Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/1773 E., 2025/1450 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/1773 E., 2025/1450 K. (04.02.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1773
Karar No
2025/1450
Karar Tarihi
04.02.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2024/1773 E. , 2025/1450 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2937 E., 2023/4075 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 46. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/72 E., 2023/500 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in, 21.10.2016 tarihinde iş kazası geçirerek yaralandığını, davacının, davalılar tarafından iş saatleri içinde, gerekli güvenlik önlemlerinin alınmamış olması ve makinelerin işleyişi hakkında çalışanlara eğitim verilmemesi sebebiyle “pılonye” adı verilen kesici ve delici özelliğe sahip makinaya sol elini kaptırarak 4 parmağını yaraladığını ve hatta 2 parmağının koptuğunu, davalıların, iş kazasının yaşanmasında tam kusurlu olduklarını, müvekkilinin, dava konusu iş kazası nedeniyle sürekli olarak iş göremez duruma geldiğini, davacının dava konusu iş kazasının yaşandığı tarihte fiilen davalı ... Dekorasyon Müh. Mim. Ltd. Şti. bünyesinde çalışmasına rağmen, sigortasının yapıldığı tarihte kapanışı verilmiş olan ve yine aynı ortaklara (.... ve ....) ait davalı ... Mobilya İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde çalışıyor olarak gösterilmesi nedeniyle her iki davalının da müvekkilinin dava konusu iş kazasından kaynaklanan zararlarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, davalılar tarafından muvazaalı işlemler yapıldığını ileri sürerek maddi ve manevi tazminatın davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılardan ... Tasarım Dekorasyon Müh. Mim. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle, öncelikle zamanaşımı definde bulunduklarını, iddia edildiğinin aksine davacının, müvekkili şirket ... Tasarım Dekorasyon Müh. Mim. Ltd. Şti. bünyesinde çalışmadığını, davalı şirketlerin birbirinden bağımsız şirketler olduğunu, ayrı hukuk tüzel kişiliklerinin bulunduğunu, müvekkilinin işçisi olmadığı için, davacının nasıl iş kazası geçirdiği hususunda bir bilgileri olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Davalılardan Karatepe Mobilya İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının, müvekkili şirkette mobilya ustası olarak asgari ücret ile çalıştığını, davacının geçirmiş olduğu iş kazasının müvekkiline ait Mevlana Caddesi No:25 Sirkeli Pursaklar adresindeki işyerinde meydana geldiğini, bu üzücü iş kazasının olmasını müvekkili şirketinde kesinlikle istemediğini, davacı işçinin ihmali, dikkatsizliği neticesinde bu üzücü kazanın meydana geldiğini, davacının müvekkili işyerinde her zamanki işini yapmakta iken, davacının ricası üzerine davacının oğlunu işe aldığını, davacıya yardımcı olması için çırak olarak işe alındığını, olay günü her zamanki gibi davacının keresteyi makineye sürdüğünü, oğlunun da karşıda keresteyi tuttuğunu, davacının oğlu keresteyi kaldırdığı için davacının da eliyle keresteyi yerine oturtmak için bastırdığını ve bu aşamada elini makineye kaptırdığını, davacının hemen hastaneye kaldırıldığını ve gerekli her türlü tedavisi için yakından ilgilenildiğini, tedavi süresince de hem maddi hem de manevi her türlü desteği verdiklerini, meydana gelen iş kazasında asli ve tam kusurlu olanın davacı olduğunu, davacının müvekkili şirketin sigortalı işçisi olup kazanın da müvekkili şirkete ait işyerinde meydana geldiğini, davalı her iki firmanın farklı faaliyet alanlarında iş yapıyor hususları gözönüne alındığında davacının diğer davalı şirket bünyesinde çalışma iddiasının yersiz ve mesnetsiz olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; ''..5510 sayılı Kanun’un 95. maddesi gözönüne alındığında davacı tarafça verilen kesin sürelere ve ihtaratlara rağmen belirtilen prosedürün işletilmediği, meslekte kazanma gücünün tespiti için 2,5 yıl boyunca SGK'ya başvurup hastaneye sevk işlemlerini yaptırmadığı ve maluliyet oranını tespit ettirmediğinin görüldüğü, buna göre sigortalıya ya da hak sahiplerine sosyal sigorta yardımlarının yapılabilmesi, kusurlu işveren veya üçüncü kişilerden tahsili gereken maddi ve manevi zararların değerinin belirlenebilmesi için sigortalıya bağlanacak gelir ve hükmedilecek tazminatın miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle, sigortalıda oluşan meslekte kazanma gücü kayıp oranının ve bu oranın ne zaman meydana geldiğinin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin kesin olarak saptanması gerektiği, davacı tarafça 2,5 yıl boyunca yapılan tüm ihtarlara rağmen ... tespiti için gerekli işlemlerin yerine getirilmediği, meslekte kazanma gücünün kaybedildiğinin davacı tarafça ispat edilemediği gerekçeleriyle davanın reddine...'' karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine.." karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; SGK maluliyet tespit işlemlerinin uzun sürmesinde müvekkilinin hiçbir kusuru bulunmadığını, İlk Derece Mahkemesinin 14.02.2023 tarihli 13. celsesinde yeniden SGK'ya başvurulması için taraflarına süre verildiğini, ancak bu süreçte müvekkilinin annesinin yaşamış olduğu ağır rahatsızlık ile gelen tedavi süreci ve akabinde vefat haberi sebebi ile ilgili işlemlerin sekteye uğradığını, kusurun müvekkilinde olmaması sebebi ile eksik yargılamaya konu hükmün kaldırılmasını talep ettiklerini, ayrıca dava dilekçeleri ile birlikte maddi tazminatın yanında manevi tazminata hükmedilmesinin talep edildiğini, ancak İlk Derece Mahkemesi tarafından manevi tazminat yönünden eksik inceleme yapıldığını, yerleşik yargı kararları, maluliyet oranı %0 dahi çıksa iş kazasına uğrayan işçinin manevi tazminata hak kazandığı yönünde olduğunu, her ne kadar SGK işlemlerinin tamamlanamaması sebebi ile (-ki müvekkilinin hiçbir kusuru olmadığını) maluliyet oranı tespit edilememişse de Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Müfettişinin 29.01.2019-104643/13/İR/13 sayılı raporunda meydana gelen olayın iş kazası olduğunun izahtan vareste olduğunu, davaya konu olay ile müvekkilinin iki parmağının koptuğunu ve malul kaldığını, her şeyden öte uzuv kaybına konu olay sonucu müvekkilinin elem ve üzüntü içinde olduğunun açık olduğunu, hal böyle iken, ilk derece mahkemesi tarafından manevi tazminat taleplerinin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olup kaldırılmasını talep ettiklerini beyan ederek Mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, meydana gelen iş kazası sonucu maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere, delil ve ispat durumuna göre, dosya kapsamı ile dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında temyiz edenlerin sıfatlarına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin, tüm temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, 2.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 10b0bf773091d539 81f75cc27c9222bd

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı