Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Ocak 2025 › 2024/3021 E., 2025/1123 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/3021 E., 2025/1123 K. (23.01.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3021
Karar No
2025/1123
Karar Tarihi
23.01.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2024/3021 E. , 2025/1123 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1383 E., 2022/1087 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 38. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/101 E., 2021/1 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüyle duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı ... 1. Bölge Müdürlüğü ... Bakım İşletme Şefliğinin 75. yıl Mah. ... Blv. No:142, 34260 .../... adresindeki işletmesinde 08.09.2015 tarihinde işçi olarak çalışmaya başladığını ve halen aynı kurumda çalışmaya devam ettiğini, davacının görev tanımında olmamasına rağmen aydınlatma lambalarının bakımlarını yapmak için çıkmış olduğu kamyon-vincin sepetinin devrilmesi neticesinde iş kazası geçirdiğini ve ağır yaralandığını, davacının yaralandığı bu kazanın meydana geldiği kamyon vinçte davacının güvenliğini sağlayacak kask ve diğer ekipmanların bulunmadığını, ayrıca çalışan işçilerin güvenliğini sağlayan direğe bağlama (halat vs.) aparatları da kazanın meydana geldiği kamyon vinçte bulunmadığını, davalının davacıyı normal iş elbisesi ile gerekli güvenlik önlemlerini almadan vincin sepetinde çalıştırıldığını, Bakırköy 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/180 Esas sayılı dosyasında bulunan olay anını ve yerini gösteren kamera görüntülerinden bu beyanlarının ve tespitlerinın teyit edilebilir olduğunu, davacının bu elim kaza sonucunda omurgası ve pelvis kemikleri kırıldığını, 1 seneye yakın yatağa bağlı kaldığını ve omiriliğinin çeşitli yerlerinde göçmeler olduğunu, davacının omurgasının %70 oranında çöktüğünü, davacının halen felç olma tehlikesi yaşadığını, davacının bu kazanın meydana gelmesinde en ufak bir kusuru bulunmadığını, davacının tamamen kusursuz olduğunu, işbu kazanın oluşumunda 4857 sayılı Kanun'un 77. v.d. maddeleri ile ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün emredici hükümlerine aykırı davranmış olmakla ve makine üzerinde gerekli emniyeti almayarak ve makine operatörlerine gerekli eğitimi vermemesinden ve davacının görevi olmadığı bir işe göndermesinden ve diğer nedenlerden dolayı davalı işverenin % 100 oranında kusurlu bulunduğunu, davalı işverenin tam kusuru ile meydana gelen elim iş kazası sonucunda davacının tarifi mümkün olmayacak şekilde acı, ızdırap ve üzüntü içinde kaldığını, davacının ansızın bu vahim iş kazası nedeniyle omiriliğinin kırılması ve tedavi surecinde 1 yıla yakın yatağa bağlı kalması ve halen felç tehlikesi yaşıyor olması kendisinde çok büyük ve derin acılar meydana getirdiğini, halen yaşadığı psikolojik şokun tesiriyle psikolojik tedavi gördüğünü, davacı yaşadığı acıyı ve şoku halen üzerinden atamadığını, yaşanılan bu acı maddiyatla ölçülemez olduğunu, bu nedenle manevi tazminat talebinde bulunduklarını belirterek, 10.000,00 TL maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zamanaşımı, hak düşürücü süre ve husumet itirazında bulunduklarını, davacı hakkında davalı idareden ihale ile iş alan firmalar ve var ise davalı idarede mevcut şahsi sicil dosyaları, davacının çalıştığı müteahhit firmalar ile akdedilen ihale sözleşmeleri ve sözleşmelerin tamamlayıcı parçalarının incelemek gerektiğini, davacının istihdam eden ve ihale sözleşmesinin hukuki niteliği gereği iş kendisine ihale edilen işleri yapan ve böylece asıl işveren olan diğer yüklenici firma ya da firmalar işçilik hak ve alacaklarının muhatabı olduğunu, davalı ... Müdürlüğünün ise ihale makamı olup asıl iş veren sıfatı bulunmadığını, davalı ile yüklenici firmalar arasında imzalanan ihale sözleşmesi, ihale sözleşmesinin tamamlayıcı parçaları olan teknik ve özel şartnameler hükümlerine göre işçilik hak ve alacaklarından müteahhit firmaların sorumlu olduğunu, tazminat talep edilen ve iş kazası olduğu iddia edilen olayda davalının idarenin kusura dayalı ve kusursuz sorumluluğunun bulunmadığını, davalı idarece dava konusu olayda iş güvenliği ile ilgili gerekli tüm tedbirler alınmış olup kazaya karışan tarafların kusurlu ve davalı idareye yüklenemeyecek kusurlarından dava konusu olay meydana gelmiş bulunduğunu, davacı hakkında ilgili tüm resmi kayıtlar, SGK kayıtları incelendiğinde davacı taraf taleplerinin usul ve yasaya aykırı olduğu kanıtlayacağını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili özetle, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili özetle, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. A) Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmadığı ve istinaf incelemesinde hükmolunan tazminat tutarlarında bir değişiklik bulunmaması nedeniyle hakkında hükmedilen tazminat tutarları kesinleştiğinden, iş bu hükme karşı temyiz başvurusunda bulunmasında hukuki yarar bulunmadığından temyiz başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. B) Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 4857 sayılı Kanun'un 77. maddesi; “İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar...” düzenlemesini içermektedir. Anılan düzenleme, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır. İş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır. Eldeki dava dosyası incelendiğinde mahkemece bu yönde herhangi bir irdeleme yapılmadan ve uzman kişilerden oluşan bir bilirkişi heyetinden olaya ve mevzuat hükümlerine uygun kusur raporu alınmadan karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu sebeple davaya konu olayla ilgili ceza dava dosyası, rücu dava dosyası ve denetim raporu hep birlikte değerlendirilerek olayla ilgili sorumluluk ve aidiyetleri ortaya koyacak şekilde bir kusur raporu alınarak ve sonucuna göre usuli kazanılmış hak durumu gözetilerek hüküm kurulmalıdır. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin hukuki yarar yokluğu nedeni ile REDDİNE, 2.Davalı vekilinin temyiz itirazlarına ilişkin, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 27898c4bcfa03e42 bd148b3fe0b48a12

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Ocak 2025 kararlarının tamamı