10. Hukuk Dairesi 2023/6111 E. , 2025/1443 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/176 E., 2023/292 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 12. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/72 E., 2020/410 K. Taraflar arasındaki ölüm aylığı yeniden hesaplanarak fark aylıkların tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının annesi ile birlikte ... babasından yetim aylığı almakta iken, annesinin 19.04.2007 tarihinde vefat ettiği bu tarihten sonra tek hak sahibi olarak ödenen yetim aylığında hiçbir değişiklik olmadığı iddiasıyla kendisinden başka aylık alan hak sahibi bulunmayanların ölüm aylığı oranının % 50 olması gerektiğinden ölüm aylığı ödeme oranlarının yeniden ayarlanması ve davacının annesinin vefat tarihi olan 19.04.2007 tarihinden itibaren maaş farklarının ve yine bu tarihten itibaren fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maaş farklarına ay be ay işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ...'ün dava konusuna ilişkin olarak Kurumlarına yaptığı müracaat üzerine Kurumca .... Bağ-Kur numaralı...'ün dosyasının incelendiğinde, 01.05.1997 tarihinde 282.866.400,00 TL ödeyerek basamak satın aldığı ancak bu ödemenin sisteme prim ödemesi olarak işlendiği anlaşıldığından bu ödemenin karşılığı olarak 10. basamağa yükseltildiği ve hak sahibi davacının almakta olduğu yetim aylığı yeniden hesaplanarak 493,33 TL olan yetim aylığının 686,95 TL'ye yükseltildiği, ayrıca eksik almış olduğu tutarların farkı olarak 8.889,78 TL. sının 25.04.2018 tarihinde ödenmesi için bankaya talimat verildiği, davacının talebi ile ilgili olarak henüz işlemler devam ederken sonuç beklenmeden iş bu davanın açıldığı, talep sonucunun beklenerek Kurumca bir nizanın oluşturulması halinde dava açma yoluna gitmesi gerekirken bu davayı açmış olmasının yerinde olmadığı, Kurumlarınca davacının talebinin yerine getirildiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; davacı ..... TC kimlik numaralı ...’e davalı Kurum tarafından babası .... Bağ No’ lu...’den dolayı 01.06.2007 tarihinden itibaren yetim aylığı ödendiği, aylık bağlandığı tarihte yürürlükte bulunan 1479 sayılı Kanunun 45/c maddesine göre davacının hisse oranının % 25 olması gerektiği, davacının hisse oranı yönünden talebinin yersiz olduğu , ancak davacıya 8. basamak üzerinden ödenen yetim aylıklarının 10.basamak üzerinden ödenmesi gerektiğinin davalı Kurumca tespit edildiği, bu nedenle 01.06.2007 aylık başlangıç tarihinden itibaren fark aylıkların ödenmesi gerekirken 25.04.2013 - 24.04.2018 dönemi için fark aylıkların ödendiği gerekçesiyle davacının davasının kabulüne, davacıya 01.06.2007 - 24.04.2013 süresinde ödenmesi gereken 6.589,41 TL fark aylıklarının 1.000,00 TL'sinin dava tarihinden, 5.589,41 TL'sinin ıslah tarihi olan 29.04.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan alınarak davacı tarafa verilmesine, davacının 01.06.2007 - 24.04.2013 süresinde ödenmesi gereken fark aylıkları nedeniyle fark aylıklarının ödenmesi gereken tarihlerden dava tarihine kadar işlemiş olan yasal faiz tutarı 4.514,67 TL'nin davalı kurumdan alınarak davacı tarafa verilmesine, davacıya davalı kurum tarafından 25.04.2013 tarihinden dava tarihi 09/02/2018 tarihine kadar ödenen fark aylıkları nedeniyle dava tarihine kadar işlemiş olan yasal faiz tutarı 1.675,09 TL'nin davalı kurumdan alınarak davacı tarafa verilmesine, karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, babası üzerinden ölüm aylığındaki 01.06.2007 - 23.04.2013 tarihleri arasındaki fark aylık tutarları yönünden isteminde, davacının Kuruma ilk başvurusu olan 10.08.2016 tarihi esas alındığında, 01.06.2007 - 09.08.2011 tarihleri arasındaki dönem yönünden 1479 sayılı Kanun'un 43/3. maddesi uyarınca 5 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden anılan dönem yönünden hükmün isabetsiz olduğu, 10.08.2011 - 23.04.2013 tarihleri arasında davacıya 2.159,20 TL fark aylık tutarı ile dava tarihi olan 18.02.2018 tarihine kadar işlemiş 1.102,35 TL'nin tahsili gerektiği, 25.04.2013 tarihinden sonrasına ilişkin birikmiş ödemelerin faizine yönelik kurulan hükmün ise yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile, İzmir 12. İş Mahkemesi'nin, 16.10.2020 tarihli, 2018/72 E, 2020/410 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacıya 10.08.2011 - 24.04.2013 süresinde ödenmesi gereken 2.159,20 TL fark aylıklarının 1.000,00 TL'sinin dava tarihinden, 1.159,20 TL'sinin ıslah tarihi olan 29.04.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan alınarak davacı tarafa verilmesine, davacının 10.08.2011 - 24.04.2013 süresinde ödenmesi gereken fark aylıkları nedeniyle fark aylıklarının ödenmesi gereken tarihlerden dava tarihine kadar işlemiş olan yasal faiz tutarı 1.102,35 TL'nin davalı kurumdan alınarak davacı tarafa verilmesine, davacıya davalı kurum tarafından 25.04.2013 tarihinden dava tarihi 09.02.2018 tarihine kadar ödenen fark aylıkları nedeniyle dava tarihine kadar işlemiş olan yasal faiz tutarı 1.675,09 TL'nin davalı kurumdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri 1.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; aylık miktarındaki hatanın tespit edilerek düzeltildiği, yapılan işlemin usulüne uygun olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ölüm aylığının annesinin ölmesi nedeniyle artması gerektiği, hak düşürücü sürenin süresinde aylığın bağlanmış olması nedeniyle uygulanamayacağı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ölüm aylığı yeniden hesaplanarak fark aylıkların tahsiline ilişkindir. 1.Somut olayda, 26.10.2005 tarihinde, davacının babası olan sigortalı...’ün, 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur yaşlılık aylığı almakta iken vefat ettiği anlaşılmaktadır. Bu ölüm üzerine, davacının annesi ...'e ölüm aylığı bağlandığı görülmektedir. Öte yandan, muris sigortalının kızı olan davacının, 13.02.1998 tarihinde boşandığı, dolayısıyla ölüm aylığına hak kazanma koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır. Davacının annesinin 19.04.2007 tarihinde vefat etmesi üzerine, davacı tarafından 09.05.2007 tarihinde ölüm aylığı tahsis talebinde bulunulmuş ve Kurum tarafından 01.06.2007 tarihinden itibaren davacı adına 2/8 hisse oranı üzerinden, ek ödeme dahil 174,97 TL ölüm aylığı bağlanmıştır. Bununla birlikte, 27.10.2010 tarihinde, davacı tarafından bağlanan ölüm aylığının eksik olduğu iddiası ile Kuruma başvuruda bulunulduğu, ancak Kurumca aylığın doğru hesaplandığının bildirilmesi üzerine, davacı tarafından 09.02.2018 tarihinde eldeki dava açılarak, ölüm aylığının hatalı hesaplandığı gerekçesiyle fark aylıkların tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından, davacının talebi kabul edilerek fark aylıkların ödenmesine karar verilmişse de, davalı Kurumun istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, 1479 sayılı Kanunun 43/3. maddesi gereğince, 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle, 01.06.2007 – 09.08.2011 tarihleri arasındaki dönem yönünden davanın reddine, bu tarihten sonrası yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 2. Öngördüğü istisnalar dışında 01.10.2008 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümleri başlıklı Geçici 1 inci maddesindeki “17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı Kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 08.02.2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1. maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir. Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır.” düzenlemesi uyarınca, davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Kanun'un 41 ve devamı maddeleridir. Davanın yasal dayanaklarından olan 1479 sayılı Kanunun 41. maddesinde, sigortalının hak sahiplerine ölüm aylığının yazılı istemleri durumunda bağlanacağı düzenlenmiştir. 3.1479 sayılı Kanununun 43 üncü maddesinde; “Sigortalının ölümde hak sahibi kimselerine bağlanacak aylıklar, ölümle aylığı hak kazandıkları tarihten sonraki aybaşından başlar. Malullük veya yaşlılık aylığı almakta iken ölen sigortalının haksahibi kimselerine bağlanacak aylık, sigortalının hak kazandığı son aylık döneminin sona erdiği tarihten başlar. (Ek fıkra: 14/03/1985 - 3165/10 md.) Hakkı doğuran olay tarihinden 5 yıl geçtikten sonra talepte bulunanların ölüm aylıkları, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren başlar.” hükmü yer almaktadır. Söz konusu hüküm ile; belli bir süre (beş yıl) talep edilmeyen ölüm aylıklarının hak düşürücü süreye uğrayacağı öngörülmüş, ancak yeniden bu haklara kavuşmak isteyen sigortalı için mutlaka Kuruma yazılı olarak başvuru koşulu getirilmiştir. Hak düşürücü süreye uğrayan gelir veya aylık, artık talep tarihini takip eden aybaşından başlayacak olup, buradaki yazılı talep koşulu hem geçerlilik hem de ispat koşuludur. 4.Eldeki davada, davacının 13.02.1998 tarihinde boşanmış olmasına rağmen, ölüm aylığı tahsisi için 09.05.2007 tarihinde başvuruda bulunduğu ve bu başvurusuna istinaden 01.06.2007 tarihinden itibaren kendisine ölüm aylığı bağlandığı sabittir. Davacı tarafından açılan işbu davanın konusunu da, 01.06.2007 tarihinden itibaren bağlanan ölüm aylığının eksik ödendiği iddiası ve bu nedenle fark aylıklarının tahsili talebi oluşturmaktadır. Bu durumda, davaya konu edilen dönem bakımından 1479 sayılı Kanun'un 43/3. maddesi uyarınca, bağlanmış ve ödenmekte olan ölüm aylığına ilişkin olarak ödenen kısımlar yönünden hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığı, yalnızca eksik ödendiği iddia edilen kısımlar yönünden hak düşürücü sürenin uygulanabileceği yönündeki yorum ve uygulama, kanun hükmüne uygun değildir. Zira, söz konusu madde, ölüm aylığı bağlanmasına ve ödenmesine ilişkin işlemlerde, hak sahiplerinin talep veya dava tarihinden geriye dönük beş yılı aşan süreler için haklarını düşüren bir düzenleme getirmiş olup, hem ödenmiş hem de ödenmemiş fark alacakları bakımından birlikte ve eşit şekilde uygulanması gereken bir hak düşürücü süredir. Bu nedenle, Mahkemece, hak düşürücü sürenin doğru yorumlanarak davanın sonucuna etkili şekilde değerlendirilmesi gerekirken, anılan madde hükmünün amacına ve lafzına aykırı şekilde farklılaştırılmış bir uygulama yapılması, usul ve yasaya aykırıdır.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, 04.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 3cb2fce37e000c15 d30bddf12a49b3f5