Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/15110 E., 2025/1708 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/15110 E., 2025/1708 K. (10.02.2025) – Boşanma

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/15110
Karar No
2025/1708
Karar Tarihi
10.02.2025
Konu
Boşanma

10. Hukuk Dairesi 2024/15110 E. , 2025/1708 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1788 E., 2024/1615 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/36 E., 2022/240 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının eşi ile 2005 (25.07.2005) yılında şiddetli geçimsizlikten dolayı boşandığını, davacıya babasından dolayı aylık bağlandığını ancak Kurum tarafından 5510 sayılı Kanun'un 56/son maddesi ve 96. maddesi uyarınca aylığının kesildiğini ve 01.10.2008-16.01.2019 tarihleri arasındaki dönemde ödenen aylıkların faizi ile birlikte Kuruma ödemesinin istendiğini; söz konusu işlemin hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini belirterek aylığın yeniden bağlanmasına, 04.02.2019 tarih ve 56270185-855.02-E.1902113 sayılı borç bildirim belgesine esas olan işlemin ve borç bildirim belgesinin iptali ile belirtilen borç sebebi ile Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı SGK vekili, yapılan işlemin fiili duruma ve mevzuat hükümlerine uygun olduğunu, yersiz olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde, "Tutanak tanığı ... dinlenmiş, beyanında askere gitmeden önce davacı ve eşinin birlikte oturduklarını beyan etmiş, iş bu tanığın beyanı gereği evlilik tarihi kaydı ve askerlik belgesi kaydı dosyaya alınmış, tanığın askere 2007 yılında gittiği, bu kapsamda da davacı ve eşinin boşanma sonrası fiilen birlikte yaşadığı anlaşılmıştır. UYAP sistemden aile nüfus kaydı sorgulamada, boşanma sonrası müşterek çocuk kayıtları olarak 15.11.2005 doğumlu oğulları ... 'in doğduğu anlaşılmıştır. MEDULA kayıtlarının incelenmesinde, 2010 yılında aynı hekime tedavi oldukları görülmüştür. Her ne kadar davacı kendisinin ve eski eşinin farklı kişilerle evlendiğini bu nedenle fiilen birlikte yaşama iddiasının yerinde olmadığını bildirmiş ise de, her ikisinin de dava tarihinden sonra evlendiği, dava tarihine kadar şartlar değerlendirildiğinde fiilen birlikte yaşanmadığının ispatına ilişkin her hangi bir delil ve belge olmadığı görülmüştür. Tüm bu kapsamda toplanan bilgi ve belgeler ile dinlenen tanık beyanları birlikte ele alındığında, denetim raporunun aksinin ispat edilemediğinin kabulü ile asıl davanın reddine karar verilmiş; her bir ödeme tarihinden itibaren işletilen yasal faizin yerinde olduğunun kabulü ile birleşen itirazın iptali davasının kabulüne ve takibin devamına karar verildiği" belirtilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflarca istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, temyiz dilekçesinde özetle, -Mahkemece dinlenen 7 tanığın beyanının dikkate alınmadığını, -Kararın gerekçesinde "Boşanma sonrası müşterek çocuk kayıtları olarak 15.11.2005 doğumlu oğulları ...'in doğduğu anlaşılmıştır." denildiğini, ancak davacının evlilik birliği içinde hamile kaldığını, doğumun boşanma sonrasında gerçekleştiğini, -Bir defaya mahsus aynı hekime gitmelerinin birlikte yaşadıklarını göstermeyeceğini, -Davacının ve eski eşinin farklı kişilerle evlenmiş olmalarının da davacının davada haklı olduğunu gösterdiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı Kurum vekili, temyiz dilekçesinde özetle, vekalet ücreti yönünden kararın hatalı olduğunu, toplam borç bedeli üzerinden nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz talebinde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, boşandığı eş ile fiilen birlikte yaşama nedeniyle babası üzerinden aldığı aylığın kesilmesine yönelik Kurum işleminin iptali ile ödenmeyen aylıkların ödenmesi ve Kuruma borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili ile davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı