10. Hukuk Dairesi 2024/3262 E. , 2025/1439 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2019/146 E., 2023/63 K. Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı Kurum vekili ile davalılar ... A.Ş. ..., ..., ... İnşaat Taahhüt Ticaret Limited Şirketi vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı Kurum vekili asıl ve birleşen davanın dava dilekçelerinde özetle; Kurumun .... Sigorta Müdürlüğünün .... sicil sayılı dosyasında işlem gören ve işvereni davalı .... Ltd. Şti. (... İnşaat Taahhüt Ticaret Limited Şirketi) olan iş yeri sigortalılardan .... sigorta sicil numaralı ...'in 05.10.2008 tarihinde maruz kaldığı iş kazası sonucu % 37,2 oranında malül kaldığı, kaza sonucu malül sigortalıya 85.547,89 TL ilk peşin sermaye değerli gelir tahsis edildiği, istirahatli olduğu 05.10.2008-20.11.2009 döneminde 5.162,25 TL, geçiçi iş göremezlik ödeneği ödendiği ve 6.805,73 TL tedavi gideri yapılarak 97.515,87 TL Kurum zararı ortaya çıktığı, kaza nedeniyle işverenin % 60 oranında kusurlu bulunduğu, dava konusu iş, atık su kanalizasyon yapımı işi olup davalı ... söz konusu işi müteahhit firma olarak taşeronu davalı ... Limited Şirketi'ne verildiğinden 5510 sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca davalıların müteselsilen sorumlu olduğu iddiasıyla Kurum zararının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; taleplerin zamanaşımına uğradığı, davalı şirketin iş kazasının oluşumunda kusuru bulunmadığı, sigortalının ağır kusuru nedeniyle illiyet bağının kesildiği, gerekli tüm iş güvenliği tedbirlerinin alındığı, sürekli iş göremezlik oranının yerinde olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; husumet zamanaşımı itirazlarının bulunduğu, davalının iş kazasının oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 3.Davalı ... İnşaat Taahhüt Ticaret Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; sigortalının davalılardan ... A.Ş.'ye ait beton dökme aracının kusuru nedeniyle iş kazası geçirdiği, davalının herhangi bir kusurunun bulunmadığı, zarardan sorumluluklarının bulunmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.MAHKEME İLK KARARI Mahkeme tarafından 28.01.2016 tarihli ve 2012/688 Esas, 2016/24 Karar sayılı Kararla; davalı ... Başkanlığınca alt yapı ihalesinin ... (...) Limited Şirketi'ne ihale edildiği, alt yapıda kullanılacak hazır betonun ...'dan alındığı, ...'nın betonun taşınma işini ... Limited Şirketi'ne yaptırdığı, hazır betonun dökümü sırasında pompayı taşıma şirketi operatörü ...'ın kullandığı, pompa hortumunu tutmaya çalışan ...'in, 05.10.2008 tarihinde yüksek gerilime kapıldığı, iş kazasına maruz kaldığı, Sosyal Güvenlik Kurumu Müfettişi .... tarafından düzenlenen raporda, ... limited şirketi'nin % 60 oranında, kazazede ...'in %40 oranında kusurlu bulunduğu, pompa operatörü ...'ın ... 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2009/108-2009/1098 Esas, Karar sayılı ilamıyla cezalandırıldığı, en son İTÜ öğretim üyelerinden alınan çelişki giderici 14.02.2015 tarihli raporda ... Limited Şirketi'nin % 30 oranında, kazazede ...'in % 5 oranında, .... Büyükşehir Belediye Başkanlığının % 20 oranında, ... Limited Şirketi'nin % 30 oranında, ... Limited Şirketi'nin % 30 kusurunun % 5'in ...'a ve ...'nın % 20 oranında kusurlu bulunduğu belirlendiği, hesap bilirkişisi raporunun bu kusur oranına ait bulunan bölüme itibar edilmesi gerekeceği, rücu kabil 74.299,63 TL peşin sermaye değerli ödemesi, 4.904,14 TL geçiçi iş göremezlik ödeneğinden rücu edilebilecek kısım ve 6.465,44 TL toplam 85.669,21 TL'nin rucü imkanı bulunduğu gerekçesiyle 85.669,21 TL gelirin onay tarihinden, masrafların ise sarf ve tediye tarihlerinden başlayacak yasal faiziyle birlikte ana dosya ve birleşen davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazla isteğin reddine, karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin 28.01.2016 tarihli ve 2012/688 Esas, 2016/24 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalılardan ..., ... İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti., ... Tur. İnş. Taah. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... A.Ş. vekilleri temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 11.12.2018 tarihli ve 2018/6746 Esas, 2018/10444 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...Davacı Kurum, 05.10.2008 tarihli iş kazası sonucu yaralanan sigortalıya bağlanan gelir ve yapılan masraflardan oluşan kurum zararının tahsili istemine ilişkindir. Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Kanun'un 12, 21/1, 21/4 ve tedavi masrafları yönünden 76. maddeleridir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. 1-Davanın gelirler yönünden yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinin 1. fıkrasında, iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir davranışı sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamının, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirileceği, 4. fıkrasında, iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle gerçekleşmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısının, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edileceği belirtilmiştir. Mahkemece, kusurun belirlenmesinde, öncelikle iş kazasının ne şekilde olduğu, dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak, varsa çelişki giderilerek belirlenmeli ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, kusur oran ve aidiyeti konusunda bilirkişi incelemesine gidilmelidir. Dosyanın incelenmesinde, ... Tur. İnş. Taah. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. yetkili müdürü dava dışı.... ve davalı ... aleyhine görülen ceza davasında verilen mahkumiyet kararlarının kesinleştiği anlaşılmakla, ceza davasında kusurun varlığına ilişkin maddi olgu hukuk hakimini bağlayacağından, kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile mahkum olanlara da herhalde bir miktar kusur verilmesi gereği gözetilerek, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden; dava dışı ....’ın sorumluluğunu da irdeleyen, kusur oran ve aidiyeti konusunda yeniden rapor alınarak, oluşması halinde çelişki de giderilerek, varılacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir. 2-5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinin 1. ve 4. fıkralarına dayanılarak açılan rücuan tazminat davalarında işveren ile üçüncü kişi arasında müteselsil borçluluk ilişkisi bulunduğundan konuya ilişkin olarak 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun irdelenmesi de gerekmektedir. Söz konusu Kanun'un 141–148. maddelerinde müteselsil borçlara yer verilmiş olup 141. maddede, alacaklıya karşı, her biri borcun tümünden sorumlu olma yükümü altına girdiklerini beyan eden birden çok borçlu arasında teselsül bulunduğu, böyle bir beyanın yokluğunda teselsülün ancak kanunun belirlediği durumlarda olacağı, 142. maddede, alacaklının, müteselsil borçluların tümünden veya birinden borcun tamamen veya kısmen ödenmesini istemekte serbest olduğu, borç tamamen ödeninceye dek borçluların tümünün sorumluluklarının devam edeceği, 145. maddede, yaptığı ödeme veya takas ile borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmiş olan müteselsil borçlulardan birinin, sona eren borç oranında diğer borçluları borçtan kurtarmış olacağı, 146. maddede, borcun niteliğinden aksi anlaşılmadıkça, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ödemeden birbirine eşit birer payı üzerine almak zorunda olduğu ve payından çok ödeme yapanın, fazla tutar yönünden diğer borçlulara rücu hakkının bulunduğu, 147. maddede, rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her birinin, ödediği tutar oranında alacaklının haklarına halef olacağı bildirilmiştir. Diğer taraftan kanunun haksız eylem yönünden müteselsil sorumluluğa ilişkin 50. maddesinde, birden çok kimseler birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri takdirde, önayak olan (kışkırtan) ile asıl gerçekleştiren ve yardımcı olanların, ayırım gözetilmeksizin müteselsilen sorumlu olacakları, hakimin, bunların birbiri aleyhinde rücu hakları olup olmadığını takdir ve gerektiğinde bu rücunun kapsamının derecesini saptayacağı belirtilmiş, çeşitli nedenlerin birleşmesi bakımından müteselsil sorumluluğa dair 51. maddesinde, birden çok kimseler çeşitli nedenlere (haksız eylem, sözleşme, kanun) dayanarak sorumlu oldukları takdirde haklarında, birlikte bir zarara sebebiyet veren kimselere ilişkin hükümlere göre işlem yapılacağı, kural olarak haksız bir eylemi ile zarara sebebiyet vermiş olan kimsenin en önce, tarafından hata gerçekleşmemiş ve üzerine borç alınmamış olmasına karşın yasal olarak sorumlu olan kimsenin de en sonra, zarar ile yükümlü tutulacağı açıklanmıştır. Müteselsil borç, birden çok borçlunun alacaklıya karşı borcun tümünden sorumlu olduğu, alacaklının tamamen veya kısmen edayı her bir borçludan isteyebildiği, eda tamamen yerine getirilinceye dek borçluların sorumluluklarının süregeldiği, her borçlunun iç ilişkideki payına bakılmaksızın borcun tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu, borçlulardan birinin borcu ödemesi durumunda diğerlerinin de alacaklıya karşı borçtan kurtulduğu, borcun, her bir borçlu yönünden tali değil asli nitelik taşıdığı, alacaklı karşısında birden çok borç ve borçlunun bulunduğu borç ilişkisidir. Bu ilişkide ifa, asıl alacağı ortadan kaldırmayıp alacak hakkı, ödeme yapmak suretiyle rücu hakkını kazanan borçluya geçtiğinden, anılan borçlu, alacaklının halefi olarak diğerlerine rücu edebilmektedir. Bununla birlikte, rücua konu olan borcun müteselsil niteliği bulunmadığından, sorumluluktan kurtulmak için her borçlunun borcun tümü yerine, kendine düşen payını ödemesi yeterli olmaktadır ki burada kanundan doğan halefiyet söz konusudur. Kuşkusuz, ödeme yapan borçlu ile alacaklının öncesinde, halefiyeti ortadan kaldırıcı sözleşme yapmak yetkileri de bulunmaktadır. Öğreti ve yargı kararlarında, borçların aynı sebepten doğması durumuna “tam teselsül” denilmekte ve değinilen 50. maddenin bunu karşıladığı ifade edilmekte, borçların farklı nedenlerden (kanun, sözleşme, haksız eylem) doğması halinde ise “eksik teselsül”ün varlığından söz edilerek 51. maddenin de bunu tanımladığı kabul edilmektedir. 50. maddede, aynı zarardan dolayı birden çok kişinin birlikte müteselsilen sorumlu tutulmaları, birden çok kişinin ortak kusurlarıyla zarara birlikte sebebiyet vermiş olmaları koşuluna bağlanmıştır. 51. maddede ise, müteselsil sorumluluk, ortak kusur yerine farklı hukuksal nedenlere bağlanmıştır ve bunlar kanun, sözleşme veya haksız eylemdir. Birden çok kişi, kanun, sözleşme veya haksız eylem nedeniyle aynı zarar için, zarara uğrayana karşı sorumlu iseler, bunlar arasında, bir zarara ortaklaşa sebep olanlar hakkındaki dönmeye (rücu) ilişkin kurallar uygulanmakta, kural olarak ilk önce, haksız eylemiyle zarara yol açan sorumlu tutulmakta, en son olarak da kusuru olmaksızın ve sözleşme gereği sorumluluğu olmadığı halde kanun hükmü gereğince sorumlu tutulan kişiye başvurulmaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 gün ve 2013/9-1559 Esas - 2013/1461 Karar, 15.05.2015 gün ve 2013/17-2267 Esas - 2015/1352 Karar, 19.06.2015 gün ve 2013/10-2281 Esas - 2015/1727 Karar, 24.06.2015 gün ve 2014/13-19 Esas - 2015/1743 Karar sayılı ilamlarında aynı görüşlere yer verilmiştir. Önemle vurgulanmalıdır ki 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda eksik ve tam teselsül ayırımına son verilmiş, 61. maddede, birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümlerin uygulanacağı, 62. maddede, tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğunun göz önünde tutulacağı, tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişinin, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olacağı bildirilmiştir. İşveren veya üçüncü kişiye karşı açılan davalarda 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesine göre rücu alacağından sorumluluk belirlenirken kural olarak, işveren yönünden 1. fıkraya göre gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri ile yargılamada yöntemince hesaplanacak gerçek (maddi) zarar karşılaştırması yapılıp düşük (az) olan tutar esas alınmalı, üçüncü kişi bakımından 4. fıkra gereğince gerçek zarar gözetilmeksizin gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı benimsenmeli ve bunlara kusur oranları uygulanmalı ise de işveren ve üçüncü kişinin birlikte taraf olarak yer aldığı, başka anlatımla aynı anda 1. ve 4. fıkralara dayalı uyuşmazlıklarda, fıkralarda yer alan hükümlerin nasıl anlaşılması ve giderek ne şekilde uygulama yapılması gerektiği önem arz etmektedir. Sigortalının iş kazası veya meslek hastalığına uğramasına birden çok kişinin birlikte kusurlarıyla neden olmaları durumunda, anılan 50. ve 51. maddeler (6098 sayılı Kanun'un 61. ve 62. maddeleri) gereğince teselsül hükümleri kapsamında bu kişilerin birlikte sorumlulukları vardır ve 146. maddeye (6098 sayılı Kanun'un 62. maddesine) göre, kendi payından fazlasını ödeyenin diğer müteselsil borçlulara karşı rücu hakkı saklı kalmak kaydıyla, her bir borçlu yönünden kusurlarına karşılık gelen miktar ayrılmaksızın teselsül kurallarına göre sorumluluklarına karar verilmelidir. İş kazası veya meslek hastalığına birlikte sebebiyet veren sorumluların işveren ve üçüncü kişi olması durumunda ise, işverenin müteselsilen sorumlu olacağı tutar, 1. fıkra gereğince kendi kusur payı gözetilerek sorumlu tutulacağı miktarın (gelirin ilk peşin sermaye değeri X işverenin kusur oranı), üçüncü kişinin 4. fıkraya göre sorumlu olacağı tutar (gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı X üçüncü kişinin kusur oranı) ile toplamı kadar olmalı, kanun koyucunun getirdiği “gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı” sınırlaması karşısında üçüncü kişinin müteselsilen sorumlu tutulacağı miktarın ise, gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı ile işveren de dahil olmak üzere tüm davalıların kusurları toplamının çarpımı sonucu elde edilecek tutar kadar olması gerekmektedir. Bu yaklaşım ve uygulama, işvereni, iç ilişkide üçüncü kişiye rücu edemeyeceği miktarı Kuruma ödemek zorunda bırakmadığından da hakkaniyete uygundur. Mahkemece; davalı ... Başkanlığının asıl işveren, davalı ... İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti.’nin alt işveren, diğer davalılar ... Tur. İnş. Taah. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. ... A.Ş. ve ...’ın ise 3. kişi konumunda oldukları gözetilerek, davalıların sorumluluklarının yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde hesaplanıp belirlenmesi ile sonucuna göre karar verilmemesi, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. Kuşkusuz, bozma sonrası yapılacak yargılamada, hükmü temyiz etmeyen davalı ... yönünden davacı Kurum yararına oluşan usuli kazanılmış hak durumu da dikkate alınmalıdır..." 2.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; bozma ilamı sonrası alınan kusur raporunun ceza ilamı ile de uyumlu olduğu değerlendirmelerde yerinde olduğu kabulü ile, iş bu kusur raporu kapsamında davalılardan MBB asıl işveren sıfatı ile % 20, ...'nun alt işveren sıfatı ile % 25,3 kişi sıfatı ile davalılar ... % 23, yetkilisinin % 3 (bu kapsamda ... toplam % 25), ...'nın % 20 ve ...'ın ise % 5 kusurlu olduğu, üçüncü kişi sıfatı ile sorumluların yasal düzenleme gereği PSG'nin yarısından kusurları oranında sorumlu oldukları yani bu kapsamda hesaplama ile; işverenlerin müşterek müteselsil sorumluluk miktarının 59.883,52 TL, ...'nın 8554,78TL, ... ın 10693,48TL, ...'ın 2.138,69 den sorumlu olacağı ancak usuli kazanılmış hak gereği ...'ın temyiz etmemesi nedeni ile önceki kararda hükmedilen psg nedeni ile sorumluluktan yani 74.299,63 TL psg nedeni ile ...'ın sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile Kurumca ...'e bağlanan PSG nedeniyle 74.299,63 TL Kurum zararının (MBB ve ... 59.883,52 TL'den, davalı ... 8.554,78 TL'den, davalı ... 10.693,48 TL'den sorumlu olmak kaydıyla) alacağın gelir onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar.... ....., ... (...), ..., ..., ...'dan müşterek ve müteselsilen alınarak davacı kuruma verilmesine fazla istemin reddine, Kurumca ...'e yapılan geçici iş görmezlik nedeniyle 4.904,14 TL Kurum zararının ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar .... ..., ... (...), ..., ..., ...'dan müşterek ve müteselsilen alınarak davacı Kuruma verilmesine, Kurumca ...'e sarf edilen tedavi gideri nedeniyle 6.465,44 TL Kurum zararının her bir tedavi giderinin sarf tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar .... ..., ... (...), ..., ..., ...'dan müşterek ve müteselsilen alınarak davacı Kuruma verilmesine, karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; sigortalı kusurunun tenzilinin yerinde olmadığı, vekalet ücretinin hatalı belirlendiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur raporuna itiraz ettikleri, zamanaşımı ve husumet itirazları olduğu, peşin sermaye değerinin son artışlara göre Kurumdan yeniden sorulması ve hesaplanan zarardan indirilmesi gerektiği, sigortalının Belediye işçisi olmadığı, zarardan sorumluluklarının bulunmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 3.Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalılar lehine vekalet ücretinin ayrı ayrı takdirinin gerektiği, davalını sigortalıyla ilgisi ve davanın oluşunda kusurunun bulunmadığı, davalılarla arasında asıl işverenlik ilişkisi bulunmadığı, olayın oluşundaki kabulün yerinde olmadığı, olayla kusur arasında illiyet bağı bulunmadığı, hesaplamanın fahiş ve hatalı olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 4.Davalı ... İnşaat Taahhüt Ticaret Limited Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle; şirket yetkilisinin cezada beraat ettiği, kusur oranını kabul etmedikleri, yeniden maluliyet raporu alınması gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 4.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; 26.01.2021 tarihli yapılandırma dilekçesi ile Kurum zararını karşılandığı, kazada kusurları bulunmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, rücuen tazminat istemine ilişkindir. 1. Dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması; eş söyleyişle tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması halinde, bu olayın hükümde göz önüne alınması ve Mahkemenin, davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir. 2. Eldeki davada, davalı ... Turizm... Limited Şirketi .... sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” kapsamından faydalanarak 26.01.2021 tarihinde davacı Kuruma ödeme yaptığı iddia edilerek bir kısım form ve ödeme planının ibraz edilmesi karşısında, dava konusunun devam edip etmediği hususunun belirlenmesi ile sonucuna göre bir karar verilmesi gereklidir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine, 04.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 2deaaf1d9f79c1ca 408627569ab658f9