleridir. 506 sayılı Kanun'un 108. maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, aynı Kanun'un 79. maddesinin 10. fıkrası kapsamında bir günlük çalışmanın belirlenmesi davasıdır. Bu nedenle hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla, sigortalılıktan söz edilebilmesi için, çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır. 506 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6. madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanunun 35. maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür. Öte yandan aynı Kanun'un 3/II-B maddesinde, özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu kanunun 35. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda; sigortalı ile işveren arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ve sigortalının çırak olup olmadığı belirlenirken çalışma ilişkisi irdelenmeli, çıraklık sözleşmesinde akdi ilişkinin üstün niteliğinin çalışma yerine sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesi olduğu hususu gözetilmeli, sigortalının iş yerinde üretimle ilgili çalışmalara eylemli olarak katılması ve meslek ve sanat eğitiminin ikinci plânda tutulması, bir başka anlatımla sigortalının emeğiyle iş yeri ve işverene katkıda bulunması durumlarında çıraklık ilişkisinin söz konusu olamayacağı benimsenmelidir. 05.07.1977 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'un 4. maddesi çırağı, “Bu Kanuna tabi bir sanatı, o sanat için düzenlenen teorik ve pratik öğrenim programına göre o iş yerinde öğrenmek amacı ile bir çıraklık sözleşmesi ile bir iş yeri sahibinin hizmetine giren kimse...” olarak tanımlamıştır. Kanun'un 5. maddesine göre çırak olabilmek için 12 yaşından küçük, 18 yaşından büyük olmamak gerekir. Kanun'un 16. maddesinde ise, iş yeri sahibi veya temsilcisinin çırak adayını çalıştırmağa başlamadan önce velisi veya kanuni mümessili ile üç örnek yazılı bir çıraklık sözleşmesi yapmaya mecbur olduğu, 20. maddesinde, sözleşmenin bir örneğinin Mahalli Çıraklık Eğitim Komitesine, derneğe kayıtlı ise ilgili derneğe veya odaya vermek ve sicil numarasını alarak sözleşmeye yazmak zorunda olduğu öngörülmüştür. 19.06.1986 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu'nun 10. maddesinde, çırak olabilmek için 13 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak, en az ilkokul mezunu olmak, bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak koşullarına yer verilip, 14. maddesinde, çıraklık süresinin 3-4 yıl olduğu ve bu sürenin mesleklerin özelliğine göre ilgili kuruluşların görüşü alınarak Bakanlıkça belirleneceği kesintisiz olarak devam edeceği, geçici 4. maddesinde ise Kanun'un 25. maddesine göre sigorta primlerinin ödenmesine bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden mali yıl başından itibaren başlanacağı, bu tarihe kadar olan sürede primlerin iş yeri sahiplerince ödenmesine devam edileceği düzenlemesi yer almaktadır. Çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, iş yerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir. Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; Ankara, 1977 Baskı, s;130). Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacı adına dava dışı ... ünvanlı işverenin ... sicil no.lu iş yerinden 10.01.1990 tarihli işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, televizyon yedek parça imali mahiyetli iş yerinin kanun kapsam döneminin 02.05.1977-31.12.1988 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu, iş yerinden dava konusu 1990 döneminde bordro verilmediğinin bildirildiği, işverenin vergi kaydının 15.01.1991 tarihinde naklonduğunun vergi dairesince bildirildiğinin ancak naklolan bu vergi mükellefiyetinin başlangıcının ve hangi adreste geçtiğinin bildirilmediği, geniş çaplı komşu iş yeri araştırmasında komşu iş yeri tespit edilemediği, davacının çalışmasını doğrulayan iki davacı tanığının dinlendiği, bunlardan ...'ün iş yerine komşu bir apartmanda dava konusu dönem de dahil olmak üzere apartman görevlisi olduğunu beyan ettiği diğer davacı tanığı ...'nun ise iş yerinden bildirimi olmadığı halde davacı ile birlikte çalıştığını beyan ettiği, davacının çırak olup olmadığının araştırılmadığı, Mahkemece anılan tanık beyanlarına ve dosyadaki diğer delillere göre yazılı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalara göre Mahkemece, çıraklık sözleşmesi olup olmadığı irdelenmeli, davacınn da beyanı alınarak iş yerinin niteliğinin ne olduğu, iş yerinde ne iş yapıldığı, kendisinin hangi işleri yaptığı kimlerle birlikte çalıştığı ayrıntılı şekilde beyanı alınarak belirlenmeli, buna göre, davacının yaptığı işlerin üretimin bir parçası mı yoksa meslek ve sanat öğrenimine yönelik mi olduğu, iş yerinde işlerin davacının talep konusu dönemde yaşı itibariyle yapabileceği işlerden olup olmadığı, bu işleri yapma hususunda fiziksel ve psikolojik yetkinliğinin olup olmadığı, bu işi yapmayı bu yaşta öğrenip öğrenemeyeceği,yaptığı işi ne kadarlık süre içinde öğrenebileceği belirlenmeli, ayrıca bu kapsamda, komşu iş yeri tespit edilemediğinden taraflardan davacının çalışmasını bilebilecek olan kişiler sorulmak suretiyle bu tanıkların sigortalılık ve vergi kayıtları getirtilmek suretiyle davacının iş yerinde çalışıp çalışmadığı, çalışıyorsa iş yerinde tam olarak hangi işleri yaptığı işlerin üretimin bir parçası mı yoksa meslek ve sanat öğrenimine yönelik mi olduğu hususlarında ayrıntılı şekilde beyanları alınmalı,bu kapsamda yine davacı tanığı olarak dinlenen ... ile bu tanığın beyanında belirttiği ...., ... isimli kişilerin kimlik bilgileri belirlenerek yukarıda belirtilen kapsamda beyanları alınmalı, dava dışı işverenin tüm vergi mükellefiyet dönemleri, adresleri ve faaliyet alanlarının ilgili vergi dairelerinden sorularak belirlenmeli, ayrıca varsa özellikle dava konusu dönemi de içerir şekilde vergi yoklama tutanakları varsa celbedilmeli, dinlenen davacı tanıklarından ...'ün dava konusu dönemde çalıştığı iş yeri ile dava konusu iş yerinin komşu olup olmadığı tanığın çalıştığı iş yeri tescil bilgileri getirtilerek ve belediye marifetiyle iş yerleri arasındaki mesafe de araştırılarak belirlenmeli, böylelikle toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Kabule göre de, 02.04.1974 doğumlu davacının sigorta başlangıcı olarak tespitini istediği tarih olan 10.01.1990 tarihinde, 15 yaşında olduğu, buna göre Mahkemece, davacının 10.01.1990 tarihinde (1) gün süre ile sigortalı çalıştığının, sigorta başlangıcının ise 506 sayılı Kanun'un 60/G maddesi gereğince 18 yaşını ikmal ettiği tarih olan 02.04.1992 tarihi olarak tespiti ile 10.01.1990 tarihindeki (1) gün süreli çalışmasının prim ödeme gün sayısına ilave edilmesi gerektiğinin tespiti şeklinde hüküm kurulması yerine, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 8ae29f79b0bfa7cc aa0e143bf3a50f53