10. Hukuk Dairesi 2024/2689 E. , 2025/5263 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/271 E., 2021/432 K. Taraflar arasında Mahkemede görülen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili ile davalı .... Müş. İnş. A.Ş. tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili özetle; iş kazası nedeniyle müvekkilinin sürekli iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığı, kazanın meydana gelişinde davalıların kusurlu olduklarından bahisle 56.857,49 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ilk bozma kararından sonra açtığı birleşen dava dosyasında 101.442,69 TL maddi tazminat ile 150.000,00 TL manevi tazminatın ... şirketi ile ... şirketinden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 05.02.2015 tarihli kararıyla maddi tazminat isteminin kabulüne, ıslahla manevi tazminat talep edilemeyeceğinden bahisle manevi tazminat talebinin saklı tutulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin bu ilk kararına karşı taraf vekillerince temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 17.03.2016 tarihli kararı ile tarafların sair temyiz itirazları incelenmeksizin kusur raporunun denetime elverişli olmadığı gerekçesi ile mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin bozmaya uyarak verdiği 12.09.2019 tarihli ikinci kararında davalı ... hakkındaki davanın kusuru bulunmadığından bahisle reddine, davalılar ... şirketi ile ... şirketi yönünden asıl ve birleşen dava dosyalarındaki maddi tazminat istemlerinin kabulüne, davacı lehine 20.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 12.09.2019 tarihli ikinci kararına karşı davalılar ... şirketi ile ... şirketi vekilleri tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Dairece, asıl ve birleşen dava dosyası yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği, davacı yanın 05.02.2015 tarihli ilk kararı temyiz ederken maddi tazminata ilişkin hükmün onanmasını istemesinden dolayı davalılar yararına oluşan usuli kazanılmış hak nedeniyle, birleşen dava dosyasındaki maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerektiği, devamında davacıya ödenen 8.661,86 TL geçici iş göremezlik ödeneğinin davalı şirketlere rücu edilebilecek kısmının ilk kararda hüküm altına alınan 56.857,49 TL’den tenzil ederek asıl dava dosyasında hüküm altına alınacak maddi tazminat tutarının bu şekilde belirlenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak verilen temyiz incelemesine konu 15.09.2021 tarihli kararla asıl dava dosyasında davacı lehine davacı lehine 49.928,00 TL maddi tazminat ödenmesine, birleşen dava dosyasında davacının maddi tazminat talebininin reddine, davacı lehine 20.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacı müvekkiline ödenen geçici iş göremezlik ödeneklerinin maddi tazminattan tenzil edilemeyeceğini, çünkü müvekkilinin iş kazası ve meslek hastalığı yönünden SGK teminat güvencesi altında olduğunu, müvekkilinin davalıların kusuru ile iş kazasına uğrayarak kısmi malul kaldığını, bu durumda geçici iş göremezlik ödeneklerinin de kusur oranına göre davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilmesi gerektiğini, mahkemenin bu taleplerini kabul ederek hüküm kurması, SGK’nın da rücuen işverenden tahsil etmesi gerektiğini, TBK, İş Kanunu ve Sosyal Güvenlik Kanunu hükümlerinin de bunu öngördüğünü, bu nedenle mahkeme kararının yerinde olmadığını, davacı müvekkilinin dava aşamasında asgari ücretteki yasal artışlar nedeniyle maddi tazminat alacaklarının arttığını ve kanun hükmüne binaen taleplerini artırdığını, ortada belirli olmayan bir alacak bulunduğunu, bu durumda yeni bir maddi olay oluştuğunu, müvekkilinin bilirkişi raporuna istinaden asgari ücretteki artış nedeniyle taleplerini artırdığını, bu nedenle ikinci bir ıslahın mümkün olmadığını söylemenin doğru olmayacağını, çünkü yeni bir oluşumun meydana geldiğini, zaten HUMK’da yapılan değişiklikle HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası açılmasının mümkün kılındığını, burada HMK 107. maddesinin uygulanmasının yasal ve hakkaniyete uygun olduğunu, Yargıtay bozma ilamında da delillerin yeniden toplanması ve hüküm kurulması gerektiğinin belirtildiğini, bu durumda eski kararın tamamen ortadan kalktığını ve yeni hüküm oluşturma yollarının açıldığını, davacı müvekkilinin ilk kararı temyiz ettiğini, mahkemenin yeni oluşuma göre kurduğu hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkili şirkete yöneltilebilecek herhangi bir kusur ve sorumluluk bulunmadığını, müvekkilinin asıl işveren sıfatına sahip olmadığını, mevcut kazanın işçinin kusurlu davranışı sonucu meydana geldiğinin sabit olduğunu, mahkeme huzurunda dinlenen tanık beyanlarının hükme esas alınmadığını, bu nedenle hatalı değerlendirme sonucu hatalı hüküm kurulduğunu, kusur raporları arasında çelişki bulunduğunu, yerel mahkemede talep edilmiş olmakla birlikte ek dava ile tekrar talep edilemeyecek veya artırılamayacak nitelikte bir talep olmasına rağmen birleşen dava ile manevi tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığını, ayrıca davacı tarafın asıl davada yönelttiği manevi tazminata ilişkin ıslah talebine dair de hüküm kurulmadığını, davacı tarafça ıslah dilekçesi ile manevi tazminat talep edildiğini, ancak sunulan beyanlarda da belirtildiği üzere ıslah ile manevi tazminat talep edilemeyeceğinin defalarca ifade edildiğini, bu doğrultuda davacı tarafından yeni bir dava ikame edilip dosyalar birleştirilerek yeni hüküm kurulmuş olsa da, asıl davada ıslah ile talep edilen manevi tazminatın reddine ilişkin herhangi bir hususun mevcut ilamda yer almadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göree uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından, mahkemece birleşen dava dosyasında alınması gereken karar ve ilam harcı ile ilgili hüküm kurulurken önce “16-Alınması gereken 1.366,20 karar ve ilam harcından, peşin yatan 4.484,82 TL'den mahsup edildikten sonra kalan bakiye 3.118,62 TL harcın istek halinde ve karar kesinleşince davacıya iadesine,” karar verildiği, devamla “17-Davacı tarafından yapılan 4.484,82 TL harç masrafının birleşen dosya davalılarından müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,” şeklinde hüküm kurulduğu, oysa 17 inci bentte 1.336,20 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesi gerektiği, mevcut durumda davacı tarafın hem alınması gereken harçtan kalan bakiyeyi iade almış olduğu, devam eden bent nedeniyle aşamalarda yatırdığı harcı tamamen davalılardan tahsili edebileceği, diğer bir deyişle davacı tarafın iade alması gerekenden 3.118,62 TL daha fazla para tahsili sonucunu doğurur şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, HMK'nın geçici 3. maddesi delaletiyle HUMK’nun 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Hüküm fıkrasının 16 ve 17 numaralı bentlerinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere; "16-Alınması gereken 1.366,20 TL karar ve ilam harcının, davacı tarafça aşamalarda peşin olarak yatırılan 4.484,82 TL'den mahsubu ile bakiye 3.118,62 TL harcın karar kesinleştikten sonra istek halinde davacıya iadesine, davacı tarafından yatırılan 1.366,20 TL'nin ise davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine," ibarelerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.