10. Hukuk Dairesi 2024/4089 E. , 2025/1153 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/471 E., 2024/28 K. Taraflar arasındaki iş kazasına dayalı tazminat istemi davası nedeniyle mahkemece, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince verilen bozma kararına uyarak hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla yapılan incelemede; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait İmparator Otel isimli iş yerinde yaklaşık 8 yıldır çalıştığını, kaza tarihinde iş yerinde havuz başında bulunan ağaçların kesilmesi için davalının talimat verdiğini, davacının da ağaçları keserken elinin kesildiğini, kaza nedeni ile ağır şekilde yaralandığını, kaza anında tüm yardımların yapılacağının belirtilmesine rağmen kusurun kendisinde olduğunun söylenerek yardım edilmediğini, masraflarının karşılanacağı yönünde anlaşmaları üzerine müvekkilinin Iğdır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2014/5928 soruşturma sayılı dosyasında şikayetçi olmadığından davalının ceza almadığını, açıklanan nedenlerle müvekkilinin iş kazası nedeniyle 10.000 TL iş göremezlik tazminatı ve 100,000 TL manevi tazminatın davalıdan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın zamanaşımına uğradığını, kazının işçinin ağır kusuru ile meydana geldiğini, işçinin uyarılara rağmen spiral makinesinde ağaç kestiğini, taşlama makinesi olan spiral makinesi ile ağaç kesmenin kazaya davetiye çıkartılması olduğunu, Iğdır Devlet Hastanesi tarafından belirlenen maluliyet oranına itiraz ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 25.12.2015 tarih 2015/331 Esas, 2015/507 Karar sayılı ilamı ile davaya konu iş kazası tarihinde davacının davalı ... yanında değil de, ... Otelcilik Turz. Mad. Nak. Tem. Gıda San. Tic A.Ş. bünyesinde çalıştığı anlaşılmakla davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 04.05.2016 tarih 2016/7730 Esas 2016/8059 Karar sayılı ilamı ile ;"...Hal böyle olunca mahkemece, yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak, davalı ile dava şirket arasında olduğu iddia edilen hukuki ve organik bağ ilgili ticaret sicil kayıtları celbedilerek tespit edildikten sonra, şayet bağ var ise, davanın doğru hasma yöneltilmesi için davacıya mehil verilmesi ve bu minvalde yargılamaya devam edilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile davanın husumetten reddine karar verilmesi başta usul ekonomisi olmak üzere usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..." gerekçesi ile karar bozulmuştur. Mahkemenin İkinci Kararı Bozma kararına uyan Mahkemenin 31.01.2017 tarih 2016/256 Esas , 2017/45 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay bozma ilamı uyarınca davalı ile dava dışı ... Otelcilik Turz. Mad. Nak. Tem. Gıda San. Tic. A.Ş. şirket arasında olduğu iddia edilen hukuki ve organik bağ ilgili ticaret sicil kayıtları celbedilmiş, Ticaret Sicili kayıtları irdelenmiş ve davalı ile dava dışı şirket arasında bağ bulunmadığı, 09.09.2014 tarihinde meydana gelen iş kazası sebebiyle açılan davada davalının muhatabı olmadığı, davacının davalı ile iş sözleşmesinin bulunmadığı, hizmet cetvelinden davacının davalı yanında çalışmasının bulunulmadığı, davacının çalıştığı işyerinin davalıya ait olmadığı, yani gerçek işverenin dava dışı şirketin olduğu açıklıkla belirlenmiş, bu nedenle davalıya husumet yöneltilemeyeceği anlaşıldığından gerçek işveren olmayan davalı yönünden husumetten red kararı vermek gerekmiştir. Yargıtayın istikrar kazanmış uygulamalarına göre de, davacının, hasımda yanılmasının hukukî yaptırımı davanın reddi sonucunu doğuracağı gerekçesiyle davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir. İkinci Bozma Kararı Kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 16.11.2017 tarih 2017/1710 Esas 2017/9352 Karar sayılı ilamı ile "Bozma ilamından sonra dava dışı ... Otelcilik Turizm Madencilik Nak. Tem. Gıda San. ve Tic. A.Ş.'nin ilgili ticaret sicil kayıtları celbedildiği anlaşılmaktadır. Yapılacak iş, mahkemece bozmaya uyulduğu halde bozma gereğinin yerine getirildiği söylenemez. Davalı ...'nin Iğdır Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/5928 soruşturma nolu dosyasında 20.10.2014 tarihinde kollukta verdiği ifadesi göz önüne alındığında organik bağ olduğu anlaşıldığından husumetin dava dışı şirkete yöneltilmesi için davacıya uygun süre verilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. ..." gerekçesiyle karar bozulmuştur. Mahkemenin Direnme Kararı Mahkemenin 22.03.2018 tarih 2018/99 Esas , 2018/200 Karar sayılı kararı ile 6100 Sayılı HMK'nın 124. maddesinde öngörülen tarafta iradi değişikliğin ancak davacının talebi ile uygulanabileceği, mahkememizce davacıya taraf değişikliği yapılması için süre verilmesinin 6100 Sayılı HMK'nın 24 ve 25. maddelerine aykırılık teşkil edeceği gibi hasım düzeltme talebi bulunmayan davacıya yol gösterme anlamı taşıyacağı gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir. Hukuk Genel Kurulunun Bozma Kararı Direnme kararının süresi içinde davacı vekilince temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.02.2022 tarihli2019/(21)10-218 Esas 2022/124 Karar sayılı kararı ile ; " Somut olayda iş kazasından kaynaklanan tazminat istemli eldeki davada sunulan dava dilekçesinde Gündüz Gögce davalı olarak gösterilmiştir. Dosya içerisinde yer alan 20.10.2014 tarihli şüpheli ifade tutanağında Gündüz Gögce “Otel İmparatorun sahibi olurum ... isimli şahıs yaklaşık 8 yıldır sigortalı olarak çalışmaktadır.” şeklinde beyanda bulunmuş, yargılama sırasında yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasında da Otel İmparatorun eski sahibi olduğu yönünde tespit yapılmıştır. Şu hâlde yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece HMK’nın 124. maddesi uyarınca davacıya taraf değişikliği konusunda imkân tanınarak davacıya uygun süre verilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken davanın taraf sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle sıfat yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi yerinde değildir. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki hükümde direnilmesi doğru olmadığı... "gerekçesi ile direnme kararı bozulmuştur. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin 18.01.2024 Tarih 2022/471 Esas 2024/28 Karar sayılı kararı ile ;"...Dosyaya celp edilen Kurum kayıtları uyarınca davacının maluliyet oranının %59 olarak tespit edildiği, Kurum tarafından belirlenen maluliyet oranına yapılan itiraz üzerine Yüksek Sağlık Kurulu tarafından yapılan incelemede davacının maluliyet oranının % 59 olarak belirlendiği, tarafların Yüksek Sağlık Kurulu tarafından belirlenen maluliyet oranına itiraz etmedikleri ve bu suretle davacının maluliyet oranının % 59 olarak kesinleştiği, Kurum tarafından davacıya 3.458,70 TL geçici iş göremezlik ödeneği ödendiği, davacının maluliyetinin %10'un üzerinde olması nedeniyle davacıya 82.782,93 TL peşin sermaye değerli gelir bağlandığı anlaşılmıştır. Dava dosyasından kusur bilirkişi heyet raporu alınmış, dosyaya sunulan 09.02.2023 tarihli kusur raporunda kazanın meydana gelmesinde davalı işverenin % 100 oranında kusurlu olduğu, davacının kusursuz olduğu şeklinde görüş bildirilmiş, Kurum denetmenleri tarafından düzenlenen tahkikat raporunda da aynı kusur oranlarının belirlendiği görülmekle arada çelişki bulunmaması da nazara alınarak Mahkememiz dosyasından görevlendirilen kusur bilirkişi heyetinin tespit ettiği bu kusur durumu hükümde dayanak kabul edildiği..." gerekçesiyle; "1- Davacının maddi tazminat talebinin kabulüne; a- 1.096.818,03 TL maddi tazminatın, kaza tarihi olan 09.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2- Davacının manevi tazminat talebinin kabulüne; a- 100.000,00 TL manevi tazminatın, kaza tarihi olan 09.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, " şeklinde karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; müvekkile verilen kusur oranını kabul etmediklerini, davacının olayda tamamen kusurlu olduğu , yine davanın belirlenen sürekli iş göremezlik oranını kabul etmediklerini beyanla mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 23.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! f18b3223e60485f1 647188c8d32a7a12