Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Ocak 2025 › 2024/4336 E., 2025/880 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/4336 E., 2025/880 K. (21.01.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4336
Karar No
2025/880
Karar Tarihi
21.01.2025
Konu
Tazminat, Kıdem Tazminatı

10. Hukuk Dairesi 2024/4336 E. , 2025/880 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/84 E., 2024/48 K. Taraflar arasındaki prime esas kazancın ve yaşlılık aylığı tutarının tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı işverenin ... Şubesi olan Egemenlik Mah.Kemalpaşa Cad. No:27 .../... adresinde bulunan ... Man Bölge Müdürlüğünde 15.01.1997 tarihinde satış müdürü olarak işe başladığı, 07.05.2009 tarihinde davalı Kurumdan tahsis talebinde bulunarak yaşlılık aylığı bağlandığı, emekli olduğu tarihten itibaren davalı tarafça iş akdinin haksız olarak feshedildiği 15.02.2011 tarihine kadar davalı işyerinde aynı maaş ile çalışmaya devam ettiği, ancak maaşının işe girdiği 1997 yılından 2008 yılına kadar gerçek maaşının oldukça altında olan asgari ücret üzerinden gösterildiği, devam eden yıllarda ise yine gerçek maaşından düşük gösterilecek primlerinin de bu düşük ücret üzerinden yatırıldığı, tahsis talebinde bulunduğu 2009/Mayıs ayında maaşının Kuruma brüt 1.116,56 TL üzerinden bildirildiği ve kıdem tazminatını gerçeği yansıtmayan bu rakam üzerinden aldığı, halbuki davacının 2009 yılı Mayıs ayında maaşının net 1.760,00 TL (brüt 2.458,45 TL) olduğu, davacının maaşının Kuruma bildirilen rakamdan daha yüksek olduğunun belli yıl ve aylara ait personel avans - maaş listeleri ve günlük kasa fişleri ile sabit olup, ayrıca iş akdinin feshedildiği tarihteki maaşının net 1.760,00 TL (brüt 2.458,45 TL) olduğunun ... Bankasındaki mevcut hesap dökümünden anlaşıldığı, son maaş ödemesi döneminden önce de yine davalı şirketin ileride doğabilecek hukuki ihtilaflara delil teşkil etmemek adına davacının adına sadece Kuruma bildirilen meblağı yatırdığı, geri kalanını ise elden verdiği, 5510 sayılı Kanun'un 80 inci maddesinin a/1, a/2, 29, 79, 81, 48 nci maddeleri hep birlikte değerlendirildiğinde, davalı işverenin Kanun gereğince ödemesi gereken sigorta primlerini gerçek dışı olan düşük ücret üzerinden ödediği ve 5510 sayılı Kanun'un 80 inci maddesine göre prime esas kazançlardan olan fazla çalışma, yıllık ve haftalık izin, dini ve resmi bayram çalışmalarının ücretlerinin ise hiç gösterilmediği davalı tarafından prime esas kazancın eksik gösterilmesi ve eksik değer üzerinden prim yatırılması sonucu 5510 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesinde düzenlenen hesaplama yapıldığında da görüleceği üzere, davacının yaşlılık aylığının olması gerekenden oldukça düşük olmasına neden olduğu iddiasıyla davacının davalı işyerinde çalıştığı 15.01.1997 - 07.05.2009 tarihleri arasında sigorta primlerine esas gerçek ücretinin ve eksik bildirilen prime esas kazançlarının tespit edilerek, yaşlılık aylığının aldığı gerçek maaş üzerinden hesaplanarak, emekli olduğu tarihten itibaren faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP 1.Davalı işveren vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davasının tespit ve edayı içerdiği, eda davası açılması gereken hallerde tespit davası açılamayacağı gibi, tespit davası sonuçlanmadan eda davası açmanın da mümkün bulunmadığı, davacının talep ve iddialarının yerinde olmayıp, hak düşürücü süreler ve zamanaşımı dikkate alındığında, dava konusu taleplerin süresi içinde talep edilmediği, diğer yandan davacının imzalı maaş bordroları, ibranameleri ve geçen süreç zarfında itirazi kayıt konulmadan alınan ücretleri, sevk kağıtları dikkate alındığında iddiasının doğru olmadığı ve iyi niyet kurallarına aykırı düştüğü, tüm çalışmalarının eksiksiz olarak Kuruma bildirildiği, emsallerine göre emekli maaşı bağlandığı ve asgari ücretin çok üstünde emekli maaşı aldığı dikkate alındığında, işbu davayı açmakta hukuki yararının olmadığı, davacının davalı şirketin ...'de bulunan işyerinde 15.01.1997 tarihinde işe başladığı ve 07.05.2009 tarihinde yazılı müracaatı ile emekliye ayrıldığı, şirketin ...'de bulunan işyerini 31.12.2010 tarihinde kapatarak emekliye ayrılan davacının daha sonra 06.02.2010 tarihinden itibaren yine davalı şirkete ait işyerinde çalışmaya devam ettiği, iş akdinin 15.02.2011 tarihinde tazminat ve haklar ödenmek suretiyle feshedildiği, emeklilik anında aldığı en son net ücretinin aylık 800,00 TL olup, buna ilaveten net 56,21 TL aile yardımı, net 210,00 TL harcırah, net 49,95 TL asgari geçim indirimi eklendiği ve eline aylık net 1.116,16 TL para geçtiği, bu hususun imzasını taşıyan bordrolar ile sabit olduğu, adı geçene 10.06.1998 tarihinde 2.500,00 TL para ödendiği, bu ödeme ile kendisinin satış primleri de dahil olmak üzere, o tarihe kadar olan tüm sosyal ve ekonomik haklarını, satış primlerini aldığına dair ibranameyi imzaladığı, emekli olduğunda da hak ettiği kıdem tazminatının Banka kanalıyla ödendiği, emeklilik sonrası çalışmasına isabet eden kıdem ve ihbar tazminatlarının da kendisine ödendiği ve ibranamesi ile davalı şirketi ibra ettiği, davacının maaşının düşük gösterildiği iddialarının da doğru olmadığı, zira imzalı bordroları ve yazılı belgelerle sabit olduğu üzere aldığı ücret belli olup, şirket merkezinden, gönderilen iş avanslarını kastederek maaşının fazla olduğu iddiasının kabul edilemeyeceği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının prime esas ücretlerine ve prime esas kazançlarına ilişkin iddialarını yazılı kanıtlara dayandırması gerektiği, bu bağlamda işveren nezdindeki işyeri kayıtları, ücret ödeme belgeleri ile şirket defterlerinin celp edilerek davacının gerçek ücretinin ve prime esas kazancının yazılı deliller kapsamında kanıtlanması gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.MAHKEME İLK KARARI Mahkeme tarafından 17.11.2014 tarihli ve 2011/642 Esas, 2014/589 Karar sayılı kararla; Yargıtay içtihatları uyarınca prime esas kazancın tespitinde, gerçek ücretin esas alınmasının koşul olduğu, gerçek ücretin ise, işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle ispatlanması gerektiği, Kuruma bildirilen prime esas kazançların aksinin esdeğer delillerle kanıtlanması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin 17.11.2014 tarihli ve 2011/642 Esas, 2014/589 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 14.09.2015 tarihli ve 2015/4463 Esas, 2015/14859 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...Mahkemece, davacı tarafından sunulan davalı işveren kayıtlarının geçerliliği araştırılarak, yaşlılık aylığı tahsisi öncesi davacıya yapılan ücret ödemelerine dair banka kayıtları getirtilerek, ücret ödeme bordrolarının aksine yazılı delil bulunması halinde anılan deliller göz önünde bulundurularak, belirlenen ücret miktarına göre tespit edilen prime esas kazanç tutarı gözetilerek yaşlılık aylığı miktarının tespiti gerekir. Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve yasal olgular dikkate alınarak yapılacak inceleme ile hüküm kurulması gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..." 2.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 22.09.2020 tarihli ve 2015/678 Esas, 2020/91 Karar sayılı kararla; dinlenen tanık beyanları, Yargıtay bozma ilamı, SGK kayıtları ile 24.10.2019 tarihli Celal Çalış tarafından verilen bilirkişi raporu da göz önüne alındığında, prime esas kazançlarla ilgili olarak davacının, davalı işverene ait iş yerlerinde 15.01.1997 - 30.11.2015 tarihleri arasında Kuruma bildirilen prime esas kazançlarla çalıştığı, sonuç olarak bilirkişi raporu tarafından belirlenen ve prime esas kazançları da dikkate alınarak 01.06.2009 tarihi itibariyle bağlanması gereken yaşlılık aylığının 1.491,18 TL olduğu ve davacıya bu tarihten itibaren 1.491,18 TL yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği yine bu tarihten itibaren ödenmesi gereken ve eksik ödenen yaşlılık aylığının işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Sosyal Güvenlik Kurumundan alınarak davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle açılan davanın kabulüne, davacıya 01.06.2009 tarihinden itibaren 1.491,18 TL yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, 01.06.2009 tarihinden itibaren eksik ödenen yaşlılık aylığının işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Sosyal Güvenlik Kurumdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. 3. Mahkemenin 22.09.2020 tarihli ve 2015/678 Esas, 2020/91 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 13.12.2022 tarihli ve 2020/10881 Esas, 2022/15860 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...Eldeki davada, davacının prime esas kazançlarının yeniden tespit edilmesi ile bu prime esas kazançlar dikkate alınarak yaşlılık aylığı miktarının yeniden tespiti ile fark aylıkların davalı Kurumdan tahsilini istemiş olduğu anlaşılmakta olup, mahkemece, davacının prime esas kazançlarının tespitine ilişkin yaklaşım ve uygulama yerinde ise de, olması gereken fark prime esas kazançların dönem ve miktarlarının karar yerinde gösterilmemesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, davacı hakkında aylık miktarının tespiti ve farklarının davalıdan tahsili istemi hakkında verilen kararın eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.... mahkemece, esas alınan bilirkişi raporunda, A2 ve B aylığında yapılan güncelleme katsayıları ile tefe ve tüfe uygulamasının hatalı yapılması karşısında anılan rapor hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Hal böyle olunca, mahkemece aylık hesabı yapabilecek nitelikte bir bilirkişi veya bilirkişi heyetinden yukarıdaki açıklamalara uygun şekilde ve davacının tahsis talebinin 2009 yılı içerisinde olduğu gözetilerek gerek alt sınır aylıkları gerekse A2 ve B aylıkları bakımından belirlenen yeni prime esas kazanç farkları ve dönemin tavan prime esas kazanç tutarları aşılmaksızın denetime elverişli şekilde bir hesap raporu aldırılmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..." 4.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; dinlenen tanık beyanları, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2020/10881 Esas, 2022/15860 Karar sayılı bozma ilamı, SGK kayıtları ile 09.01.2024 tarihli Eyyüp Kayabaş tarafından verilen bilirkişi raporu da göz önüne alındığında, prime esas kazançlarla ilgili olarak davacının, davalı işverene ait iş yerlerinde 15.01.1997 - 30.11.2015 tarihleri arasında Kuruma bildirilen prime esas kazançlarla çalıştığı, sonuç olarak bilirkişi raporu tarafından belirlenen ve prime esas kazançları da dikkate alınarak 01.06.2009 tarihi itibariyle bağlanması gereken yaşlılık aylığının 953,42 TL olduğu ve davacıya bu tarihten itibaren 953,42 TL yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği yine ödenmesi gereken ve eksik ödenen yaşlılık aylığının işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Sosyal Güvenlik Kurumundan alınarak davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle açılan davanın kabulüne davacıya, 01.06.2009 tarihinden itibaren 953,42 TL yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, 01.06.2009 tarihinden itibaren eksik ödenen yaşlılık aylığının, 01.09.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Sosyal Güvenlik Kurumdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının kesinleşen ilam nazara alınarak ne kadar aylık alacağının belli olduğu, yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Davalı işveren vekili temyiz dilekçesinde özetle; kesinleşen kararla hüküm altına alınan işçilik alacaklarını ödedikleri, SGDP tabi çalışmanın sigortalı hizmet olarak nazara alınamayacağı, ücret tespitinde hukuki yarar bulunmadığı, Kurumun aylığın manuel ortamda hesaplanamayacağına ilişkin beyanı nedeniyle rapor alındığı, kesin hükme raporda değinilmediği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, prime esas kazancın ve bağlı olarak yaşlılık aylığı tutarının tespitine ilişkindir. 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 21.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 73403b8aea604fbd 1a27b4dd510d8253

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Ocak 2025 kararlarının tamamı